23 Kasım 2017 06:46

Deniz Temur deniztemurblog@gmail.com

Erdoğan hem haklı hem de haksız!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salı günü Akademik Yıl Açılış töreninde "En iyi okul aslında evladımızın evine en yakın okuldur" dedi. Erdoğan'ın bu açıklamasının nedeni TEOG'un kaldırılması sonrası endişe duyan veliler içindi.

Peki Erdoğan'ın dediği gibi 'en iyi okul eve en yakın olan okul mudur?'

Yanıt: Hem evet hem de hayır!

Dünya ev ile okul arasındaki mesafenin öğrenme ve çocuklar üzerine etkilerini araştıran sayısız araştırma var. Bunlardan biri yakın zamanda Almanya merkezli Education International tarafından yapılan bir araştırma. Araştırmanın sonuçları Erdoğan'ın açıklamalarını destekler nitelikte! Okula olan uzun yolculuklar öğrencilerin sağlığını ve eğitim başarısını olumsuz etkiliyor. 

Sonuçlar göre evi ile okulu arasında mesafe bulunan çocuklar yaygın olarak günde arabada, serviste yada otobüste 3 saate yakın oturmak zorunda kaldıklarını gösteriyor. 3 saat bir aracın içinde oturmak çocukların vücutlarında bir yetişkinden daha fazla yoruyor ve terletiyor. 

Ayrıca bu gruptaki çocuklar için gün okula başladıklarında değil, okula ulaşmak için yola çıktıklarından başlıyor. Dolayısıyla okula vardıklarında çoktan enerjilerinin bir kısmını kaybetmiş oluyorlar ve odaklanma süreleri düşüyor, tükenmişlik ve stres seviyelerini yükseltiyor. 

Ayrıca yolda maruz kaldıkları şeyler de çocukları etkiliyor. Örneğin aşırı yağışlı bir gün, sıkışık trafik okula varış sürelerini uzatıyor çoğunlukla da derse geç ve stresli başlamalarına neden oluyor. Bu nedenle  'devamsızlık' uzun mesafelerden dolayı bir sendroma dönüşebiliyor. 

Uzun yolculuklar çocukların okul sonrası zamanlarını da çalıyor. Yolda geçirilen uzun saatler ve yarattığı yorgunluk okul sonrası aktivitileri neredeyse imkansız hale getiriyor. Geriye kalan zaman ancak beslenme ve ödev yapmaya yetiyor.

Uzun mesafeler ayrıca çocukların geç yatıp-erken kalkması anlamına da geliyor. Uykusuzluk da çoğu kez en büyük stres kaynağı oluyor. 

Araştırmayı yapanlar ise velileri uzak mesafelerdeki okulların risk faktörü oluşturduğunu bu risklerin azaltılması önerisini sunuyor. 

Bir de tersten okuma yapalım!

Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki kaliteli eğitime ulaşma farkı malum. Aynı durum aynı şehirin farklı bölgelerinde yaşayan çocuklar için de geçerli. Yüksek göç, çarpık şehirleşme, gelir seviyesinin düşük olduğu bölgelerdeki okulların şehirlerin merkezlerinde, sosya ekonomik olarak kalkınmış semtlerdeki okullardan daha kötü durumda oldukları herkesin malumu.

PISA 2012 Türkiye Raporu'nda bölgeler arası farkın öğrenme başarısı üzerine etkileri incelenmiş. Aşağıdaki grafikte bölgeler arası farkların matematik becerisine etkisi ölçülmüş. Sonuç doğu bölgelerinde ortalama çok düşük seviyelerde. 

Ayrıca PISA'ya göre Türkiye okullar arası farkın, okul için başarı farkından çok daha yüksek olduğu bir ülke. Yani başarıdaki asıl belirleyici unsur okul kalitesi ve Türkiye'de bu denge sağlanamamış durumda.

New York Üniversitesi Profesörlerinden Selçuk Şirin'in aktardığı verilere göre mesala Finlandiya'da okullar arası başarı farkı yüzde 10'u geçmiyor. Türkiye'de ise bu farkın 74'e çıktığı ölçümler var. 

Özetlesi, herkes evine en yakın okula gitsin derken aslında bir fırsat eşitsizliği yaratıyoruz. Eve yakın okul fırsat eşitliğini sağlamış, tüm okullar arasında kalite dengesini kurmuş ülkeler için şahane bir çözüm. Ancak bizim önceliğimiz TEOG, YGS, LYS değil fırsat eşitliği yaratacak kaliteli, erişilebilir eğitim sistemi kurmakta.