16 Temmuz 2018 12:03

Deniz Temur deniztemurblog@gmail.com

En etkili depresyon tedavisi hem de bedava!

İster yeni anne olun, ister deneyimli; ister çalışan ister ev hanımı bir anne olun hayat bazen bizi biraz derinlere çekiyor. Kimimiz o derinden çıkmanın daha hızlı yolunu buluyor kimimiz ise biraz daha derinlere inebiliyoruz. Kendimize ayıramadığınızın zamanların ağırlığı çöküyor omuzlarımıza bazen. Kimi zamanda birazcık yalnız kalsam yeter diyoruz. Bazılarımız işten çıkıp koşa koşa eve yetişip yeni bir mesaiye başlıyoruz. Bazılarımız ise 'ah şu evden bir çıksam başka bir şeyler yapsam' diyip dertleniyor. Hele o kilolar yok mu o kilolar! Veremedikçe en büyük yükümüz oluyor.

Özeti hepimiz için bazen işler içinden çıkılması güç bir hale girebiliyor. Hayataki ilk önceliğimiz kendimiz olamıyoruz! Ruhen zorlanıp çökebiliyoruz. Her defasında ayağa kalkmayı başarsak da içerde bir yerde hep bir çürüğümüz kalıyor. Dönüp kendimize bakmaya bile korkuyoruz bazen. Kendimize bakıp geldiğimiz durumu görmek bile büyük bir cesaret gerektiriyor. Yok saymanın kolaylığı yanında.

Bugün size dönüp kendine bakma cesareti gösteren bir kadının Wendy Suzuki'nin hikayesini yazmak istiyorum. Dışarıdan bakınca güçlü görünen bir kadının en aciz anında kendini yeniden yaratmasının hikayesini...

Wendy Suzuki, New York Üniversitesi'nde görevli bir nörobilim profesörü. Sağlıklı Beyin Mutlu Hayat ve Mutlu Hayat kitaplarının yazarı. Çocuk sahibi mi bilmiyorum ama laboratuvarı ve çalışmaları onun çocukları gibi. Öyle ki bir kaç yıl öncesine kendi laboratuvarı dışında bir hayatı yoktu. Yapmaya çalıştığı şey beynin uzun süreli saklama alanı olan hipokampüs bölümünü incelemekti. Deneyleri için de kendi beynini kullanıyordu.

Laboratuvarda geçirdiği günlerden birinde Wendy, sosyal çevreden uzak ve yalnız bir hayatı olduğunu fark etti. Bütün gün bir laboratuvar içinde beyin hücrelerinden gelen elektronik dalgaları ve sesleri inceliyordu. Kariyeri en parlak dönemini yaşıyordu çünkü çalışmaları bilim dünyasında ses getiriyordu ve herkes onu tanımaya başlamıştı. Ancak Wendy'nin özel hayatında ve kendi iç dünyasında işler hep de kariyerindeki gibi gitmiyordu.

- Sürekli oturmaktan 11 kilo almıştı. 

- Hiç arkadaşı yoktu.

- Mutsuz ve hantal hissediyordu.

- Gittikçe çalışmalarına odaklanması zorlaşıyordu. 

İçinde bulunduğu durumu fark ettiği dönemde tek başına bir rafting turuna katıldı Wendy. Grupta tura yalnız katılan tek kişiydi. Eğlenmişti eğlenmesine ama tatil dönüşü evine geldiğinde rafting grubundaki en güçsüz kişi olduğunu fark etti zaten fazla kilosu da vardı. 

Sadece bir dahaki rafting turunda en güçsüz insan olmamak için bir spor salonuna yazıldı. Başlarda hevesinin kısa sürede geçeceğini düşündü hatta başladıktan bir süre sonra orada geçirdiği zamanı laboratuvarda geçirmesi gerektiği yönünde fikirler üretti kafasında ama bir süre sonra çok ilginç bir şey oldu. 

Wendy spor salonuna gitmeye devam ettiği günlerde kendini farklı hissetmeye başladı. İlk egzersiz sınıfından sonra bile daha mutlu hissettiğini ve spora devam etme isteğinin arttığını gördü ve egzersizi sürdürmeye devam etti. 

Wendy, farkında olmadan egzersiz yaparken bilimsel çalışmalarını değiştirecek büyük bir şeyle karşılaştı ve araştırmasının yönünü tamamen değiştirdi. 

Spor yapmak Wendy'nin beynini değiştirmeye başlamıştı.

Çalışmalarında kendi beyinin inceleyen Wendy bariz fiziki ve fonksiyonel farklar gözleşmeye başlamıştı. Kendi beynindeki uzun süreli hafıza alanı çok daha iyi görünüyordu. Bu parçaları bir araya getirmesine yardımcı oldu. 

Spor beynini değiştiriyordu. 

Araştırmalarını bu alana yoğunlaştıran Wendy, egzersizin beyindeki hafıza ve odaklanma alanlarındaki hücrelerin sayısını arttırdığını kanıtlayan verilere ulaştı. 

Bugün aynı zamanda bir fitness eğitmeni de olan Wendy, insanlara ilham olması için hareket etmenin beyin üzerindeki olumlu etkilerini şöyle sıralıyor:

1- Sadece yapmaya başlayın. Düşünmeyin. Kilonuzu, geleceğinizi, zamanını, vücudunuzu sadece başlayın. Çünkü spor başladığınız anda beyninize etki ediyor ve sizi daha mutlu edecek hormonlarınızı devreye sokuyor. Tek bir egzersiz bile sizileri depresyonun elinden almaya başlayabilir.

2- Dikkat ve odaklanma süreniz artar. Eğer hareketten uzak bir hayat sürüyorsanız yapmak istediklerinize odaklanamamanız çok muhtemel. Bu da sizi yapmak istediklerinizden uzaklaştırır ve mutsuzluğunuza mutsuzluk katar. Spor yaparsanız bu kısır döngüyü kısa sürede kırarsınız. 

3- Reaksiyon süreniz hızla artar. Mesala yemek masasındaki tabağı aşağı atmak isteyen çocuğunuzdan daha hızlı olabilirsiniz. (Ki bu hepimiz için çok hayati)

İtiraf edelim!

Sporu konuşmak kolay ama yapması zor.

Wendy de bunun farkında ve bu zorluğu aşmaya yardımcı bir de önerisi var. Hem de bilimsel olarak kanıtlanmış.

Spor yapmak için öyle düzenli spor salonuna gidip, saatlerce ter dökmek zorunda değiliz. Sporun beynimizde yarattığı mucizeye kavuşmak için yapmamız gereken minimun egzersiz miktarı haftada 3 yada 4 kez en az 30 dakikadan oluşuyor.

Egzersiz sınırı da yok. Ne isterseniz yapabilirsiniz. İster yürüyün ister merdiven çıkın. Sadece kalp ritminizin yükseldiğine emin olun.

Wendy'nin son bir de vaadi var: Hayatınızın yönü değişecek!

Bence denemeye değer üstelik bedava! 

Haydi miskinliğe, atalete son!

Deniz Temur'u sosyal medya hesaplarından da takip edebilirsiniz.

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem