23 Eylül 2018 20:48

Abdullah YILMAZ abdullah.yilmaz@internethaber.com

Dünyanın kâbusu

Türkün kısacası Türkiye’nin bekası yine geleceği tarihinde gizlidir, günümüzde içinde bulunduğumuz kıskaç operasyonlarının tek sonucu tarihimizle yüzleşmektir.

Tarih tekerrürden ibaretken maalesef geçmişine yabancılaştırılan bu uygarlık bilinci sistematik olarak silinmeye çalışılmaktadır

Anlatacaklarım Türklerin kaderidir, birlikte yaşadığımız tamamı ülkenin ayrılmaz parçası olan akrabalarımızın geleceği de yine hepimizi bağlamaktadır, Laz olsun Çerkez olsun Kürt olsun, hepimizin ortak paydası Türkiye olurken, geleceğe dair kaygılar ve planlarımız aynıdır.

Tarih boyunca hedef haline gelmiş, güçlüyken biat edilen ancak ne zaman kendinden çok başkasını düşündüğünde başına türlü belaları misafir eden, ataların kaderini günümüzde fazlasıyla yaşamaktayız,

Bağımsızlığımızı, var olma sebeplerimizi hep uçurumun kenarında hissettik, kendi içimizde olanlardan evini ateşe verecek o kadar çok hain besledik ki, işte o gün bu gündür.

Devlet olmakla millet olmak çok faklı bir şey dir, toplama insanlardan ülkeyi yazılı yasalarla bir arada tutarken, millet olmanın genetik yapıda gizli olduğunu unuttuk.

Bizi biz eden aslında yedi kuşak öncesi dedelerimizin dünya halini unutup, sadece bizim tek ve ilk olduğumuz yalanıyla bocalayıp durduk.

İpek gömleğe keten kumaştan yama yapmaya çalıştık, ortaya çıkan ucube bir örtü oldu ki, hep bir tarafımız açık kaldı.

Dünya uygarlığında daha 150 yılı geçemeyen yetmiş iki milletin oluşturduğu tarihsiz, toplama sözüm ona çağın süper gücü ABD’nin, kendi içinde barındırdığı, belli bir zümrenin kölesi olduğunu anlamadan onun ipine sarılanlarımız var bu günlerde.

Bu yanlış ve tuhaf yapıya bakarak ülke dizayn etmeye çalışan her millet bu yanlış hesabın altında ezilmeye mahkumdur. Aynen kendini dünyanın efendisi sanan ABD’nin de yakın zamanda 32 parçaya bölüneceği gibi

Hangi millet kendini din ya da ideolojilerin yalanı hamurunda mayalamaya çalışırsa küflenmeye mahkumdur. Bozulmaya yok olmaya mecburdur. Oysaki organik kısacası kendine ait yapılar daha uzun ömürlüdür.

Günümüzde ülkemiz üzerinde ve dünyanın tamamında kurduğu yalan ekonomisi ile acımasız saldırgan tutumuyla işgal etmeye çalışan bir anlayış var. Nerede olursan ol, ne iş yaparsan yap alnının terine ortak bir anlayış, adı da ABD

ABD üzerinden dünyayı sömüren bir anlayış, ya da kendini kadim sanan bir insan ırkı,kısacası dünyanın kabusu

Bastığı 1 sentlik maliyetle milyonlarca dolar üretip dünyayı esir alan bir anlayış, senin emeğinin bir şekilde o ülkede yaşayan insanlara akıtılan bir düzen.

Nüfusunun yarısı obez, dünyadan haberi olmayan, cahil bir halk.ve sen onların biraz daha yağlanması için biraz daha zayıflıyorsun.

Köleleri ni geçmişte, çiftliklerde ölene kadar, bir deri bir kemik kalana kadar çalıştıranlar, artık tüm dünya üzerinde aynı anlayışı sürdürmekteler.

Sömürgeci bir devlet, önüne gelen her ülkeyi sömüren bir yapı. ABD Sınırları içindeki halk, kendini bağımsız hatta özgür hissetse de, onlarında özgürlüğü geniş devasa bir çiftlikte etrafı çitlerle çevrilmiş inek sürüsünden farklı değil.

Tek olumlu tarafı bu çiftliğin sahipleri, ineklerine istemedikleri kadar ot, saman sağlıyor, bunu da başkalarının emeğinden, ekininden çalarak ya da zorla alarak sağlıyor.

Dünyanın başındaki en büyük bela ABD ve onu süper güç yapan akıl sahipleridir. Doların üzerinde Siyonizm’in bayrağını açanlardır.

Ya dünyanın tamamı geri zekalıdır, ya da dünyanın tamamı, dolar üzerinden hakimiyet kuran üç beş insan görünümlü şeytanın tebaasıdır.

Gelecekte Dünyanın sahibi insanlar mı, yoksa onları idare edecek firavunlar mı, zaman gösterecek.

Olay insanlar arası zekâ olayı değil, bu gidişe dur diyebilecek kaç cesur insan ve devlet var onu görmek lazım.

Dünyanın sorunu sadece din üzerinden kendine kutsal seçtiği mabetlerini koruma değil, insanlığın kaderini, geleceğini, ırkını koruma durumudur.

Dünyanın başındaki bu tehlikeli anlayışın yer yüzünde akıttığı her göz yaşına mendil olmayı gönül ister ancak gerçekler ülkemiz üzerinde oynamaya çalıştıkları oyunlara göğüs germeyi gerektirir. Tüm dikkatimizi ve gücümüzü kendi içimizde yaratacağımız sinerji ve stratejide toplayıp, oyunları bozmak olmalıdır.

İçerdeki hesaplarımızı, davalarımızı kendi düzenimizde sandığa dayalı sonuçlar çıkarmak varken, şeytanın elinde maşa olup Siyonizm’in ateşine köz taşımak olmamalıdır.

ABD halkının yüzde 99 unun umurunda olmadığı, ya da bilgisi dışındaki dünya üzerindeki estirilmeye çalışılan rüzgârın altında ezilmemek için, savrulup gitmemek için, sağlam yapı taşlarına sarılmamız gerekmemektedir.

İçerde politikalarını sevin ya da sevmeyin, durum mevcut yöneticilerimize dünya arenasında sahip çıkmayı gerektirir. Tıpkı 15 temmuzdaki alçak Amerikan menşeli ayaklanmaya pranga vurup demokrasiye sahip çıkmayı gerektirdiği gibi.

Geleceğimize, kendi irade yolumuzu açık tutmalıyız.

İrade Türkündür, Türkiye’nindir, bunu kimseye verme, verirsen borçlu çıkarsın.

Yaşananlar AK partiyi, CHP’yi, MHP’yi, kendine Türkiye sevdalısı diyen tüm partileri aşar.

Ancak Türkiye’yi aşamaz.