17 Ağustos 2018 07:56

Kevser Zeynep Tutuş kevserzeyneptutus@gmail.com

Dolar, Euro ve İhanette tarihi yükseliş

Yıllar önce trende yetmişli yaşlarda bir adamla tanışmıştım. Zarif bir Osmanlı beyfendisi edasıyla müsaade isteyip yanıma oturdu. Acemi bir sürücünün yaptığı elim bir trafik kazasının kurbanıydı, sayısız ameliyat geçirmiş düzelememişti.

Haber bültenlerinde yüksek makamlarda oturan memurdan devşirme politikacıların "acemiliği yıllara meydan okuyan üslubunu" tarafsız takip eden biri için, bu adamın eski bir siyaset geleneğinden gelme bir vatansever olduğu, cümlelerin aralarına attığı nüanslardan bariz okunuyordu. Kazadan sonraki zamanlarda devletin kendisine gösterdiği vefayı ve imkanları anlatırken, borçlu hissediyor gibi hüzünlenip sesi titredikçe beni de ağlatıyordu.

Yıllarca Erbakan'la beraber yürümüş eski emektar milli görüşçü ihtiyar, Erdoğan'ın ayrılığını kabullenememiş, anlam verememiş küskün ve sitemkar ses tonuyla onu anlatırken "yaşı küçüktü fakat aklı ve idealleri büyüktü; o bizim hocamızdı" demekten de geri durmuyordu.

2013 yılında Fetö, devletin başına çorap örmeye başlayınca, Yusuf amca yanına yetmiş arkadaşını alıp, asla oy vermeyeceğine yemin ettiği Ak Parti'ye üye olmuşlar. Bu olayın gecesi telefonu çalmış. Keşke bu kısmı anlatırkenki sevincini ve heyecanını kelimelerle ifade edebilsem. Arayan Emine Erdoğan...

Sonra telefonu Sayın Erdoğan almış "dünyada herkes Ak Partili olsa, Yusuf amca olmazdı, ne oldu da değişti fikrin?" sorusuna "VATAN" cevabını vermiş. "Baktım vatan elden gidiyor, şahsi kırgınlıklarımı attım kenara."
 

Vallahi ne varsa eskilerde var. Bayram gelince barışan, cenazede kötü günde kucaklaşan ecdadımıza bakınca, merhum Akif'in tabiriyle "necib evlada layık tek şiar" dan mahrum kalmışız. Doğal afette, ekonomik sarsıntılarda, her sıkıntıda ellerini ovuşturan sırtlanlar oturmuş karakterlere.


Gazetecilerin, siyasilerin dolar 6 lirayı geçtiğindeki kötü gün duruşunu bir kenara not al ey millet. İyi günde kimlerle yürüyeceğiz, "vatan" emanetinin makamlarını kimlere teslim edeceğiz; bunu kötü günlerde gördük ve göreceğiz. Kanayan yaraların  karşısına geçip gülen, inşallah iyileşmez, ya ölür ya uzvu kesilir der gibi bekleyen çakalların hesabını, millet olarak sandıkta kestik, keseceğiz. Bu yaşadığımız kötü günün  de daha net idrakı için de aklıma bir temsil geldi. Adamın biri karısı ve iki çocuğunu bırakıp gurbete gitmiş. Geri döndüğünde üçüncü bir çocuk evin içinde, eşikte oturmuş yoğurt yiyormuş. Adam "ben giderken iki çocuk vardı, bu da neyin nesi?" diye sorunca karısı demiş ki "geçimde gözün varsa, şu eşikte oturmuş yoğurt yiyen masum yavruya laf etmeyeceksin!"

Olaya bakın; adamlar bize "masum bir din adamı olan rahip Brunson'u serbest bırakmazsanız ciddi yaptırımlar uygulayacağız diyor. Yani biz aldatıldığımızı görmezden gelirsek, yoğurt yiyen masum din adamı(!)na ajan demezsek, sorgulamazsak dolar düşecek.

Asıl mesele şu; muhalefetin biz ekonomiyi düzeltiriz, korumasız gezeriz vaatleri birer itiraf değil midir? Biz Amerika'nın içimizdeki masum yavrularıyla mis gibi geçinir, düşmanla işbirliği yaparız demek değil midir bu sorarım?!