21 Eylül 2018 16:24

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Dinime dahleden bari müselman olsa…

Zahidin her ne kadar ta’nı firavan olsa

Ana gam yemez idik zerrece irfan olsa

Sıdk ile mezheb-i İslâm’da pûyan olsa

Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa

Dahleden dinimize bari müselman olsa.

Gerçi kim nefse uyup itmedeyüz sehv ü hata

Bilürüz cürmümüzi itmeyiz inkâr asla

Gam değil aybımızı söylese dâim âda

Kâilüz hak söze biz gerçi Bahaî amma

Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa

Dahleden dinimize bari müselman olsa.

Yukarıdaki ifade, 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı şeyhülislamlarından Mehmet Bahaî Efendi’nin bir şiirinde yer alıyor. Mehmet Bahaî Efendi, bugünkü Türkçe’yle şunları söylüyor:

Dünyayı terk eden insanın,

Her ne kadar ayıplaması çok olsa da,

Ona gam yemezdik.

Yeter ki ayıplayanın zerre kadar irfanı olsun;

Doğrulukla İslâm mezhebi yolunda koşan olsun.

Bize dinsiz diyenin kendisinde iman olsa,

Dinimize karışan bari Müslüman olsa…

Gerçi nefse uyarak yanılıp hata ediyoruz.

Fakat suçumuzu bilir, asla inkâr etmeyiz.

Düşman, ayıbımızı daima söylese gam değil.

Hak söz karşısında biz Bahaî boyun eğmişiz.

Ama bizi dinsizlikle suçlayanın kendisinde iman yok.

Dinimize karışan bari Müslüman olsa...

Zamanımızda dinimize dahleden, dil uzatanların durumu, Mehmet Bahaî Efendi’nin mısralarını akla getiriyor. İslami esaslara dil uzatan,

İslami değerleri küçümseyenlerin din ile uzaktan yakından alakası yok.

Sözü bir önceki yazımda bahsettiğim, Kur’an-ı Kerim ayetlerini şiddetin kaynağı gibi gösteren “Siccin” film serisinin yönetmeni ve yapımcısına getirmek istiyorum müsaadenizle.

Yaptığım küçük bir araştırma sonucu gördüm ki bu filmlerin yönetmeni bir ateistmiş. Yapımcı firma ise Yahudi Siyonist bir firma…

Bu bilgilere ulaşınca aklıma hemen Mehmed Bahai Efendi’nin meşhur mısrası geldi: “Dinime dahleden bari müselman olsa…”

Aslında İslam’a yapılan saldırıların faillerine baktığımızda hepsinin ortak noktası “din düşmanı” olmaları.

Din ve diyanetle zerre miktar alakası olmayan bu insanlar konu Allah, İslam, Kur’an, Peygamber olunca adeta uzman kesiliyorlar ve o engin (!) bilgilerini döktürmeye başlıyorlar.

Be hey vatandaş, madem ateistsin, Allah’a ve dine inanmazsın, yok sayarsın; ne diye yok saydığın şeye saldırıyorsun?

Yok olduğuna inandığın şeye saldırıyorsan ben senin aklından ve akıl sağlığından şüphe ederim. Sen gidip uzman olduğun alanlarda sanat yapsana kardeşim…

Ama maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olunca işte ortaya böyle garip durumlar çıkıyor. Bu durum benim her zaman söylediğim ve iddia ettiğim “proje planlar” olayını da doğruluyor.

Tüm bunlar tek bir merkezde planlanıyor ve piyasaya değişik kişilerin marifetiyle sürülüyor.

Maksat ve amaç belli: İslam’ı ve Müslümanları değersizleştirmek, dejenere etmek…

Tüm bu olanlara karşılık Müslümanlar olarak uyanık olmak zorundayız. Onların dinimize ve mukaddesatımıza saldırdığı kadar bizim de doğruları anlatmamız gerekiyor.

İslami medya ve iletişim araçları bu konuda topyekûn bir yayın birliği içine girmeli, Diyanet İşleri Başkanlığı camilere gelen cemaate işin doğrusunu anlatmalıdır.

Fert olarak bizler de demokratik hak arama kural ve çerçeveleri içerisinde hukuki ve bürokratik alanlarda üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmeliyiz.

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser