23 Eylül 2018 03:20

Hadi ÖZIŞIK hadi.ozisik@internethaber.com

Dikdatör nakaratı, medyanın bitişi ve kibir!

Dünya bir olmuş, Tayyip Erdoğan'ı alt etmek için çırpınıyor. Ne diyorlar Erdoğan için? Elle tutulur bir argümanları var mı? Bir tek "dikdatör"e sığınıp duruyorlar. Başka da bir politika üretmiyorlar, üretemiyorlar. 

Tayyip Erdoğan ne yapıyor peki?
CHP gündeminde değil. 
HDP onun için terör örgütü PKK'nın uzantısı! 
İYİ PARTİ
'yi yok sayıyor...
Çalışmak ve köklü çözümler getirmek için sadece çalışıyor. 2019'un Mart ayında yapılacak yerel seçimler için hazırlık yapıyor. FETÖ ile mücadelesini hiç ara vermeksizin sürdürüyor. 

Hem de gece gündüz!

30 Ağustos'ta yüklü bir programı vardı Erdoğan'ın. Aynı günün akşamı Beştepe'de gecenin bir yarısına kadar resepsiyona katılan konuklarını ağırladı... dert dinledi, sohbet etti... 31 Ağustos'ta İstanbul'da açılışlar yaptı, mezuniyet törenlerine katıldı. Akşam Mücahit Arslan'ın düğününe katıldı ve 1 Eylül'de 3 günlük Kırgızistan gezisine çıktı. 

FETÖ'yü Türkiye'de çökerten Erdoğan, ipin ucunu bırakmak istemiyor. 15 Temmuz gecesi Türkiye'yi kana bulayan bu terör örgütünü dünyadan silip atmak istiyor. Kırgızistan'da FETÖ'nün hâlâ çok güçlü ve etkili olduğunu gördük. Cumhurbaşkanı üç gün boyuna, bu hain örgütün marifetlerini Kırgız yönetimine anlatıp durdu. Kırgızistan için tehlike çanları çalıyor. FETÖ, 15 Temmuz öncesinde olduğu gibi, Kırgızistan'ı da kuşatmış durumda. Her yerde adamları var... bürokrasinin neredeyse tamamı onların elinde. 

Tayyip Erdoğan, Kırgız yönetimine sıkı sıkı tembihte bulunduktan sonra, Türkiye'ye döndü. Bir tarafta Trump manyağı, yanı başımızda katil Esed. Rusya'nın İdlib çılgınlığı... PKK, DEAŞ ve türlü terör örgütleri... Tayyip Erdoğan ülkesinin üzerindeki kara bulutları dağıtmaya çalışadursun, bizimkiler hâlâ "diktatör" nakaratıyla meşgul. Üstelik kendi diktatörlüklerini hiç hesaba katmadan. 

ABD askeri kesilen bu muhteremler kendi ülkelerine büyük kötülük yapıyor, Trump'ın ekmeğine yağ sürüyorlar.  Ülke siyasetleri desen yok, ekonomi desen bir çözüm önerileri yok. Dış politikaya yönelik politika üretemiyorlar. Erdoğan kiminle zıtlaşsa, kime ters düşse... Türkiye'ye düşman olan, Türkiye'yi batırmak isteyen, Türkiye'yi ekonomik olarak çökertmek isteyen kim varsa... hepsiyle dost olmuşlar. 

Niyetleri Erdoğan'ı çökertmek!
Ve fakat...
Erdoğan'ı çökerteyim derken, Türkiye'yi çökertiyorlar!
Hem de, bile bile... 
Yazık ki, ne yazık!

HADİ BİRBİRİMİZİ YİYELİM

Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük, medyanın bittiğini belirten iki yazı yazdı. Gerekçe olarak da, kimi yazarların ve gazetelerin etkisiz hale geldiğini gösterdi. 

Cem Küçük, iktidar yanlısı veya iktidar karşıtı kalem erbabını ayırmaksızın bir tespitte bulunuyor:

"Okunmuyorlar..."

El hak doğru...
Ve fakat...
Erdoğan'a düşmanlık yapan kalemleri "okunmayan" yazar olarak sınıflandırmak doğru değil. Toplumun yarısı bunlardan nemalanıyor, Erdoğan düşmanları bunlardan besleniyor. Sosyal medyadaki paylaşımlar bunun göstergesi. Erdoğan'ın aleyhindeki yazılar tık rekoru kırıyor. İstatistikler bu yönde bir grafik çiziyor çünkü. 

İktidar yanlısı yazarlar da okunuyor elbet. Ama iktidar karşıtı yazarlar kadar değil. Onlar birbirlerini yemekle meşgul çünkü. İsim isim saymaya gerek yok, çoklar... Kendi insanını, kendi arkadaşını, kendi davasına gönül veren kim varsa... hepsini kesip biçiyorlar. 

Ersoy Dede son örnek... 
Volkan Konak'la poz verdi diye...
İdam sehpası kurmadıkları kaldı. 
Karşı taraf tek vücut olmuş, Erdoğan'ı yemeye çalışıyor. 
Bu arkadaşlar ise, birbirini boğazlıyor. 

Cem Küçük haklı; medya bitiyor.
Ama bir kesimi...
Onlar birbirini boğazlıyor, diğerleri ise olup itenden keyif alıp, palazlanıyor. 

AH KİBİR AH

AK Parti'de eski bir genel başkan yardımcısı Sultanbeyli Belediyesi'ne ziyarete gidiyor. Hoş, beş, sohbet derken... çay kahve servisi yapılıyor daha sonra... 

Paçalarından kibir akan eski genel başkan yardımcısına kahve ikramı yapılıyor. Görevli, kahveyi önüne koyarken, başına geleceklerden habersizdi. 

Birden hiddetleniyor bizimki:
"Çağırın bana şu çaycıyı..."
Çocuk geliyor:
-Buyurun efendim.
-Evladım sen ne beceriksiz bir adamsın öyle. Kahve koyuyorsun önüme, kahve fincanının kulpu solda... sen nasıl bunu yaparsın, kahve fincanının kulpu sağda olur. 
-Efendim... 
-Çık dışarı... gözüm görmesin seni.. 

Başkan da, yardımcıları da... Orada bulunan meclis üyelerinin de yüzü kızarıyor ama elden bir şey gelmiyor. Koskoca genel başkan yardımcıları var karşılarında... 

Ne desinler, kibir ağır basmış bir kere!

BAKANI ODASINDAN KOVAN İL BAŞKANI

DYP iktidarının Bakanı Yıldırım Aktuna da, kibirliydi bizimki gibi. Yıldırım Aktuna Osmanbey'deki DYP binasına geldiğinde, İl Başkanı Orhan Keçeli odasındaydı. Aktuna içeri girer girmez Keçeli'nin koltuğuna kurulduktan sonra, "Beni neden kapıda karşılamadın Orhan?" dedi. 

Keçeli cevap vermek yerine, usulca yanına sokuldu Aktuna'nın. Kolundan tuttuğu gibi, kapıya doğru fırlattı:

"Sen bakan olabilirsin ama önce insan olmalısın. Ben burada Demirel'i temsil ediyorum. Beni nasıl azarlarsın? Bu ne kibir Yıldırım Efendi?"  

Rahmetli arkasına bakmadan çekip gitti!

Orhan Keçeli demişti diyeceğini.
Kibre pabuç bırakmamıştı.
Kıssadan hisse...