22 Eylül 2018 04:01

Abdullah YILMAZ abdullah.yilmaz@internethaber.com

Devletin memuru milletin vekili...

Erken seçimle beraber kendini mecliste görmek isteyen vekil adayları müracaatlarını yaparken memur olanlar bağlı bulundukları kurumlara istifalarını vermeye başladılar.

Eskiden memur istifaları başvuru sonuna kalırdı, ama bu sefer erken seçimin adına uygun erken kalkan yol alır misali dizi dizi sıralanmaya başladılar. Önce baş memurlar sonrada kendine terfi bekleyen kısa yoldan amir olmak isteyenler

Vekillik müracaatçıların her birinin ayrı bir nedeni, ayrı bir planı var.

 Aday dahi olmayacağını bile bile üç beş bin liraya

Kimi şanım olsun

Teşkilat biraz daha tanısın, geleceğe yatırım olsun

Terfi bekliyordur seçim sonrası müdür olsun

Doğrusu merak ediyorum müracaatçıların yüzde kaçı memur olup vekilliğe adaylığını koyacak

Yarısı olursa şaşırmam, ancak asıl aday olacakların yüzdesi Türkiye’nin gerçek yüzünü gösterecektir.

Düşünebiliyor musunuz kendini devlet sanan ve yıllarca devletin gücünü kendi içinde, yaşamında şahsileştiren, devlet adına devleti vatandaşa karşı koruma duygusuyla yetişen biri, vekil olacak hem de milletin vekili olacak, ona yaşam alnı bırakıp rahat nefes almasını sağlayacak,

Devletin statükocu baskıcı hep kendini vatandaşın öncesinde gören bir yapıya karşı senin benim için mücadele edip yeni düzenlemeler yapacak

Mümkün mü

Bazı bazı mümkün olmuşluğu vardır ama o dediğimiz bir elin parmaklarını geçmez

Adam genel müdür, belli ki işinde en verimli olduğu çağda, gelmiş final yapmanın peşinde, devletten alacağı tazminatı mevki olarak, statü olarak pekiştirip devlet adına yaşadığı ayrıcalıklı hayata yeni ayrıcalıklar katmanın peşinde.

Ülkeyi fabrika gibi yönetemezsin,

Vatandaşın hakkını adliye koridorlarında aradığın gibi arayamazsın,

 Milleti dersliklere toplayıp, alıntılar yapıp ahkam kesemezsin

 Stetoskopunu vatandaşın göğsüne dayayıp gönlünü ölçemez, elinde neşter dertlerini kesip atamazsın

İşte bu meslekler ülkemizin meçlisinde çoğunluğu elinde tutan, iradeyi genel başkanlara bırakan bahtsız vekillerimiz.

Yarısı bürokrat diğer yarısını da avukat, doktor ve öğretim görevlisi bir yapının halkla ne kadar iç içe olacak varın siz düşünün.

Almanya meclisinde sadece 8 tane duvarcı ustası olduğunu düşünürsek, demokrasi adının bedenimize oturmadığını anlarız.

Parti genel başkanlarının tek adam olma anlayışı, hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir kelimesini manasız kılmakta, aday yapılacakların seçiminde kriterlerin liyakat değil, biat a uygunluğu sorgulanmaktadır.

Şirket gibi devleti yönetmeye kalkarsanız karınızda olur zararınızda, ancak eninde sonunda iflasınızı verirsiniz

Halkın kendi kendini yönetmesi, dayatılan vekil adaylarına sadece oy vermek midir,

Adını işini başarısını bilmediğimiz bir sürü adama evet ya da hayır diyeceğiz. Neden

Bu sistem dayatan ve tek adamcı lığa dayanan sizin adınıza biz her şeyi düşündük diyenlerin rejimidir

Padişahlık rejiminden sonra ancak bu kadar şekil değiştirebildik.

Bazıları sn cumhur başkanına tek adam, diyor

Hadi oradan hanginiz değilsiniz diyen yok

Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan bu tarafa hangi lider tek adam olmadı.

Hangi parti demokratik, hangi genel başkan seçim yenilgisinden sonra çekip gitmiş

Hangi genel başkanı yerini sabitlemek için etrafına yandaş doldurup delegeleri kedine zincirlemedi

Sonra tek adam anlayışına karşıyız deyip halkın huzuruna hangi yüzle çıkıyorsunuz.

Sanırım biz çok geç kaldık, çok eksik

Dünya nerede biz nerede

Hayaller başka, gerçekler bir o kadar

Sanırım başka zamanlara kaldı, halkın özlemleri

Bu sistemde halk sadece yönetilir, yönlendirilir,

Doğrusu bizim millete çobana alışık,

 Çoban yoksa kurt vardır

O zaman hep bir ağızdan HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ DEVLETİNDİR.