22 Eylül 2018 20:20

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Darbeler ülkesinden seçimler ülkesine…

Ülkemiz uzunca bir süre darbelerle birlikte yaşadı. Hatta “10 Yılda 1 Darbe” gibi meşhur bir söz ve beklenti oluşmuştu. Şimdi Rabbimize hamd-ü senalar olsun ki 15 Temmuz itibari ile o dönem bir daha açılmamak üzere kapandı.

Ancak şimdi de adeta bir seçimler ülkesi haline geldik.

Bir zamanlar ülkeye darbeler yoluyla bir şeyler dayatmak isteyenler şimdi gerçekleştirilmesi gereken süreçlerin inşası için gerekesinim duyulan seçimleri yumuşak karın olarak değerlendirerek niyetlerini aşikâr ediyor ve bu süreci bir fırsat aracı olarak görüyorlar.

Kamuoyunun gündemini son günlerde bedelli askerlik yasası ile ayrıntılar meşgul ediyor.

Bilindiği üzere bedelli askerlik konusu yeni bir konu değil. Yıllardır bu konuda propaganda yapılarak bedelli askerlik yasasının çıkarılması için siyasiler üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor.

Bazı kesimler ve sözüm ona haber mecraları her türlü süreci bulandırmak niyetinde oldukları için bu sürece de aynı düşünce ve izanla yaklaşıyor ve “ne kadar vursak kardır” düşmanlığıyla yaklaşıyorlar.

Uzunca bir zamandır tüm baskı ve isteklere rağmen bedelli askerlik konusunda bir sonuç alınamamıştı.

Ta ki son yapılan 24 Haziran seçimlerine kadar. Seçimleri fırsat bilen bedelli askerlik taraftarları yine siyasiler üzerinden arzularını dile getirdiler. 

Seçimlerden önce seçmenlere verilen sözler bugün yerine getiriliyor.

Bu köşenin takipçileri hatırlayacaklardır, bedelli askerlik konusunda görüşlerim olumsuzdu ve hep “bedelli değil bedenli askerlik” yapılması noktasında görüşlerimi dile getirmiştim. Ancak bugün amacım bedelli askerlik konusunu tartışmak değil.

Bazı kesimlerin seçimleri fırsat bilerek normal zamanlarda yaptıramayacakları işleri siyasiler üzerinde baskı aracı olarak kullanıp isteklerini yaptırmalarının yanlışlıklarına değinmek istiyorum.

Seçimler, demokrasinin bir gereği olarak yapılır, amaç daha iyi, daha düzenli, daha güçlü bir yönetim mekanizmasına kavuşmaktır.

Bu özellikleri yerine getirecek siyasi partiyi eğer günlük politikalar üzerinden değil de uzun vadeli hükumet programları üzerinden seçersek güçlü yönetime ve güçlü ülkeye kavuşmuş oluruz.

Ancak seçimleri bir fırsat bilip siyasiler üzerinde “oyum falanca işi yapacak olan partiye” şeklinde bir baskı oluşturursak partileri ve ülkeyi günlük ve kişisel çıkarlarımıza alet etmiş oluruz.

Bugünü belki kurtarırız ama ülke ve toplum bu uygulamalardan zarar görecektir.

Endişem önümüzdeki yerel seçimlerin aynı fırsatçı insanlara kurban edilmesidir. Zira fert planında daha fazla ve daha kolay kişisel çıkarlar adına sesin yükseltilebileceği bir dönem.

Seçimi fırsat bilen çıkarcıların istekleri karşısında oy pazarlığı yapmaları önce yerel yönetim mekanizmasına sonra da ülkeye zarar verecektir.

Bundan kurtulmanın en iyi ve kestirme yolu toplumun bilinçlenmesidir-bilinçlendirilmesidir. Daha sonra da siyasetçilerin bu ucuz oy pazarlıklarına pabuç bırakmamaları gerekmektedir.     

Eğer seçimlerin bir rant kapısı haline dönüşmesine izin verirsek bir zamanlar darbelerin ülkemize veremediği zararları veririz.

Ve eğer buna yol açarsak her yıl seçimin yapıldığı bir ülke haline dönebiliriz. “Her 10 yılda 1 Darbe” oyununu bozmuş olabiliriz ama “Her Yıl 1 Seçim” anlayışına teslim-i silah edebiliriz.

Bedelli askerlik arzu edenlerin seçimler vasıtasıyla bu arzularına ulaşmış olmalarını, başka bir kesimi de beklenti içine soktu ister istemez.

Seçimlerin hemen öncesinde “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” ile ilgili bir yasa tasarısı verilmişti. Bedelli askerlik isteyenlerden sonra bu kesimin de bir beklenti içine girmesi normal.

Zira dediğimiz gibi seçimler toplumun beklenti ve talep melekelerini otomatik olarak devreye sokuyor.

Zikrettiğimiz üzere toplum bilinçlendirilmezse seçim süreçleri ülkeyi sürekli darbe zeminine sürükleyerek kirli emellerini hayata geçirmek isteyenlere fırsat zemini olarak gözükecektir.

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser