13 Kasım 2018 02:06

Cennet CANKILIÇ cennetcankilic@gmail.com

Çok konuşuyor diyenlere cevabımdır!

İçinde bulunduğumuz krizli günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Çok konuşuyor, o konuştukça dolar artıyor” diyenlere net cevabım,

 “Şimdi konuşmayacak da ne zaman konuşacak” oluyor.

 Öyle ya…

Bazılarının hoşuna gitmeyebilir, ama o konuştukça piyasalar başta olmak üzere sokaktaki vatandaş rahatlıyor, moral buluyor. İleriye dönük güven duygusu artıyor. Evet konuşurken dolar da artıyor.

 Ama onun artış nedeni belli. Kaldı ki sussa da artıyor.

Zira, ülkemiz çok ciddi bir saldırı ile karşı karşıya.

Okyanus ötesinden derin bir operasyon daha çekiliyor. Gezi olaylarıyla başlayan, 15 Temmuz işgal girişimiyle pik yapan  ABD saldırısında yeni bir  saldırı ile karşı karşıyayız.

Bu saldırının bir küresel boyutu var,  bir de bizi ilgilendiren boyutu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından ATO Congresium'da düzenlenen  sempozyumda önce küresel  boyutunu  açıkladı:

“İşin ekonomi tarafının küresel boyutu olduğu açıkça ortadadır. Amerika sadece ülkemizi değil, Çin’den Rusya’ya İran’dan Avrupa’ya kadar pek çok yeri ekonomik bakımdan hedef almış durumda. Hemen yanı başında Kanada’yı hedef almış durumdadır.”

Ardından ülkemize yönelik özel saldırıyı:

Ama bu durum tek başına ülkemizde yaşananları izaha yetmiyor. Demek ki ülkemize yönelik daha derin bir operasyon var. Ekonomide geçtiğimiz 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütmekle sıçrama yaptık. Yine de dünyanın toplamda 17’inci, satın alma paritesine göre 13’üncü büyük ekonomi olmasının bu derece büyük husumete yol açması akla ve mantığa uygun değildir.”

Cumhurbaşkanı ortada bir anormallik var dedi:

Dolar ülkemizin parası karşısında 4,8 seviyesinden nasıl oldu da 7’lere fırladı? 15 Temmuz sabahı 2,8 seviyesinde olan kurun iki yılda 4,8 seviyesine çıkmış olması dahi anlamsızken bu durumu nasıl izah edeceğiz? Ortada bir anormallik var mı”

                       *****                                  ******                        *****

Evet ortada büyük bir anormallik var. Türkiye artık  stratejik ortağımız diye ABD’ye göbeğinden bağlı değil.  İpleri kopardı.

Kendi uçağımı, kendi silahımı, kendi tankımı, kendi uydumu yapacağım diyerek yerli sanayiye yöneldi.

İHA’ları artık ABD’den yalvar yakar,nazlanarak alma dönemi bitti. İHA’ları kendi ürettiği gibi SHA’ları da kendi yapıyor.

 S 400’leri de gitti Rusya’dan aldı. 3 nükleer santralin birini Rusya ile diğerini Japonya ve sonuncusunu da Çin’le yapıyor.Yine İMF’ye olan borcunu kapattığı gibi, yeni kredileri IMF’den değil Çin’den ve Katar ‘dan alıyor.

İhracatının yüzde 52’sini de AB ülkelerine yaptığına göre;

Turizminin bel kemiğini de Rus turistler oluşturduğuna göre;

İşgal girişiminden sonra ABD’nin içerideki maşalarını da bir bir temizlemeye başladığına göre;

Ortadoğu’da yeni devletçikler kurmasına engel olduğuna göre;

İran’a  ticari ambargoyu deldiğine göre de…

Türkiye’nin devlet başkanı son bir yıldır tüm ülkeleri kendi para birimleriyle ticaret yapmaya davet ettiğine göre;

Ve tüm baskıya rağmen Türk halkı Erdoğan’ı yeniden seçtiğine göre;

ABD ya ne yapacaktı? elbette saldıracak!..Hem de tüm gücüyle…

İşte yaptığı bu, Türk halkını ekonomik kriz yöntemi ile cezalandırmak!.

O yüzden Devlet Başkanı Erdoğan çıkıp konuşmalı. Her zamankinden daha fazla. Anlatmalı.

Meydanı ABD yanlısı, Erdoğan karşıtı trolculara bırakmamalı.

Konuşsun ki  iş dünyası ve vatandaş hükümetin  B,C,D,E planları olduğunu anlasın. Ne de olsa ekonominin  üç ayağından biri moral ve güven.