15 Kasım 2018 13:07

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

CHP kime koşuyor?

CHP’de neler oluyor? derseniz..

‘Bildiğimiz gibi’ derim…

Kurultaylar partisi olma özelliğini koruyor…

Öyle görünüyor ki Kemal Bey ne kadar direnirse dirensin yolun sonu göründü…

Muharrem İnce’nin aday da olduğu son kurultayda dediği gibi…

“Çıkmışsın yenmiş..

Çıkmışsın yenmiş…

Yenmiş de yenmiş!”

Bu CHP için artık bir slogan haline geldi…

Yani Kemal Bey ile yenilgiyi özümsemiş bir CHP gerçeği karşımızda.

9’da 9!

Erdoğan: 9  Kılıçdaroğlu: 0

Böyle bir hezimet karşısında o koltukta oturmak kolay değil..

Seçim sonrası içine düşülen durumun özeti de şudur;

“Bu CHP sadece kendine muhalefet.”

 “Öküz öldü ortaklık bitti” misali “Seçim bitti dostluk bozuldu” misali Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce arasında artık iplerin koptuğunu söylemek hiç de zor değil…

Ve bu durum tüm teşkilatları sarmaya başladı…

Teşkilatlar sessiz ve derinden alev alev...

Görülüyor ki kurultay kaçınılmaz!..

Bu kafalarla yerel seçimlerde de hüsün yaşanmaması için hiç bir neden olmadığını görmeyen CHP'li yok..

16 yıldır Recep Tayyip Erdoğan karşısında girdiği bütün seçimleri hem de açık ara kaybeden bir parti, 9 seçimi de açık ara kaybetmiş bir Genel Başkan ve yönetimi karşısında Cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinden 4 milyon daha fazla oy almış bir Muharrem İnce gerçeği, CHP’de umut olmaya başlamış!

                                                         

Bu arada Kılıçdaroğlu, İnce derken üçüncü bir isim olarak kulislere Trabzon eski Milletvekili Av. Haluk Pekşen’in isminin düşmesi ve yaptığı açıklamalar çok dikkat çekici…

Pekşen, açık ve net hem İnce hem de Kılıçdaroğlu’na karşı hareket başlatmış durumda…

Sonuç alır veya almaz ama Pekşen’in Kemal Bey ile Muharrem Bey arasında çıkan kurultay kavgasında farklı bir misyon üstleneceği kesin…

                                              *

Hal böyle olunca arayıp konuştum…

Peki seçimden sonraki süreçle ile ilgili Pekşen ne düşünüyor?

Sordum

-Kılıçdaroğlu mu yoksa İnce mi?

Cevabı net oldu..

-Hiçbiri…

Neden?

-Her ikisi ile de hareket etmiyorum. Kişilerle işim yok. Benim duruşum partide kadro hareketi olması için. Bir lider değil bir kadro harekatı peşindeyiz. Lider o kadro ile gelir zaten. 

-Peki kimin liderliğinde bu olmalı?

-Biraz zamana ihtiyaç var. Meclis bir açılsın, yerel seçim bir netlik kazansın. Sonra daha sağlıklı bir süreç ortaya çıkar. 

-Haluk Pekşen eski yakın dostu Muharrem İnce’ye neden soğuk?

-Bakın benim derdim o, şu, bu değil. Ben Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem Bey’in kazanması için çalışmış bir insanım. Çünkü o gençliğimi verdiğim partimin adayı. O nedenle benim derdim CHP’nin varlığıdır. Ama bir kez daha gördük ki bugünkü yapı ile CHP’nin bu ülkede iktidar olma şansı yok kardeşim. Bunu taban artık çok net bir şekilde görüyor. Bu yüzden kadro hareketi olmadan bu işler olmaz. Bireysel çıkışlar Türkiye siyasetinde hiçbir zaman kalıcı başarılar getirmemiştir.

-Pekşen Genel Başkanlığa aday mı?

-Bakın sorun tek başına Genel Başkanlık sorunu değil. CHP artık hak ettiği yönetim kadrolarına kavuşmalı ve  partiyi genel başkan ve kendisine dalkavuk olmuş üç beş kişi yönetmemeli.  ‘Ben istediğimi milletvekili yaparım, istemediğimi yapmam’ anlayışı ile işte böyle yenilir de yenilirsin. Yoksa bu yapı ve bu kafa ile Muharrem Bey de Kemal Bey’in durumuna düşer. Yani Recep Tayyip Erdoğan karşısında yenildikçe yenilir.

İşte Pekşen CHP’nin “AKİL ADAMI” pozisyonunu alıyor…

Peki nereye koşar?

24 Haziran seçimleri öncesi CHP Parti Meclisi’nde Abdullah Gül’ün ortak aday gösterilmek istenmesine  ‘CHP’ye ihanet etmeyin. Dün Ekmeleddin bey bugün Abdullah bey. CHP kendi adayını çıkaramayacak  bir parti ise kapatalım’ diyerek  karşı çıkması nedeniyle kendisiyle birlikte bazı isimlerin milletvekili adayı gösterilmemesinin hesabını unutmamış…

Haksız mı?

Değil…

Pekşen bu noktada şunu söylüyor..

“O gün doğru olanı yaptım. Yine olsa yaparım. CHP Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterecekse genel başkan da onu yapsın. Yok böyle dünya. Mustafa Kemal’in kemiklerini sızlatma girişiminde bulunan insanlarla zaten dava arkadaşlığım asla olamaz. Hiç kimse bugünkü CHP’nin siyaset anlayışına Atatürk’ün partisi diyemez. 6 okun gereklerini yapamayan, oklarını 3’e düşüren bir CHP nasıl Atatürk’ün partisi olsun. Dediğim gibi CHP küllerinden yeniden doğmalıdır. Fabrika ayarlarına geri dönmelidir.”

                                                 *

Kim ne derse desin Pekşen geçen dönem TBMM’de CHP’nin en çalışkan, en aktif ismi oldu…

Ulusal yazılı ve görsel medyada önemli yer buldu…

Her yere koştu.

Ama burası CHP olunca biraz Genel Başkan ve akıl verenlerine sadakat göstermezsen, biraz teşkilatlarda  sevilip öne çıkarsan yerler seni…

Öyle de oldu…

Zaten  Parti Meclisine Genel Başkana rağmen seçildiği bir gerçek değil mi? 

Ama kenara çekilmeyeceğini unuttular!..

Çünkü CHP içerisindeki oyunu en iyi bilen isimlerden biri Pekşen...

                                              *

Açıkçası CHP’de hiçbir şeyin 24 Haziran öncesi gibi olmayacağını söylemek mümkün…

Kırılmalarda olacak, kopmalar da!

Koltuktan gitmek kolay değil!

Kemal Bey ve Muharrem Bey’den biri gider!

Görünen o ki Kemal Bey için sonun başlangıcı başladı velhasıl…

Ve de Özgür Özel ve Bülent Tezcan gibi partinin bu durumlara düşmesinde rol oynayan arkadaşları…

Zorlamaya gerek yok;

CHP Genel Başkanı ve yönetimi için harç bitti yapı paydos!

 “Yenilmiş de yenilmişliği” kanıksayan bir parti sendromu üzerinden ölü toprağını atmak zorunda…