19 Eylül 2018 23:25

İsmail GÜZEL iguzel@nestech.net

Çarşı karışacak

Kongre'nin belirlediği son tarihten 25 gün sonra, 31 Ekim'de ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Rusya'ya yeni yaptırımların uygulanması konusunda rehberlik etti.

Bu yeni tedbirler, Rus işçilerine ve Kırım'ın 2014'te ele geçirilmesine kadar uzanan bireyler üzerindeki mevcut yaptırımlara katkıda bulunacaktır.

Fakat, önceki kısıtlamalar ekonomik etkilerinde sadece hafif derecede başarılı olmuş ve Moskova'da önemli bir politika değişikliği gerçekleştirmedi...

Yeni cezaların farklı olduğunu kanıtlamak mümkün değildir. Onların merkezi katkısı Trump'ın ellerini bağlayarak başkanın Rusya'ya karşı yaptırımların çoğunu kongre onayını almadan kaldırmasını engellemekti.

Pek çok yönden, mevzuat sadece Rusya'ya yönelik tutarlı bir ABD politikasının oluşturulmasıyla daha geniş sorunların bir yansımasıdır.

Çatışmalar en az dirençli yol olarak kalmaya devam ediyor, politikalar, dış politika ihtiyaçları gibi iç politik ihtiyaçlara odaklanıyor ve yaptırımlar hiçbir teklif sunmuyor.

Rusya'nın 2016 ABD seçimlerinde rol oynaması, yeni yaptırımlar mevzuatı için yalnızca en yeni itici güçtür.

ABD’nin uzun süredir Rusya’ya uyguladığı bazı yaptırımlar vardı. Örneğin 2012 Magnitsky yaptırımları, insan hakları ihlallerine bağlı kişileri hedef alıyor.

Magnitsky Yasası'nın kendisi, Sovyet Yahudilerinin göçmenlik hakları reddedildiği sürece Rusya'nın ticaretin en çok tercih edilen ulus statüsünü reddeden 1974 tarihli bir Soğuk Savaş dönemi yaptırımı olan Jackson-Vanik değişikliğinin kaldırılmasıyla bağlantılıydı. Jackson-Vanik, Rusya’nın Soğuk Savaş sonrası dönemine kadar Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımını engelledi.

Rusya, Kırım ve Ukraynalı bölücülerin Rus uçaksavar silahlarını kullanarak Malezya Hava Yolları Uçağını düşürdükten sonra, yaptırımların ABD-Rusya ilişkisinin belirleyici özelliği haline gelmesinden sonra, 2014 yılında gerçekleşti. Altı ay boyunca, Ukrayna'daki ihtilaf derinleştikçe, Obama yönetimi, enerji şirketlerini, silah üreticilerini ve bankaları cezalandıran geniş çaplı ve iddialı bir dizi yaptırım uyguladı.

Anlaşılan şu ki, bu tür yaptırımlardan istediğini alamayıp hoşnut olmayan ABD öncülüğünde ki Batı, kimyasal silah kulanılan Duma’da Suriyeyi kollayan Rusya’ya Suriye üzerinden daha ağır bir fatura ödetmenin peşinde...

Devam.

İsrail Başbakanı Netanyahu'nun kabinede çalışan meslektaşlarına geçtiğimiz Çarşamba günü açıkladığı üzere bunun bir tatbikat olmayacağı yönünde. İsrail’in kuzeyindeki durum gergin ve bir o kadar da patlamaya hazır vaziyette.

Yedi yıl süren korkunç iç savaştan sonra, Suriye, İsrail ve İran arasında bölgesel düzeyde, bölge Rusya ve Batı arasında küresel düzeyde bir çatışma alanına dönüşüyor. Geçtiğimiz hafta sonu Duma'da gerçekleştirilen kimyasal silah saldırısı için beklenen misilleme her an olabilir...

Moskova, İsrail’in Suriye’nin Palmira yakınlarındaki T-4 hava üssündeki İran’a ait olduğu belirtilen alanı bombalaması nedeniyle İsrail’e karşı sert açıklamalarda bulundu.

Suriye'nin geleceği konusunda Washington ile Moskova arasında diplomatik bir anlaşma olması gerektiği gibi, İran'ın Suriye'deki varlığı konusunda ciddi kısıtlamalar içermesi gerektiği, iki güç arasındaki düşmanlık açık olmasa da gerginlikler, İran'ın güçlerini ve milislerini her yerde sağlamlaştırma çabalarını hızlandırabilecek bir ortam sağlayabilir. Bir bakıma İran, Rusya ile ABD arasında ortaya çıkan bu gerginlikten yararlanmayı umuyor. Aynı zamanda Tahran, bir İsrail-Rus çatışmasını kışkırtmaktan geri de kalmayabilir...

İsrail, kısmen de olsa, İran'ın Suriye'ye yayılmasının, geçilmemesi gereken kırmızı bir çizgi olduğunu belirtti... Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, İsrail'in T-4'ün bombalanmasında belirttiği gibi, “neye mal olursa olsun” İsrail'in ihlallerine karşı harekete geçeceğini söyledi. Netanyahu, Moskova'yla ilgili gerginlikleri alevlendirmekten kesinlikle çekinmez...

Putin ile Donald Trump arasındaki bir faciada, Netanyahu, bu durumdan hiç kuşku duymayacaktır lakin Suriye'ye gelecekteki İsrail saldırıları Rusya tarafında İsrail’e karşı daha sert karşılık bulacaktır...

Herşeye rağmen Esad, Suriye'yi dış güçler için bir savaş alanına çevirmekle ilgilenen son kişi olmalıydı. O, savaşı bitirmesi beklenen ve ülkesini yeniden inşa etmeye ve iktidardaki yerini Tahran ve Moskova sayesinde yeniden pekiştirmesi gereken, ölümcül 7 yıllık bir mücadeleden muzaffer çıkması gereken kişi olmalıydı.

Trump ve danışmanları, Duma'daki kimyasal saldırısını, ABD'ye doğrudan bir meydan okuma ve provokasyon olarak görüyor...

Son olarak,

Çarşı karışacak gibi... Gerilim yükseliyor. Aynı anda çok sayıda çatışan ve yakınlaşan çıkarlar söz konusu olduğunda, ana oyuncuların bile istedikleri varsayımıyla geri çekilebilecekleri net değil. Bir tarafta Rusya, İran, Suriye diğer tarafta NATO’ya bağlı en güçlü Batı ittifakı. Bu arada Hizbullah, El Kaide, DAEŞ ve hatta Hamas gibi grupları içeren sayısız güçler ve aktörlerin harekete geçeceği gerçeğini de unutmamak lazım.