21 Kasım 2017 16:57

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

Binali Yıldırım’ ın hakkını teslim etmek!..

Önce bakın şu fotoğrafa...

Şehit babasının yanında  gözlerinin buğulandığı boğazlarının düğümlendiği yüzündeki o ifadeye...

O böyle bir adam...

O 'Kayı köylü'Binali!..

Bir duygu adamı...

Sen,ben ,o!..

Ve Türkiye'nin en kritik döneminin Başbakanı...

Bakıyorum kimse bir hakkın teslimini yapmıyor..

Hem içeride hem dışarıda böylesine sorunların olduğu, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı ve sonuçlarının halen sürdüğü bir dönemde bir de Cumhuriyet tarihinin dönüm noktası olan 16 Nisan referandumunu düşündüğümüzde Yıldırım’ ın ne kadar önemli bir sorumluluk aldığına ve bu sorumluluğu başarılı bir şekilde yerine getirdiğine tanık olduk…

O nedenle hakkı teslim edilmesi gereken bir adamdır Yıldırım…

Bazıları diyor ya…

Yok efendim çok iyi hatip değilmiş!

Yok efendim çok iyi siyasetçi değilmiş!

Varsın olmasın!

Onun hiçbir zaman böyle bir iddiası, böyle bir derdi olmamış ki!

Çünkü lideri de var, hatibi de, siyasetçisi de..

AK Parti tabanının söylediği ‘Allah başımızdan Recep Tayyip Erdoğan’ı eksik etmesin’ sözü hiçbir egoya kapılmadan onun da duası…

Hani ‘Siyasetçiyim’ diyen herkes onun gibi bir ‘Hizmet adamı’ olarak ülkesine hizmet etse…

Şöyle bir bakın…

Egosu da, kibri de sıfır...

Makamlar, mevkiler onu hiç değiştirmemiş…

Dün neyse bugün de o!

Bakandan, Başbakandan öte hep bir ‘Ağabey’ olmuş..

‘Sadakatsizlik’ sis perdesinin yaşandığı Davutoğlu döneminin ardından ‘Sadakat işte böyle olur’ dedirten bir  Başbakanlık dönemine imza atmıştır..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ın yanında öyle bir takım ruhu oluşturmuştur ki kabinede en küçük olumsuz hava estirmemiştir..

Bu ülkenin son 15 yılına baktığımızda ortaya konulan muhteşem eserlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında imzası olan ikinci adam olma onurunu hep o yaşadı…

Çok iyi lider, çok iyi hatip olsa ne olur olmazsa ne olur?

Binali Yıldırım olmak kolay değil!

Hele hele böylesine bir süreçten alnının akı ile sorunsuz çıkmak hiç kolay değil..

Tek bir falsosu olmadı!

15 yıldır siyaset sahnesinde böylesine güçlü yer almalarının tek nedeninin bu davanın tartışılmaz lideri Recep Tayyip Erdoğan sayesinde olduğunu her zaman bildi.

Vefa dersi verdi…

Yoksa böylesine kritik dönemleri Cumhurbaşkanı- Başbakan diyaloğu içerisinde rahat şekilde aşmak mümkün müydü?

Öyle bir adam ki..

Siyasetteki gergin ortam onun Başbakan olması ile rahat bir nefes aldı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü sakınmadığı her an fren görevi görerek mükemmel şekilde onu tamamladı…

Çünkü Reis’i ondan iyi kimse tanıyamazdı..

Başbakan olarak bakanlar arasında koordinasyonu bir abi kardeş gibi sorunsuz yerine getirirken, Külliye ve Başbakanlık arasında sadakat köprüsünü saat gibi işletti…

Reis'in yanında siyaset yapan değil icraat yapan adam lazım anlayışını en iyi şekilde yerine getirdi...

Millet güven duygusu ile onu sevdi…

Parti tabanı ona bir ağabey gibi baktı…

Çünkü öyle bir adam ki;

Babacan…

Kavgayı hiç sevmedi..

Hep uzlaşmadan yana tavır koydu…

Karşısındaki muhalefet de olsa sevgi ve saygıda hiç kusur etmedi…

Omurgalı bir varlık olmanın şuuru ile yaşayıp hareket etti…

15 yıldır görüyor ve yaşıyoruz…

Hep olduğu gibi görünmüştür...

Ne kişisel ihtiras, ne ego, ne bencillik!

Mevlana Hazretlerinin “Ey Gönül! Sen, sen ol kimsenin gönlünü yıkma. Dikenin ucuna çık da, edep çizgisinden çıkma!” sözünü kendine ilke edinmiş bir koca yürekli adam olduğunu her zaman kanıtladı Başbakan Binali Yıldırım…

Şöyle bir bakıyoruz yaşamına…

Sırça köşklerden değil Erzincan’ın Refahiye ilçesinin Kayı köyünün bağrından çıkmış…

Millete hizmet için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde kolları sıvamış…

Sonra yine onunla AK Parti’nin temelini atmış…

Gelmiş bakanlıkta tarih yazmış, Türkiye’nin en kritik döneminde Erdoğan’ın ‘Hadi Binali Bey’ sözü ile Başbakan olarak tarihi dönemece adını yazdırmış…

İyi hatip değilmiş!

Konuşsa ne yazar…

Bakın yaşamına konuşmamış hep iş yapmış!

Hem de ne işler…

Türkiye’nin son 15 yılda hayata geçirdiği, dünyanın dahi gözünü kamaştıran bütün projelerinin altında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile imzası olan kim?

O…

Bu ülkenin bir bakanı olarak yaptığı hizmetleri aşabilmek yarınlar da hangi bakana nasip olur?

Sayalım mı?

Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü…

Boğazın altından geçen raylar, otomobiller…

Muhteşem yollar, göz kamaştıran tüneller, inanılmaz tüp geçitler, tarihe not düşen köprüler, hızlı trenler kimin eseri!

Erdoğan ve Yıldırım..

Millet ‘Yolların kralı’ kime diyor?

Bu nedenle;

Çok iyi hatip olsa ne yazar?

Çok iyi siyasetçi olsa ne yazar?

Bu ülkede ‘hayaldi gerçek oldu’ denilen o büyük projelerin altında imzası bulunan adam olmak ona yetmez mi?

CHP’lisi, MHP’lisi bütün parti tavan ve tabanları ile gönül köprüsü kurmasını bilen adam olmak gurur vermez mi?

Hamuru iyi…

Erdem sahibi…

Özü de sözü de bir…

Hoşgörü sahibi..

Hep göründüğü gibi…

Başbakan Binali Yıldırım’ı sanırım en iyi Hazreti Mevlana’nın şu güzel sözü anlatır;

Mevlana’ya sormuşlar..

-O kadar okursun…

-O kadar yazarsın, ne bilirsin…

Mevlana şu cevabı vermiş;

-Haddimi bilirim!

İşte Binali Yıldırım budur..

Yıldırım liderinin yanında her zaman haddini bilerek, millete hizmet   yolunda yürümüş!

Bugün devlet yönetiminin ‘2 numaralı adamı’ ise nedeni de işte budur…

Ne demişti kendisine laf atan muhalefete;

‘Bu vatana ‘Bir’ değil ‘Bin Ali’ feda olsun.’

İşte millet bu yüzden onu çok seviyor…

Bu övgüler bir hakkın teslimi olma noktasında anasının ak sütü gibi helaldir ona...

O Kayı köylü Binali...

Allah yolunu açık etsin…