23 Eylül 2018 11:03

Ümit SAMİMİ umitsamimi@gmail.com

Bedelli askerlik

2014 yılında çıkan bedelli askerlik yasasının lobi çalışmalarında aktif görev almış birisi olarak bir önceki dönem ile bugün arasında ciddi farklılıklar görüyorum.

Bir önceki bedelli askerlik sürecinde oluşan bedelli askerlik platformları çok başlı olmalarına rağmen daha organize hareket ediyor, daha kuvvetli lobicilik faaliyeti yürütüyorlardı. Haftada üç ya da dört defa sosyal medyada kampanyalar düzenleniyor, Sayın Erdoğan’ın katıldığı televizyon programlarının sunucularını sms, eposta, telefon ve paylaşım yağmuruna tutuyorlardı. Soruyu sormak zorunda kalan sunucu, konuyu gündeme getiriyor, konu gündeme geldikçe de daha fazla insanın bu sürece dahil olmasını sağlıyordu.

O dönemim bedelli askerlik lobicileri sık sık kamoyu araştırma şirketleriyle anlaşarak, toplumun bedelli askerliğe bakış açısı ile ilgili yoklama yaptırıyor ve sonuçlarını medya ile paylaşıyordu.

Bedelli askerlik bekleyen iş adamlarının desteği ile gazetelere ilanlar veriliyor, askerlik görevini tamamlamamış bürokrat çocuklarıyla iletişime geçiliyordu.

Binlerce kişi aynı anda, aynı saatte sosyal medya vasıtasıyla toplanabiliyordu ve birkaç şuursuz haricinde neredeyse tamamı politik bir söylem içermeksizin, üzerinde anlaştıkları konsepte paylaşım yapıyorlardı.

Üstelik o günlerde çözüm süreci sebebiyle terör saldırıları da yoktu. Askerlerimiz hayatlarını kaybetmiyordu, akşam haberlerinde toplumu kahreden şehit haberleri verilmiyordu. İnsanların tepkisini çekecek bir ortam oluşmamıştı. Bugün ise askerlerimiz, vatanın etrafı terör örgütleri ile sarılması sebebiyle eksi 20 derecelerde görev yapıyor, sınır dışına harekat düzenliyor, zor şartlarda görevini yerine getirmeye çalışıyor.

Bugün bedelli askerliğin çıkmasını isteyen, talep eden başıboş insan yığını mevcut. Eğer birlikte hareket edemezlerse, organize olamazlarsa süreç uzadıkça uzar. Sürenin uzaması ise ayrı bir kabustur. Çıkmayacağını bilirseniz ona göre plan yapabilirsiniz ama çıkacağını umut ederek beklemek, hem aileyi, hem kariyeri, hem işi hem de ruhu yıpratır, çürütür.

Toplumun tamamı tarafından adil karşılanacak bir bedelli askerlik yasası hazırlanacaksa, açıkcası buna bugün de destek verebilirim ama 2014 yılındaki gibi tektip bedelli askerlik yasasına sonuna kadar karşıyım.

Adil diyorum çünkü hayati risk varken, çözüm sadece maddi bir miktarın ödenmesi ile sağlanamaz.

Geçtiğimiz günlerde Süleyman Özışık’ın yazdığı gibi, çıkacak yasa bir çok koşula bağlı olmalı. Bunlardan ilki, herkesin aynı ücreti ödememesi. Milyonlarca lirası olan biri ile anne babasına bakmak zorunda olduğu için askere gidemeyen asgari ücretli çalışanın ödemesi gereken miktar aynı olamaz, olmamalı. Bir çok insan için 18 bin Türk Lirası dönemlik araç vergisiyken, birilerinin on yıl boyunca ancak biriktirebileceği miktardır. Her ikisine aynı miktarı sunmak adil de değildir doğru da.

Eğer tek çocuksanız ve aileniz sağlık sebepleriyle bakıma muhtaçsa, sizin askere gitmeniz aileyi perişan edecektir. Devletin böyle ailelere destek olması gerekiyorken, o insanları askere gitmeye zorlamak da doğru değildir. Bu insanlar için tüm zamanları kapsayacak şekilde ayrı bir bedelli askerlik kanunu hazırlanmalıdır.

Sonuncu koşul ise çıkartılması planlanan bedelli askerlik kanununun bir yıl sonrası için geçerli olmasıdır. Bugün askerlik yapan kişi, keşke askere gelmeseydim dememeli, görev başındayken morali bozulmamalı. Vatan hizmetini yapan herkes bilirki, motivasyon her şeyden daha önemlidir.

Yukarıdaki tüm maddelerin tek bir amacı var aslında. Askerlik görevini yapan biri “Param olmadığı için askerlik yapmak zorunda kaldım  -  keşke önceden haberim olsaydı, ben de kanundan yararlanırdım ” gibi adaletsizliğe maruz kaldığını hissetmemeli.

Hayatını ortaya koyan insanlara haksızlık yapılmamalı çünkü onlar, dünyanın en şerefli işini yapıyorlar. Başkasının hayatını koruyabilmek için, kendi canlarını hiçe sayıyorlar.

Vesselam.