13 Kasım 2018 23:29

Coşkun Karaca coskunkaracayazar@gmail.com

Başkent’teki değişim…

Başkent’teki değişim devam diyor. Bir önceki yazımda ulaşım ile ilgili atılan önemli ve güzel adımlardan bahsetmiştim. Bugün yine başkent ile devam edeceğim.

Keçiören’de yapımı yarım kalan ve tam anlamıyla görüntü kirliliği teşkil eden bir kule var. Yıllardır kaba inşaatı çıkmış bir şekilde amaçsızca duruyor. Bu durumun çözülmesi şarttı ama bir şeyler yapılmıyordu. İlçe belediyesi mi yapmalıydı yoksa Büyükşehir mi bilmiyorum? Ancak bildiğim bir şey var, yıllardır öylece duran o kule bir an evvel ya bitirilmeli ya da yıkılmalıydı. Başkan Mustafa Tuna, Ankaralılara sordu ve yanlış bilmiyorsam yapılsın sonucu çıktı.

Ben buradan ne çıkarım yaptım peki? Başkan bir önceki yazımda da değindiğim şekilde yola devam ediyor. Ankaralıların gerçek ihtiyaçlarını, isteklerini tespit ediyor ve atılması gereken en uygun adımı atıyor. Kim ne derse desin, yapılanlar doğru ve takdir edilmesi gereken şeyler. Keyfi uygulamalardan kaçınıp ihtiyaçlara yönelik projeler geliştirilmesi son derece güzel.

*

Ulaşım ile ilgili bir isteğe değinmek isterim. Özellikle metronun gelmesiyle birlikte bazı hatlardaki otobüs seferleri oldukça azaldı. Otobüs seferlerinin azalması ve metronun kritik saatlerde çok dolu olması sebebiyle toplu taşıma yönelim istenildiği kadar olmadı. Eğer imkan olursa beklentilerden bir tanesi az olan bazı seferlerin uygun görüldüğü şekilde artırılmasıdır. Ben ileteyim de benden çıksın konu.

***

Tartışmaktan vazgeçmek…

Çeşitli konular üzerine tartışmalar yapmak, hem yeni bilgiler edinmek, hem de aynı konulara farklı pencerelerden bakmak için son derece mühim aslında. Fakat yapılacak tartışmaların olmazsa olmazı düzeyin korunmasıdır. Seviyesiz bir tartışmanın içerisinde bulunmaktansa, susup oturmak müreccahtır.

Aslında belki de sorunu baştan çözmek lazım. Tartışma denilince her ne hikmetse aklımıza doğrudan hır gür geliyor. Sanki kavga etmeden karşılıklı olarak zıt fikirler savunulamazmış gibi düşünüyoruz sanırım. Oysa durum öyle değil. Olmamalı…

O halde sorunu yukarıda da değindiğim gibi baştan çözerek konuyu ele almak lazım. Tartışma kelimesi yerine ‘fikir teatisi’ şeklinde bir kullanım öneriyorum. Başlık değişince her şey düzelir mi? Tabi ki hayır ama faydası olur. Neden mi? Bakın Konfüçyüs ne diyor: “Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.” Yani kelimeler önemli. Bu küçük değişiklik dahi işe yarayabilir.

Bir de anlamak için dinleme durumu var. Eğer karşınızdakini anlamak için dinlemez de sadece cevap vermek için dinlerseniz, o zaman tartışma sabaha kadar bitmez. “Bir sussa da cevap versem” diye dinliyorsanız konuyu kapatın gitsin. Tersten ele alırsak; karşınızdakinin sizi anlamak için değil, cevap vermek için dinlediğini anladıysanız; “tamam” deyip kapatın konuyu. Bırakın o haklı çıktığını sansın.

Son olarak bir de, sadece istediklerini duyanlar var. Aman aman hiç ciddiye almayın bu arkadaşları. Sadece duymak istediklerini duyan, diğerlerine sağır olan birine kendinizi/düşüncelerinizi anlatmaya çalışmanız akıntıya karşı kürek çekmektir.

Sağlıcakla kalın…