14 Kasım 2018 03:50

Göktan AY goktanay57@gmail.com

Başkan; “kültür/sanat projeleri” ile, yeni dönemi “ateşlemek” istiyor!...(2)

Bugün kültür/sanat projeleri üzerinde konuşacağız. Bakan Sn.M.Ersoy; geçen hafta AKM, Rami Kışlasını, Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ni ziyaret etti, bilgi aldı, talimatlar verdi. Gündem: “işlerin belirlendiği üzere yürümesi ve zamanında bitirilmesi” oldu.

Yazıya başlarken şunu belirtmek isterim ki; açıklanan bazı konular “İstanbul Kültür Başkenti projesi” ile yapılabilirdi. Ama; gösterişe, bir sıkımlık konulara, boş işlere, kokteyllere/yemeklere çok para harcandı. Bir sürü söylenti/soruşturma ile; kalıcı bir iş yapılmadan, yani İstanbul kazanmadan bitirildi. İşe iyi başlanıldı, ama yanlış bitirildi. Komik olan şu ki; açılan soruşturmalardan  kimseye bir şey olmadı!..

KÜLTÜR  VE  TURİZM  BAKANLIĞI

1/ Yıkımı tamamlanan “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi” yapım ihalesinin sonuçlandırılması.

Çok geç bırakılan bu proje, nihayet  istendiği gibi 2019’da açılmak üzere yürüyor. Devlette “keşke” lere asla yer verilmemeli. Bir kesimin “tarihi mekan” inadı yüzünden halkımız  kültür merkezinden mahrum kaldı. AKM’de yıllardır festival konserleri yapan bir kişi olarak, AKM’nin içinde bulunduğu durumu çok iyi biliyordum ve yıkılması için yazılar da yazdım. http://www.internethaber.com/gezi-parki-gencleri-ve-akm-binasi-neyi-bekliyor-1225441y.htm

http://www.internethaber.com/ataturk-kultur-merkezi-aciklanan-projesi-ile-2019a-yetismelidir-1822052y.htm

 İnşallah kısa zamanda İstanbul; örnek bir kültür merkezine ve opera sahnesine kavuşacaktır.

2/  Kütüphaneye Dönüştürülmesi kapsamında Rami Kışlası'nın 2. Etap Fiziki ilerlemesinin sağlanması.

Bu alan çok büyük. Elbette kütüphane güzel bir fikir ama, İstanbul zaten üniversiteler şehri. Ve, hepsinin de yeteri kadar kütüphanesi var. İBB’ninde zengin kütüphaneleri var. Acaba, bu alanı kütüphanenin de olacağı, bir  “yaşayan müze” haline çevirsek daha iyi olmaz mı? Bu konuda, folklorcu ve araştırmacı uzmanlarla birlikte hazırladığımız “Yaşayan İstanbul Müzesi” projesini, yıllar önce  İBB’ye verdik, ama bir türlü gündeme alınmadı. Kendi kendini de amorti eden, öğreten ve sergileyen bir müze düşünmüştük. Bizlerde koşturmaktan ve beklemekten yorulduk ve peşini bıraktık...

3/  Müzeye dönüştürülecek olan Kuleli Askeri Lisesi Rölöve Projeleri’nin tamamlanması.

Müzeler; Sanat Müzeleri, Etnografya Müzeleri, Tarih Müzeleri, Doğa Tarihi ve Jeoloji Müzeleri, Bilim ve Teknoloji Müzeleri, Endüstri Müzeleri, Ekonomüzeler, Genel Müzeler olarak sınıflandırılmaktadır. Müzecilik ayrı bir iştir. Rölöve; bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma” demektir.  Binanın “Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi” olması için çok yazdım, yetkililere gönderdim. Ama, Ankara’da başka isimle kurulması gerçekleşti. Müze konusu çok önemli, ama sonra erozyon/enflasyon  yaşanmamalı…Ne müzesi olacağı çok önemli!. Yine de; içinde müzenin de olacağı bir sanat okulu/lisesi, üniversitesi  veya merkezi  ya da “Yaşayan İstanbul Müzesi” olmasında yarar görmekteyim. (Bizler,  hazırız)

4/ 30 Adet kütüphanenin “Millet Kıraathaneleri”ne dönüştürülmesi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı kütüphane istatistiklerini açıkladı. Buna göre; Türkiye genelinde 2017 yılında 1 milli kütüphane, bin 146 halk kütüphanesi, 564 üniversite kütüphanesi ve 26 bin 415 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesi olmak üzere toplam 28 bin 126 kütüphane mevcut. Milli kütüphane kayıtlı üye sayısı 26 bin 478, halk kütüphanesi kayıtlı üye sayısı 2 milyon 201 bin 39 ve üniversite kütüphanesi kayıtlı üye sayısı 3 milyon 814 bin 500 oldu.  Halk kütüphanelerinin sayısı 2017 yılında, 2016 yılına göre yüzde 0,8 artarak bin 146 oldu. Halk kütüphanelerindeki kitap sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6,2 artarak 19 milyon 993 bin 613‘e ulaştı.  AK Parti önce kahvelere kitap köşesi koydu, camilerde kitap bölümü yapıldı ama verim alınamadı. Çünkü; önce okumanın önemini anlatmak için insanların eğitilmesi lazım. Her ne kadar ilk ayet “ikra-oku” diye geldiyse de, günlük gazete/dergi/kitap v.b. okuma oranları umut verici değil. Okumayı sevmeyen bir toplumuz. Okuma sevgisi, ilkokuldan verilmeli ve aile de içinde katılmalı. Ama, olmuyor. İletişim araçlarının yanlış kullanımında şikayetçi olmayan yok. Kütüphaneleri, millet kıraathaneleri’ne dönüştürelim deyip, “ucu açık” bırakılırsa “ucubeler” ortaya çıkabilir. Sonu; meşhur çok yönlü salonlarımıza benzemesin…Aman, dikkat!...O nedenle nasıl bir uygulama yapılacağını ve yaşayıp yaşamayacağını görmek lazım.

1926 (salnamesine göre) senesinde İstanbul'da yer alan bina ve müesseselerin adedi şöyle:
212 otel
200 mabed
1656 kahvehane
227 gazino
8 bar
16 tiyatro
33 sinema
2 stadyum
33 eğlence mahalli
881 han
121 hamam
525 camii
817 çeşme
29277 dükkan varmış.(https://twitter.com/recepkankal/status/1026826991532695554?s=03)

5/ İstanbul'da kültürel mirasımızı korumaya yönelik devam eden 14 adet proje ve restorasyon işi ’nin tamamlanması.

Bilgi sahibi olamadık…

6/ 3 adet “Kültür Merkezi” inşaatının tamamlanması.

Kültür Merkezlerimiz var, ama TV’ler çekim yapamıyor. İstanbul’da CRR dışında çekim yapılabilecek salon yok. Ancak, siyasi güçlerle, bir çok ek masrafla sonuç alınabiliyor. Daha önceleri çok yazdım: hala 300/500/800/1000/1500 kişilik salon mimarileri/tipleri/planları/prototipleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca  ortaya konulmamıştır. Çok yönlü salon deyip; hem yemek, hem konser, hem çalıştay, hem okey partisi v.b. yapılıyor. O nedenle yaparken, tam  donanımlı konser salonları yapmak çözüm olacaktır. Aman, unutulmasın!...

7/ Ülkemizde “kültür endüstrisinin” geliştirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması.

Bu çok önemli bir konu. Kültür Endüstrisi: “Po­püler kültürü, yani radyo, televizyon, kitap, magazin ve gazeteleri popüler müziği mey­dana getiren tüm faaliyet ve düzenlemelerle, kültürel organizasyonları ve bu arada kültü­rün standartlaşmasını dile getirmek” için kul­lanılan genel terim. Hala, eski görüş ve uygulamalarla kültürü yönetmeye çalışıyoruz. Bu alanda yetişmiş az sayıda insandan yararlanmak gereklidir. Devlet’in gözü açık olmalıdır. Liyakatlı-etik-çalışkan v.b. eleman nerde varsa, onu kendi hanesine kazandırabilmelidir. Bir yazımda, Manavgat Şelalesi’ne gittiğimize pişman olduğumuzu; betonlaştırılan ve satışa yönelik bir pazar haline getirilen bölgeden hemen çıktığımızı ve kişi başı verdiğimiz 6 Tl’ye üzüldüğümüzü söylemiştim. Bu gibi yanlışları Bakanlık mensupları görmeli ve gerekeni yapmalı.
8/ İstanbul’daki kültürel eserlerimizin daha fazla ziyaretçi ile buluşması kapsamında “Tourİst Kart” ve “İstanbul Kart” sistemine geçilmesi.

Bakanlığın düzenlediği Müzekart güzel bir uygulama ve başarılı bir şekilde devam ediyor. Özellikle ören yerlerine giden yerli turist, gittiği yerde müzeye para vermekte zorlandığı için girmiyor ve bir çok bilgiden mahrum kalmıyor. Okumuyor, takip etmiyor, görmüyor. O zaman kişi kültürel olarak nasıl gelişecek, geçmişini/tarihini nasıl öğrenecek? Yolları artırmak  lazım.  Kart sistemine bu dönem bitmeden geçilmelidir.

9/ Beş adet Tematik Müzenin açılışa hazır hale getirilmesi.

Yine müze konusu!…Müzelerin benzer olmaması için, kurulduğu yerdeki kültür değerleriyle örülmesi ile tematik müzeler oluşur. Yapılan bir çalışmada;

“Türkiye’de 1995 yılından sonra  hem lisans hem de lisansüstü  düzeyde Müzecilik ve Müze Eğitimi programları açılmıştır. • Yıldız Teknik Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı, • Ankara Üniversitesi Müzecilik Bölümü, Disiplinlerarası Müze Eğitimi yüksek lisans programı, • İstanbul Üniversitesi Müze Yönetimi yüksek lisans programı • Mimar Sinan Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı • Dokuz Eylül Üniversitesi Müzecilik Lisans ve yüksek lisans programı • Akdeniz Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı • Başkent Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı vb.” belirtilmiştir.

“Türkiye’de 1995 yılından sonra;  hem lisans hem de lisansüstü  düzeyde, “Müzecilik ve Müze Eğitimi”  programları açılmıştır.

• Yıldız Teknik Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı, • Ankara Üniversitesi Müzecilik Bölümü,Disiplinlerarası Müze Eğitimi yüksek lisans programı, • İstanbul Üniversitesi Müze Yönetimi yüksek lisans programı • Mimar Sinan Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı • Dokuz Eylül Üniversitesi Müzecilik Lisans ve yüksek lisans programı • Akdeniz Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı • Başkent Üniversitesi Müzecilik yüksek lisans programı vb.” http://ogmprojeler.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2017_10/04105156_01-MYze_KavramY_ve_YeYitleri-Prof._Dr._AyYe_YakYr_Ylhan.pdf

Bu şu demektir, müzelerde görev alacak kişiler, bu birim mezunları arasından seçilmelidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın; bu dönemde "hızlı,liyakatlı,çalışkan, üreten bir kadro" oluşturmalı, günlük işleri yapa(cak)nlarla yolları ayırmalıdır.

Bakanlığın yeni hazırladığı ve açıkladığı “İstanbul Eylem Planı”nı gelecek yazımızda değerlendireceğiz…