23 Kasım 2017 19:22

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

Barış Manço'yu bilir mi Can efendiler!..

Bu ülkede millete örnek olması gereken bazı  sözde sanatçılara bazı sözde aydınlara bakıyorum…

Türkiye'nin mutsuzluğundan,Türkiye'nin dış dünyada haksız yere hakaretlere uğramasından sözde demokrasi adına mutluluk duyuyorlar!..

Ülkelerini  şikayet etmek onlara haz veriyor!..

Birçoğu kendini öyle yerlerde konuşlandırıyor ki nerede bir devlet karşıtlığı, nerede bir ihanet odağı varsa oradalar..

Yabancı hayranıdırlar…

Devletin yanında yer almaları zül gelir kendilerine…

Devlet karşıtı eylemlerde görürsünüz onları…

Yürümeyi gelenek haline getirmişlerdir..

Hep devletten şikayetçi, hep devletin aleyhinedirler!

Bakarsınız 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında demokrasi nöbetlerinde görünmeyenler, sözde adalet  yürüyüşlerinde ya boy gösterirler ya da destek açıklaması yaparlar…

Türkiye’yi, yönetenler üzerinden ideolojileri uğruna dünyaya şikayet edenlere de zaman zaman rastlarız!

Aralarında öyleleri vardır ki sözde Ermeni Soykırımı’nı kabul ederler, sözde Kürt sorunu üzerinden özerklik verilmesine taraftardırlar..

Bu ülkenin değerlerini ayrıştırmak işleridir…

Aralarında milli duruş gösterip açıklama yapanlar varsa onlar da linç edilir…

Aman kimse hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı övmesin…

Bindirme kıtaları ortaya çıkar…

Linç edilirler...

Yani sizin anlayacağınız sanatçı, aydın olma sorumluluğu benim ülkemde mumla aranır…

Sanki sanatçı, aydın olmak devlet karşıtlığıdır…

Ne yazık ki böyle…

Bunları yazarken ah Barış Manço ah dememek mümkün olmadı işte..

Allah gani gani rahmet eylesin…

Yok onların eşi benzeri yok!..

Onun için de milletin gözünde  unutulmuyorlar işte..

Hem çok iyi bir sanatçıydı hem çok iyi bir aydın hem de çok iyi bir vatansever…

Devletin nerede olursa olsun elçisi gibiydi..

Bu ülkenin tarihine Osmanlı, Cumhuriyet ayırımı yapmadan öylesine saygılı bir aydın sanatçıydı ki, bütün dünya önünde de sesini gür şekilde çıkarmasını bilirdi…

Sanatçının milleti ayrıştıran değil bütünleştiren, milletin değerlerine son derece saygılı olunması gerektiğini anlatan, yurt dışında da devlet adına bir elçi davranmanın dersini veren adamdı..

Bakın merhum Barış Manço uzun yıllar önce Fransa’da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur.

Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir.

Sürekli, “İşte Türk, yani barbar, vahşi vs.” demektedir.

Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere; “Yanınızda kâğıt para var mı?” diye sorar.

Bu soruya spiker şaşırır ve “Evet var ama ne olacak?” der.

Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır.

Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir.

Bu şarkının bir bölümü şöyledir: “Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan” (Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992).

Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir.

Barış Manço spikere sorar:

 “Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?”

Spiker: “General.”

Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar.

Spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır:

 “General, amiral, komutan...”

Spikerin bu “falanca general, falanca amiral, falanca komutan” cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır...

Der ki:

Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy’dur. Şairdir...

Bu fotoğraftaki kişi Mevlana’dır. Düşünürdür...

Bu parada fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet’tir.

Adaletin sembolüdür...

Bu paradaki kişi ise Atatürk’tür.

“Yurtta barış, dünyada barış” diyen kişidir.

Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamlarımızın fotoğraflarını bastık...

Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!

Barış Manço’nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri yayından alırlar.

Başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar.

Yeni spiker, Barış Manço’dan ve Türklerden özür diler.

Sevgili okurlar bir Türk sanatçısının  nasıl  olması gerektiğini gördük..

Şimdi bir  Barış Manço'yu düşünün  birde  kaçak ve her gün Türkiye aleyhinde yurt dışında kampanya yapan  'Hans'  Can Dündar'ı ve onun zihniyetindeki sözde aydın,yazar,sanatçı elitini!..

Bugün Can Dündar' lar  şimdiden tarihin çöplüğünde kendilerine yer bulurken Barış Manço 'lar tarihin altın sayfaları arasına adlarını altın harflerle yazdırarak unutulmaz  bir  şekilde kalplerde saygı, minnet ve rahmet duyguları ile yer alıyor...

O nedenle;

Önemli olanın aydın veya sanatçı olmak değil, milletin sanatçısı,milletin aydını olabilmek ve   adına  boş yollara değil  milleti bütünleştirecek şekilde kalplere  yürüyebilmektir...

Birileri  dün olduğu gibi bugünde Türkiye karşıtı ihanet odakları ile işbirliği yaparken Barış Manço'lar  işte böyle evlatları kollarında devletlerine,milletlerine ve ecdatlarına minnet  ve saygı  duygusunu aşılamak ve öğretmek için  yürüyordu..

Allah gani,gani rahmet eylesin...

Milletin gönlünde yer bulan Barış Manço'lar bütün duyguları ile bu büyük milletin kendisi olarak bugün Kanlıca mezarlığında  hayırla yad edilerek duarlarla yatıyor..

Peki Can Dündarlar yarın nerede yatacak?

Alter Friedhof  mezarlığında mı?