19 Kasım 2018 21:18

Ayşe Arman'ın bugünkü yazısı kan dondurdu

Ayşe Arman'ın bugünkü yazısı kan dondurdu

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman bugünkü köşesinden 15 yaşındaki Sezgi'nin başına gelenleri yazdı. Sezgi'nin başına gelenler ise kan dondurdu.

ANTALYA'da sosyal medya üzerinden tanıştığı kişiler tarafından kaçırılan 15 yaşındaki Sezgi'nin yaşadıklarının detayları ortaya çıktı.

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman, Sezgi'nin ölümüne neden olan tecüvüz, uyuşturucu, darp olaylarının detaylarını bugünkü köşesinden yazdı. 

İşte Ayşe Arman'ın 'Ölünün dili yok ama benim var' başlıklı bugünkü yazısı...

"Adı Sezgi.

Antalyalı bir ailenin 15 yaşındaki canı gibi sevdikleri kızı.

Güzel, tatlı, hayat dolu.

Kolunda sakızdan çıkan ejdarha dövmesi var.

Daha çocuk yani.

Markete gitmek için evden çıkıyor.

Parmak arası terlikleriyle.

Ve bir daha haber yok.

KAÇIRIYORLAR SABAHA KADAR TECAVÜZ EDİYORLAR

Sonradan anlaşılıyor ki, Facebook üzerinden tanıştığı aşağılık, yüreksiz, kansız bir insan müsveddesi onu kaçırıyor.

İki de arkadaşı var yanında.

Bu üç pislik, bir eve kapatıyorlar Sezgi’yi.

Kolundan şırıngayla eroin veriyorlar, alkol içirerek sabaha kadar tecavüz ediyorlar.

Vahşetin sınırı yok, tecavüz ettikleri yetmezmiş gibi, kızcağızın göğüs kafesini, ağzını, burnunu kırıyorlar ve öylece bırakıyorlar.

Zaten 41 kilo, kuş gibi bir şey.

Bu kadar şiddet, iğrençlik ve bu kadar kötülüğe...

Küçük bedeni dayanmıyor.

Oracıkta can veriyor.

ÖLDÜRÜP BAVULA KOYUYORLAR

Fakat bu üç sapığın kafa o kadar uçmuş ki, farkında bile değiller.

Sabah içlerinden birinin ablası eve geliyor, “Sizin dün eve getirdiğiniz kız ölmüş!” diyor.

Üç pislik, Sezgi’nin bedeninde delil kalmasın diye, iğrenç spermleri akıp gitsin diye, banyoya sokup yıkıyorlar.

Sonra bir bez bebek gibi, kızcağızı ikiye katlayıp bir bavula koyuyorlar.

Kurtulmak istiyorlar.

Ama n’apsınlar bilmiyorlar.

Yaksınlar mı, uçurumdan mı atsınlar, gömsünler mi?

Nasıl acı bir şey değil mi bu...

İnsanın aklı havsalası almıyor, yüreği kaldırmıyor!

Önce hukuk ve adalet...

Sonra Allah, bu iğrenç mahlukları bildiği gibi yapsın!

CESEDİ ARI KOVANLARININ OLDUĞU YERE ATIYORLAR

Peki sonra?

Sezgi’nin ölü bedeninden kurtulmak için alelacele Antalya’dan Isparta’ya götürüyorlar, çırılçıplak bir halde bir arsaya atıyorlar.

Arı kovanlarının olduğu bir yere. Arılar tanınmayacak hale getirsin Sezgi’yi diye.

Nasıl bir iğrençliktir bu.

İnsan denilebilecek bir varlık yapabilir mi bütün bunları?

Bunların açıklaması, “O gece kafamız iyiydi, yaptık işte bir toyluk!” olabilir mi?

Olamaz! Bunlar, insan değil!

En ağır şekilde cezalandırılmaları gerekiyor.

Çürüsünler hapiste ve bir ömür vicdan azabı çeksinler.

Bundan sonra olanlar da fena.

10 gün sonra çıplak bir kadın bedeni bulunuyor.

Amaaa...

Sezgi olduğunu anlayamıyorlar önce.

O günlerde bir hayat kadını da kayıp. O zannediyorlar.

Biri öldürmüş atmış... Bu ülkede hayat kadınlarının insan olarak değeri olmadığı için, kimsenin pek umurunda olmuyor!

Adli Tıp’ın yaptığı üstünkörü incelemede Sezgi’nin bedeninde üç ayrı sperme rastlanıyor.

Ama bir süreliğine kayıp hayat kadını zannediyorlar ya...

Kaynayıp gidiyor.

“Ölüm nedeni belli değil” raporu veriyorlar.

“Uyuşturucu ve alkole de rastlanmadı” yazıyorlar.

Bedenindeki kırıklar raporda geçmiyor bile.

Ne de olsa birden fazla erkeğin sperminin olduğu bir hayat kadını uğraşmaya değmez diye düşünüyorlar ve Kimsesizler Mezarlığı’na gömüyorlar.

Bu arada Sezgi’in kız kardeşi Sevgi işin peşini bırakmıyor.

Cesur bir kadın avukat buluyor.

Sibel Önder.

Müthiş bir avukat.

Bu davaya yüreğini veriyor.

Artık hayatta olmasa da Sezgi için adaleti tecelli ettirmeye ant içiyor.

Peki tecavüzcüler nasıl mı ortaya çıkıyor?

Sezgi’yi attıkları yerdeki lastik izi alınıyor, aracın geçtiği MOBESE’lere bakılıyor, araç tespit ediliyor...

Kiralık olduğu anlaşılıyor.

İğrenç herifler kendi adlarına kiralamışlar. Yakayı ele veriyorlar.

Gerisi de çorap söküğü gibi geliyor. Bu arada Facebook yazışmaları ortaya çıkıyor. Zaten kendileri de itiraf ediyorlar.

“Gece boyunca içki ve uyuşturucu kullandık. Kıza da içirdik. Kolundan eroin de verdik, öldü, biz de ondan kurtulmaya çalıştık” diye...

Ama inanabiliyor musunuz?

Dava açılmıyor!!!

Şüpheli olarak mahkeme karşısında bir gün tutuklu kalıyorlar ama delil yetersizliğinden salıveriliyorlar. Sebebi Adli Tıp.

Çünkü Sezgi’nin raporda tecavüz yazmıyor.

Ölüm sebebi belirtilmiyor.

Ve bu iğrenç adamlar serbest dolaşıyor.

YARGILAMA ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR

Tam 7 yıl uğraşıyor avukat Sibel Önder.

Hatta adamlardan biriyle Facebook’tan güya arkadaş oluyor, bir seneye yakın yazışıyor, güvenini kazanıyor, bu cinayeti detaylı anlattırıyor.

Yeni deliller elde ediyor.

Yeni tanıklar buluyor. 

Katillerinin hak ettikleri cezayı alması için canla başla çalışıyor.

Bu arada, 7 savcı değişiyor.

Avukat pes etmiyor, Adli Tıp’la resmen mücadeleye girişiyor.

Bitmez tükenmez sorular soruyor. Her Adli Tıp raporunun gelmesi bir buçuk yıl sürüyor.

Maktul, tecavüze uğramadıysa burnu neden kırık? Neden ağzından kan gelmiş? Neden üç ayrı adamın spermi var üzerinde? Uyuşturucu yok diyorsunuz, ama adamlar var diyor, içki içirdik diyor, neden içki çıkmadı sizin incelemenizde.. 

Sonunda da iş Ulusal Kriminoloji’ye gidiyor. Aylar sonra sonuç geliyor...Maktulün avukatının tesptileri doğru.

“Zorlamalı ölüm ve tecavüz!”

SEZGİ ARTIK BENDİM SEZGİ ARTIK HEPİMİZDİK

Bugün yaşasaydı 22 yaşında olacaktı...

Ama o aşağılık herifler işkence ederek Sezgi’yi öldürdü...

Şimdi rapor geldi...

7 yıl sonra.

Ve iddianame hazırlandı...

Davası açıldı...

Yarın da mahkemesi var.

Adalet inşallah 7 yıl sonra yarın Sezgi için işleyecek.

Sabah 09.00’da Antalya Adliyesi’nde davası görülecek.

Nefesimizi tuttuk, kararı bekliyoruz.

YORUM YAZIN

YAPILAN YORUMLAR (40)
  • Bu ahlaksız ve adi insanlar nerede yetişti bu günkü basın ve medyanın böyle sapıkların yetişmesindeki rolü nedir ? Bu konu da tartışılıp ona göre hareket edilmeli geç olmadan

    (0) (3)

  • Sosyal medyanın dizginlenmesi gerekir. Bu adamlar da buna karşı çıkar. Ondan sonra bağırırlar vahşet var diye. Vahşeti yapanlar sanal ve sosyal medyadan nemalanıyorlar. İletişimi vahşet aracı olarak kullanıyorlar.

    (0) (0)

  • Sana göre bana göre adalet değil. Haklıya göre Adalet olmalı.Gençliğimizin düştüğü durumu biraz durun düşünün ve bu gün ne haldeyiz. Ahlaksızlık diz boyunu aşmış. Yapıyorsam sana ne havaları. Gelinen nokta bu. Adam meydanda çirkeflik yapıyor, kadın sırnaşıyor, uyaranlara ne diyorsun diye tavır yapıyor. Hiç kimse gelinen bu noktadan kendini sorumsuz hissedemez. Gördüğümüz her ahlaksızlığı görmemezlikten geldiğimiz sürece bu memleketin gençliğinin düşmeyeceği bataklık yoktur. Allah(c.c.) korkusu olmayan kalpte canavarlaşma kaçınılmaz olur. İnsan derler; İnsanlık derler; Bunların hepsi Allah(c.c.) sevgisinden gelir. Gafiller Allah(c.c.) sevgisi olmasında ne olursa olsun diye diye gençliği ne hale getirdiler.

    (0) (0)

  • Sanal canavarların önü alınmak istendiğinde birileri özgürlüğümüzü kısıtlayamazsınız diye yırtınıyordu. Ortada sanal canavarın gerçekleştirdiği bir vahşet var. Bir de ayrıntı var; vampirliği yapanların ablası; "getirdiğiniz kız ölmüş" demesi ruhsuzluğun gerçekten tarifi olmayan örneği. Hangi vicdan bu insanlara yön veriyor. İşte; çirkinliklerin önünün alınmasına engel olanlar. İçki, uyuşturucu, sigara sınırlandırılsın denildiğinde, "olmaaaaz" diyenler. Kim oldukları belli.

    (0) (0)

  • Yedi yıl olmuş; hiç kimse bu süreçte sorguladı mı!!?? Acaba benim kızım ne durumda? Sanal canavarların eline düşen kızının sorumlusu kim!!?? Tabi ki başkasını arayacak; aileyi, gençliği ve çocukları koruması gereken devlet. Devlet kim!? Sen, ben, o; bu tür ahlaksızlıkları görmemezlikten gelen kim!? Yine sen, ben ve o. Maalesef ağlama hakkımız yok. Önce görevimizi yapacağız. Sana göre bana göre adalet değil. Haklıya göre Adalet olmalı.Gençliğimizin düştüğü durumu biraz durun düşünün ve bu gün ne haldeyiz. Ahlaksızlık diz boyunu aşmış. Yapıyorsam sana ne havaları. Gelinen nokta bu. Adam meydanda çirkeflik yapıyor, kadın sırnaşıyor, uyaranlara ne diyorsun diye tavır yapıyor. Hiç kimse gelinen bu noktadan kendini sorumsuz hissedemez. Gördüğümüz her ahlaksızlığı görmemezlikten geldiğimiz sürece bu memleketin gençliğinin düşmeyeceği bataklık yoktur. Allah(c.c.) korkusu olmayan kalpte canavarlaşma kaçınılmaz olur.

    (1) (0)

Tüm Yorumlar