28 Mart 2017 03:30

Latif Şimşek latifSimsek

Avucunu Yalarsın Yılmaz Özdil!

AVUCUNU YALARSIN YILMAZ ÖZDİL!

Yılmaz Özdil…

Sen ve senin gibiler.

 Yani kendini Cumhuriyetin, Atatürk’ün ilk sahibi, memleketin tek hakimi, koruyucusu, kollayıcısı zanneden zavallılar.

Yüz yıllık geçmişimizde, Cumhurbaşkanı’nın kim olacağına karar verenler, gücü yetmeyince 367 gibi Siyasal bir namussuzluğun arkasına sığınanlar. Hangi partinin iktidar olacağını, ya da devrileceğini, kukuletalı yüzleriyle karanlık dehlizlerde ve de genelkurmay koridorlarında kararlaştıranlar. Kan uyuşmazlığı yaşadığı Genelkurmay Başkanını harcamak için “Şah Fırat” oyununa bilet kesenler.

CHP’ye genel başkan belirlemek için otel kulislerinde yüksek rütbeli komutanlar ve yüksek yargı başkanlarıyla ikna seansları düzenleyenler. (Kemal Kılıçdaroğlu’nu Baykal’ın yerine ikna etmek için bazı generaller ve yüksek yargı başkanlarının çabası ile ilgili Savcı Sayan’ın iddiaları).

Siz on yıllarca kendinizi bu memleketin “Ali Kıran Baş Kesen” i ilan ettiniz.  Hakkınızı yememek lazım. Asker dipçiğiyle, Yargıtay desteğiyle, Danıştay’ın omuz vermesiyle, Anayasa mahkemesinin her pası gole çevirmesiyle ve CHP’nin şarjıyla  bunu başardınız. Bu güçlerle sonuç alamadığınız yerde, hazır kıta “darbe” kozunuzu kullandınız.

Köpeksiz köyde hep değneksiz dolaştınız. Racon kestiniz, partiler kapattınız, bakanları fırçaladınız, Başbakan’ı astınız. Siz haklısınız Yılmaz Özdil. Yüz yıllık Ali Kıran Baş Kesen’likten sonra, elinize peştamal tutuşturulup kapı önüne konulunca saldırganlaştınız.

MESELA BEKİR COŞKUN MESELA UĞUR DÜNDAR

Yılmaz Özdil, sen ve senin gibiler. Mesela Bekir Coşkun, mesela Uğur Dündar. Siz bu memleketin uç beyleriydiniz. Boğaza nazır villalarınızda viskilerinizi yudumlarken, saltanatınıza hiç kimsenin dokunamayacağına emindiniz.  Güç sizdeydi. İstediğinizi ipe gönderir, istediğinize “şeriatçı” yaftası yapıştırır, karşınıza çıkanı cehennemin dibine kadar yollardınız.

Her askeri şurada karısının başı kapalı en az yüz gariban subayın ilişiğini kesmezseniz uyuyamadınız. Tek suçu Müslümanlığını yaşamak olan bu garibanların, TSK’dan atıldıktan sonra simit satmasını bile engellemek gibi iğrenç bir insanlık anlayışına ses çıkarmadınız. Bir oğlunu vatana şehit vermiş annenin, diğer oğlunun yemin törenini sadece başında örtüsü var diye izlemesine izin vermediniz.

Yılmaz Özdil, sen ve senin gibiler. Yani, aynı aristokrat beyni paylaştığınız, beyaz şatolarda viski yudumladığınız kankaların. Size sesleniyorum.

Siz kimsiniz!

Siz  kimsiniz ki hayatının 45 yılını bu orduya adamış Genel Kurmay Başkanı’nı tahkir etmeye, fırça atmaya çalışıyorsunuz. Ki, O Genelkurmay Başkanı’nın tek suçu, sizin ezeli ve ebedi düşman ilan ettiğiniz Seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a saygı duyması. Yerin dibine gömmek istediğiniz Başbakan Ahmet Davutoğlu’na selam durması. Milletin nezdinde itibarsızlaştırmaya çalıştığınız Necdet Özel’in tek suçu, millet iradesine teslim olması. Siz O Genelkurmay Başkanı’nı, bir şehit cenazesinde duygulanıp gözleri yaşardı diye de infaz etmeye kalkışmıştınız hiç utanmadan.

SİZ ARTIK HİÇ BİR ŞEYSİNİZ!

Sen Yılmaz özdil. Sen ve takım arkadaşların.

Siz Ak Parti  iktidara geldiğinden bu yana darbe çığırtkanlığı yaptınız. Ak Parti’yi kapatmak için dava açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını alkışladınız. Ak Partiye, Recep Tayyip Erdoğan’a küfredenleri göklere çıkardınız. Çünkü saltanatınızı kaybettiniz. Çünkü, bir gazete manşetiyle hükümet yıktığınız, bir televizyon programıyla “darbe” yaptırdığınız günler geride kaldı. Çünkü siz artık hiçbir şeysiniz. Hazmedemediğiniz şey bu milletin en az yüzde 50’sinin maskelerinizin altındaki derebeylik yüzünüzü görmüş olmasıdır.

Yılmaz Özdil. Sen ve takım arkadaşların.  Bekir Coşkun mesela. Yani Uğur Dündar mesela. Hatta Ertuğrul Özkök, hatta Mehmet Yılmaz ve diğerleri.

Artık hiç kimse sizin “şeriat geliyor” yalanlarınıza inanmıyor.

Artık bu milleti, Müslüm Gündüz gibi zavallıların şeriat devrimi yapacağı masalıyla aldatamazsınız. Fadime Şahin gibi, Ali Kalkancı gibi , milli iradeyi devirmek adına parayla, tehditle kandıracak kuklalar da bulamazsınız. Bulsanız da elinizde patlar.

Bakın bugün türbanlı kızlar üniversitelerde. Ne kıyamet koptu, ne de beş-on kızımız başörtüsü takarak eğitim hakkını kullandığı için memleket Afganistan’a döndü. Sen ve senin gibiler, plastik pencerelerinizin ardında köpüklü kahvelerinizi yudumlayıp camdan bakarken, sırf göz zevkinize uymadığı için yıllarca başörtülü kızlara işkence ettiniz, ettirdiniz, hedef gösterdiniz. İkna odalarında yüzünüz kızarmadan sorguladınız.

İMECE USULÜ GENELKURMAY BAŞKANI HARCAMAK

Şimdi de imece usulü Genelkurmay Başkanı Necdet özel’i harcamaya kalkışıyorsunuz. Avucunuzu yalarsınız. Bir genelkurmay başkanı, bir general “darbeci” değilse, sizin nezdinizde saygınlığı yoktur biliyorum. Ama sizin nezdiniz artık ezgilerde kaldı koçum. Bu memleket 13 yıldır AK Parti ile de “muasır” medeniyet yolculuğuna devam edebileceğini gördü. Bu millet AK Parti’nin ülkeyi İran’a ya da Afganistan’a çevirmeyeceğini, aksine “one minute” diyerek sizin ağababalarınıza posta koyacağını deneme-yanılma yöntemiyle özümsedi.

Süleyman Şah Türbesi’ndeki “Şah Fırat” Operasyonuna gelince. Umutlarınız yine elinizde kaldı be gülüm. Türkiye, bu operasyonu yapmayıp, türbedeki askerlerimizi şehit verse, DEAŞ ya da İŞİD denen bela ile çatışmaya girip bir anda kendini Suriye bataklığının içinde bulsa ne güzel olurdu değil mi? Yıllardır yargı ve darbe planlarıyla yıkamadığınız iktidarı Vietnam benzeri bir sendromun içine soktuğunuzda işiniz ne kadar kolaylaşırdı.

Yılmaz özdil sen ve senin gibiler.

Kankaların yani. Mesela Bekir Coşkun, mesela Uğur Mumcu, mesela Ertuğrul Özkök, mesela Mehmet yılmaz. Ve mesela diğerleri. Siz, AK Parti’yi iktidardan göndermek uğruna gerekirse bu ülkeyi ateşe vermeye yemin mi ettiniz?