16 Temmuz 2018 12:00

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

Anket şirketleri ne iş yapıyor?

Türkiye’de her seçim  öncesi ve sonrası anket firmaları tartışma konusu olmuştur…

24 Haziran seçimleri de keza böyle oldu…

Özellikle  SONAR Kamuoyu şirketinin başkanı  Hakan Bayrakçı’nın seçim sonrası “CHP’den tepki görmemek için rakamları böyle verdim.Yoksa Erdoğan’ın ilk turda kazanacağını biliyorum ” şeklindeki itirafları bir bakıma bütün anket firmalarının üzerine sıçrayan bir şaibe lekesi gibi kaldı..

Tabi ki öyle değil ama insanların zaten kuşku ile baktığı  anket firmalarına karşı böyle algılamasının önüne geçmek mümkün olmadı…

Türkiye’de gerçekten işini çok iyi şekilde yapan önemli anket firmaları da var..

Çok fazla reklamları yoktur…

Ama işini son derece ciddi ve profesyonel bir şekilde yaparlar…

İşte onların başında da son yıllarda OPTİMAR  Kamu Araştırma Şirketi gelmekte..

Yönetim Kurulu Başkanlığını Hilmi Başdemir’in yaptığı OPTİMAR Kamuoyu Araştırma şirketi son yıllardaki bütün seçimlere isabet oranları ile damgasını vurmasına rağmen bu yönde reklamını yapmaktan kaçınan profesyonel bir kuruluş olarak hep dikkat çekti…

Aslında örnek oldu..

Hilmi Başdemir’i iyi tanımak gerekir…

Anket şovmeni değil…

Gerçek bir beyefendi, araştırma şirketi dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyen kendini buna adayan bir insan…

Zaman zaman TV ’lerde de izlediğimiz Hilmi Daşdemir  ile Türkiye’deki anket şirketleri üzerinde yaşanan tartışmaları ve 24 Haziran seçimlerini konuştuk…

Çok çarpıcı mesajlar verdi…

Tabi ki  bu mesajlardan alması gerekenler var…

Almalıda..

Yıllardır OPTİMAR’ ı  ve yaptığı çeşitli anketleri takip ediyorum…

Yaptığı analizlere, açıkladığı anket çalışmaları  sonuçlarına  baktığımız zaman son derece tutarlı,  son derece tarafsız, son derece işini profesyonel yapan bir şirket gerçeğinin karşımıza çıktığını  söylersem hakkın teslimini yapmış olurum…

Cumhur ittifakın rakamlarını noktasına virgülüne kadar bilen bir şirketten bahsediyoruz..

Hilmi  Daşdemir ile sohbetimize geçecek olursak

Biz sorduk o içtenlikle cevapladı..

***

ANKET FİRMALARI DENETLENMELİ!..

Her seçimden sonra son örneği Hakan Bayrakçı’nın itiraflarında  olduğu gibi anket firmalarına karşı güvensizlik oluşuyor. Bu neden kaynaklanıyor.

İşte bu soruya Hilmi Daşdemir  herkesin üzerine alması gereken dikkat çekici şekilde cevap veriyor..

Bakın ne diyor;

DAŞDEMİR;Araştırma sektörünün ve araştırmacıların itibarı herhangi bir şekilde baskı altında kalmadan yönlendiricilik ya da buna benzer amaç gütmeden objektif olmasıyla ölçülebilir. Dolayısıyla herkesin bir dünya görüşü vardır. Bu dünya görüşüne göre hayatını yaşayabilir ancak rakamları manipüle ederek verirse burada araştırmacılık anlamında ahlaki bir probleme sebep olur. Araştırmacılık mesleğinin en büyük sermayesi itibarıdır. Bu itibarı kaybettiği anda araştırmacının hiçbir sermayesi kalmaz dolayısıyla biz kendi yaptığımız araştırmalarda ve yayınladığımız sonuçlarda tüm süreçlerle birlikte itibarımıza halel gelmemesi için azami gayret gösteriyoruz. Burada medya da kendini sorgulamalı. Kendisine gelen her araştırma sonucunu yayınlamaması gerekiyor. Bu firmanın bir geçmişi var mı yok mu, nasıl bir firmadır bu noktada da bir denetim gerekiyor: Yani devletin araştırma firmalarını denetleme noktasında herhangi bir iradesi ve süreci maalesef yok ki olması gerekir. O yüzden araştırma sektöründe etik kural kabul edilen araştırmanın künyesi, ne zaman yapıldığı finansmanı kimin sağladığı, nerelerde yapıldığı, yönteminin ne olduğunun araştırma ile yayınlanması gerekiyor ki orada ahlaki bir duruş sağlanmış olsun. Bunlar olmadan yayınlanan sonuçlar ve verilen rakamların da ciddiye alınmaması gerekir. Ama her şeyden öte de bu sonuçların yayınlanması ya da öne çıkarılması noktasından da medyanın da bir sorgulama yapması da elzemdir. Çünkü burada da ciddi anlamda bir bilgi kirliliği oluşuyor. Bu da kamuoyunu yanlış yönlendiriyor.

Peki “Böyle bir yapı mı oluştu anket firmaları üzerinden? “.. 

DAŞDEMİR; Maalesef böyle izlenimler veren firmalar var. Yani sonuçta araştırma işinde belli makul kabul edilecek yanılmalar olabilir. Ya da açıklanabilecek yanılmalar olabilir ama çok daha ötesinden bir yanılma olduğu takdirde bunun izahı mümkün değildir. 10-15 puanlık yanılmalar sağlıklı yapılmış bir araştırma için mümkün değildir. + - 2 puanlık bir yanılma makul kabul edilebilir. Hadi diyelim farklı gelişmeler oldu. Çünkü anketler anlıktır bugün yaptığınızla 10 gün sonra farklı sonuç çıkabilir. Bugün mesela CHP’de bir genel başkanlık tartışması var. Bu tartışmadan Muharrem İnce genel başkan olarak geldi diyelim İnce’nin genel başkan olduğu andaki yaptığınız araştırma neticesinde belki CHP oyunu beş puan artıracaktır.

Sizin üzerinizde bir baskı unsuru oluşuyor mu?  Tehdit vs gibi.

DAŞDEMİR;Şimdiye kadar hiç olmadı. Bunu hissetmedik. Ancak anketi yapıyoruz. Sonucu beğenmeyenler olabiliyor. Ya da yayınladığımız sonuç üzerinden özellikle muhalif tarafın ciddi anlamda hakarete varan eleştirileri oluyor. Ancak biz hiçbir şekilde bu baskı ya da buna yönelik endişelerle sonuç açıklamaktan imtina etmedik. İmtina edenlerin de kendi tercihleridir. O konuda da bir şey söyleyemem.

RAKAMLARIMIZ BİZİM İTİBARIMIZDIR…

Anket sonuçları ile ilgili gayriahlaki pazarlıkla size geliyorlar mı?

DAŞDEMİR; Oluyor haliyle. Her alanda olduğu gibi bize de zaman zaman benzer şekilde teklifler oldu. Ancak biz duruşumuz pozisyonumuz itibariyle o tür şeylere tevessül etmiyoruz. Çünkü bizim rakamlarımız araştırma yaptıran kişiye yol göstermek amacı taşıyor. Yani hadi diyelim ki sonucu değiştirdiler kime ne faydası olacak. Kendi kendilerini kandırmış olacaklar. Yani sonuç itibariyle yine itibar devreye giriyor. Rakamlarımız bizim itibarımızdır. Mesleğimiz itibarımız. Pazar araştırması yaparız, bu araştırmayla insanlar milyonlarca liralık yatırım yaparlar. Yanlış sonuç verirseniz o yatırımlar çöpe gider..

 

BU İŞİN MUTFAĞINDAN GELDİK TOZUNU YUTTUK

 24 Haziran seçimlerini en sağlıklı okuyan anket firması OPTİMAR olmuştu. OPTİMAR’ın başkanı Himdi Daşdemir bu konuda neler söylüyor.Bu başarıyı neye borçlu  bu  sonuçları nasıl okuyor?

DAŞDEMİR;Biraz geçmişe de atıfta bulunarak bu soruyu cevaplıyım. Ben bu işe anketörlük yaparak başladım. Sonuç itibariyle bu sürecin mutfağından gelip sahada tozunu yutarak nasıl bir emekle yapıldığını bilen birisiyim. Tek işim de araştırma yapmak. Zaman zaman sıkıntı yaşadığımız dönemler de oldu ancak bizim gidebilecek yapabilecek başka bir işimiz yok. Dolayısıyla burada işimizin ve sorumluluğumuzun farkında olarak olaya baktık. Geçmişte de 2014 Cumhubaşkanlığı seçiminde bizden daha iyi tahminde bulunan ve sonuç veren bir araştırma şirketi yoktu. Yine aynı dönemin yerel seçimlerinde 17-25 Aralık sonrası yaptığınız araştırmalar sonucunda şunu tespit etmiştik AK Parti’nin yeni bir zaferi geliyordu ve bunun da çıktık ortaya söyledik. O zaman da malum çevrelerden bir sürü eleştiri aldık ve Türkiye genelinde ve Ankara İstanbul gibi illerde nokta atış sonuçlar verdik. Diğer tarafta 7 Haziran’da yanıldık. Bunun belli ölçülerde izahı var. Belli ölçüde kararsızların belirleyici olduğu muhakkak ama diğer tarafta Diyarbakır’da patlatılan bomba gibi hadiseler de seçimi manipüle etti. Bunların hepsinin ötesinde her seçimi biliyoruz gibi bir iddiada bulunmuyoruz. 1 Kasım’da en iyi bilen 2.’ydik. Halk oylamasında da en iyi sonucu veren birkaç araştırma firmasından biriydik. Yani bizim bu seçimlerde verdiğimiz isabetli sonuçlar bir tesadüf değil geçmişten gelen bir emeğin, bir özverili çalışmanın ürünü.

24 Haziran’daki sonuçlara bakınca biz başından beri tartışmasız şekilde Erdoğan’ın oyunun yüzde 51-53 arasında bir yerde olduğunu söylemiştik. 2013’ten beri yaptığımız araştırmalarda bunu biz tespit ediyorduk. Bunu çıktığımız TV programlarından da hiç tereddütsüz bir şekilde araştırmalarımıza güvenerek söyledik. Nitekim o aralıkta çıktı. Ha potansiyeli daha yüksekti ancak o potansiyele ulaşılamamasının sebebinin ayrıca araştırılması gerekiyor.

 

CUMHUR İTTİFAKINDA NOKTASINA VİRGÜLÜNE YANILMADIK

 24 Haziran’da seçmen ne mesaj verdi?

DAŞDEMİR; Seçmen biz Erdoğan’dan vazgeçmeyiz ancak AK Parti’nin MHP ile yol yürümesi gerekir dedi. Devlet Bahçeli’nin 15 Temmuz gecesi duruşu, sonraki cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilgili bir ön alması ve başkanlık sisteminin önünü açması daha sonra erken seçim ve buna benzer süreçlerdeki söylemleri önemli ancak 2015’ten beri tüm gelişmeler AK Parti ve MHP’nin birlikte hareket etmesinin elzem olduğunu gösteriyor. MHP’ye 2011’de yine FETÖ’cülerin taşeronluğunda bir operasyon düzenlenmişti. 2010’da CHP’ye de düzenlemişti. Daha sonraki süreçte kimilerinin FETÖ’cü olduğunu iddia ettiği bir grup tarafından da hatta şu an içlerinde birlikte oldukları arkadaşlarının bile FETÖ’cü yakıştırması yaptığı cumhurbaşkanı adayıyla birlikte yol yürüdüler. Böyle bir ekip yine bir operasyon düzenledi ancak biz o dönemde de MHP’nin hiçbir şekilde yüzde 8’in altına bir yerde oy almayacağını söyledik. Baraj problemi olmayacağını da söyledik. Netice itibariyle MHP’nin içerisinden bir parti çıktı. AK Parti de MHP ile birlikte yüzde 53.6 oranına ulaşmış oldu. İttifaklar noktasında bizim sonuçlarımızın da cumhur ittifakında nokta ve virgül olarak isabet kaydettiğini millet ittifakında da binde birlik bir yanılma, HDP’de de binde beşlik bir yanılma birebir tutturduk.  

2023  AK PARTİ-MHP ORTAK VİZYONU OLDU 

Seçimlerden sonra geçtiğimiz günlerde   yerel seçimler ile ilgili çarpıcı bir söz kullandınız. Dediniz ki “AK Parti için sonunu başlangıcı olabilir” Neden böyle bir ifade kullandınız.

DAŞDEMİR; Bu seçim başlamadan önce de bu seçimin sonucu ve galibi bellidir dedim. AK Parti’nin bundan sonraki süreçte yerel seçimlerde kimleri aday gösterdiğine çok dikkat etmesi gerektiğini seçim sürecine girmeden söylemiştim. Çünkü yerel seçim veya yerel yöneticiler halka doğrudan temas edilen yerler. Oradaki belediye başkanları ya da belediye çalışanları diğer taraftan il, ilçe başkanları, milletvekilleri halkla iç içe olması gereken insanlar. Halk bunlara dokunamıyorsa ya da halktan kaçıp elitist davranıyorlarsa, içinden geldikleri topluma yabancılaşıyorlarsa o zaman ciddi bir problem var demektir. AK Parti geleneğinin özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın meyhanelerde oy isteyen bir lider olduğunu ve hikayesinin böyle başladığını hatırlayacak olursak AK Partililerin bu noktada kendilerini sorgulamaları gerekiyor ki, şu an ki süreçte de başka alternatif görülemiyor.

Muharrem İnce belki kendisine farklı bir yol çizecek o ayrı bir konu ama bu ülkenin geleceği açısından AK Parti ve MHP’nin çok kilit rol oynayacağı muhakkak. Burada da AK Parti’nin İstanbul ve Ankara’yla birlikte diğer illeri de kazanacak belediye başkan adaylarını belirlemesi lazım. Yerel seçimlerde resmi olmasa bile gayri resmi ittifak olacaktır. Çünkü çok ekstrem bir durum olmadığı sürece bu iki parti artık ortak.  Birlikte hareket edeceklerdir. 20203 vizyonu iki partinin de ortak vizyonudur. 2053 ve 2071’de getirilmek istenen Türkiye vizyonu iki partinin de beraber ve üstlenecekleri bir hedeftir. Yerel seçimlerde adı konulsun ya da konulmasın ittifak olacaktır.

AK PARTİ TEŞKİLATLARI ARTIK VATANDAŞA DOKUNAMIYOR!

AK Parti  bu seçimlerde 7 puanlık bir kayıp yaşadı. Bunun nedeni aday belirlemedeki yanlış tercihler mi ?

DAŞDEMİR;  Tek başına aday belirleme diyemeyiz. Biz adaylara ilişkin de soru sorduk ama adayların beğenmeyenlerin oranı yüzde onlar düzeyinde partilerde. Ancak bu adaylara rağmen oy verme davranışının da büyük oranda değişmediğini görüyoruz. Problem ne derseniz geçmişten gelen Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği gibi metal yorgunluk, teşkilatların artık vatandaşlara dokunamıyor noktaya gelmesi ve tüm bu hadiseler üst üste gelip bir şekilde vatandaşın da ince bir mesajla vermesine neden oldu. AK Parti’ye verilen mesajlar da genelde MHP üzerinden olmuştur. Çünkü iki parti arasında geçişkenlik Orta Anadolu ve Karadeniz’de belirgin bir şekilde barizdir. Buradaki süreçte de iki partinin duruşu itibariyle Türk milleti milliyetçi muhafazakar seçmen açısından risk teşkil etmiyor. AK Parti’yi uyarmak istiyorsa MHP’ye MHP’yi uyarmak istiyorsa AK Parti’ye geliyor. MHP’nin zaten baraj problemi yoktu ama oylar oradan oraya geçti. MHP’nin içinden bir parti çıktı. Diğer taraftan iki partinin potansiyeline baktığımız zaman potansiyeli yüzde 63 civarında bir sinerji ortaya çıktı.

İYİ PARTİ  UZUN GİTMEZ ÇÜNKÜ  KİMLİĞİ YOK!..

Türk siyasetine yeni bir parti geldi ve TBMM’ye girmeyi başardı. İyi parti için neler söyleyeceksiniz?

DAŞDEMİR; İyi Parti için çok söylenecek bir şey yok. Yakında orada bir parçalanma durumu söz konusu olabilir. İyi Parti’nin kimlik kazanma noktasında ciddi problemleri var. Her ne kadar bulunduğu oy aldığı yerler merkez sağın güçlü olduğu yerler olarak söylense de öyle değil. Orada farklı şeyler vardır. Bazı cemaatlerin bölünmüş olması sebebiyle bir kısım oylarının İYİ Parti’ye vermiş olabilir. Adı geçen cemaat Antalya’da çok güçlüdür. Belli ölçüde Isparta’da güçlüdür. Buradaki merkez sağ değildir. Bundan sonraki süreçte merkezde oturacak partiler üzerinde konuşmamız gerekiyor. Ya da sinerji alacağı temel taban kitle olup daha geniş kitlelere hitap edebilen partiler iktidar olma şanslarını yakalayabilirler. Daha lokal ya da kitlesel olarak daha sığ kalışlarla kendini sınırlayanlar ise çok daha düşük oranlarda oy almaya mahkumdur. Nitekim İYİ Parti içinde son olarak milliyetçi mi yoksa HDP sempatizanı mı NATO- Batı sempatizanı mı beli olmayan bir parti. Dolayısıyla ciddi problemler var. Bir süre sonra oraya oy verenler de kendilerini sorgulamaya başlayacaklardır. 

CHP’NİN UMUDU MUHARREM İNCE’DİR…

CHP’de sonuçlardan sonra yeniden bir kurultay beklentisi başladı. Muharrem İnce partiyi uzun yıllar sonra Yüzde 30’lar üzerine taşıdı. Solun yeni umudu İnce mi?

DAŞDEMİR; Muharrem İnce solun yeni lideri olma potansiyeline sahip ancak kendisine yeni bir yol ve rota çizebilirse kendisi açısından yeni bir merkez inşa edebilir ki Meral Akşener’den daha fazla şansı vardır. Meral Akşener’e bakınca bir başarı hikayesi yok. İnce yüzde 30 bir başarı hikayesiyle bu işe başlamış oluyor. Bu da çok önemli. Bir tarafta yüzde 10’la kendini test etmemiş bir isim. Muharrem İnce’de acaba yüzde 30’a ulaşabilir miyiz beklentisi oluşabilir kendi kitlesi açısından. İnce ne aşırı sol diyeceğimiz bir yerde bu toprağın sosyal demokratı diyebiliriz. Zaman zaman Amerika’dan telefon aldığını söylemiş olsa da ben onla ilgili yaptığım yorumların hepsinde ve duruşunda bu toprağın kokusunu aldım diyebiliriz. Bu toprakla bağını koparmamış makul bir çizgide kalan bir isim. Türkiye’nin ve solun böyle siyasilere ihtiyacı var. Eğer kutuplaşma problemi var diyorsa ki vardır bu kutuplaşma problemimi oluşmasına sebep olan Erdoğan değil karşı taraftır. Cumhuriyet mitinglerinin sebebi Erdoğan mıydı? İstemeyen karşı cepheydi. Kimseyi ötekileştirmeden makul centilmence bir yarış potansiyeli İnce ile oluşabilir. CHP tabanı bunu istermi bilmiyorum ama makul bir çizgi potansiyeli var. Yenilgiyi de kabul edecek centilmence yenilgiyi kabul ederken kendi hatalarını da tespit edip giderecek hevesi ve çabası da var.

***

İşte  örnek bir adam profili çizen  reklamının yapılmasını değil işinin iyi yapılmasının konuşulmasını isteyen OPTİMAR Kamuoyu Araştırma şirketi Yönetim kurulu Başkanı Hilmi Daşdemir ile sohbetimizden sizlere yansıtacağım bunlar..

Uzun bir söyleşi oldu…

Ama önemli bir konu Anket firmaları…

Bizleri sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum..