24 Eylül 2018 12:57

İsmail GÜZEL iguzel@nestech.net

Andersen’den politik masallar

Demokrasi, Medeniyet, Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları, Çevre Örgütleri, Ekonomik Örgütler, Askeri yani NATO vb. kelimeler ya da yapılar aslında batının kendilerinden olmayan ülkelere sattığı ve üzerinden gerçekleştirdiği bir tür operasyonel araçlar kitlesi... Mesela, İsrail’in gerçekleştirdiği insanlık dışı katliamlara karşı sessiz kalan ve 200’den fazla ülkenin üye olduğu çoğu kuruluşlar, sadece bir ya da iki ülkenin emrine amade... İşlerine geldiği gibi çıkarlarına uyacak, kendi ülkelerine, kendi inançlarına hizmet edecek, kanun kural tanımadan, bir bakıma, kanunsuzluklarını legalize etmek için tüm dünyaya sattıkları masallar...

İdeolojimize göre tarih oluşturmaya çalıştık. Tarihe, sizin ya da bizim inancımıza göre bakamayız. Tarih ideolojilere göre oluşmaz, oluşmamıştır. İdeolojiye göre tarih tahlil edilemez. Bize tarihimiz unutturuldu. En basit örneği, Kutü’l Amare zaferi... Geçmişi bilmeden bugünleri anlamak, bugünkü gelişmeleri okumak mümkün değil. Dinler tarihini, dünya siyasetini bilmeden bugünkü sorunlarımızı çözmemiz, okyanusta yalnız bir türe özgü olan küçük bir balık aramaya benzer...

Neyse.

Batının en büyük talihsizliği bizim jenerasyonumuza denk gelmiş olması. Küresel terör örgütleri FETÖ ve PKK ile mücadele edenlerin yaş ortalamasına baktığınızda bunu net olarak göreceksiniz. Tabiki bu mücadelede teknolojinin de önemi büyük. Çoğunluğu Batı’da doğan teknolojinin gene batının ortaya çıkardığı örgütlere karşı kullanılması, batıyı geriyor... PKK ve açılımları olan terör örgütlerini hedefe koyan, yerli teknolojilerle üretilen İHA gene yerli malı SİHA’lar tarafından terör örgüt üyelerinin kullanılmaz hale getirilmesi, sahiplerini tedirgin hale getiriyor.

Bir musibet bin nasihattan evladır.

Şöyle açayım. Hani bazen vardır ya, yanlış bir yol tutmuş kimi insanlar var. Bu insanlara ne kadar çok öğüt verirsen ver, gittikleri yanlış yoldan çevirmekte olan bu öğütler bir fayda sağlamaz. Ama takip ettiği yanlış yolda başına gelen basit bir felaket, onu doğru yola getirmekte daha etkili olur...

Şimdi ciddi ciddi soruyorum, ABD’nin ve özellikle Batılı devletlerin bize yaptığı iyiliği kim yaptı? Bakın, ABD’nin Türkiye’ye karşı attığı her politik adım bize bir çok adım attırıyor. Hani derle ya, “Bir musibet bin nasihattan evladır” diye. işte tamda başımıza gelen budur... Başımıza örülen ve örülmek istenen her türlü bela ile baş başa kalmanın verdiği acı tecrübeler bize çok şey kazandırdı tabiki çokça öğretti... Demek ki bizim gevşememiz için elinden geleni ardına koymayan Batı, bize çok fayda sağladı... Tabi ki bu adımların atılmasında Devletin Milletle kenetlenmiş olması. Bir harmoni, bir senkronize halde tehditlere karşı birlikte hareket etmek bize kazandırıyor.

Özetin özeti.

Ekonomimizin daha stabil hale getirilmesi için acilen adımlar atılmalı. Türkiye’nin fazla entegre olduğu uluslararası sistem, başına er ya da geç bela açacaktı... Yerli ürünlere yönelmeliyiz. Ülkemiz için yeni ve yerli ihtiyaçlar üretilebilmeli... Yöneticilerimizin ağır sanayi atılımlarında şirketlerimize destek çıkması önemli. Şirketlerimizin elini güçlendirecek gerekli yasal yardımların yapılması, gerekli görüldüğü halde teşviklerin verilmesi ağır sanayi oluşumuna destek olacaktır.

Devletimiz her türlü önlemini her türlü tehdite karşı almalı.. Hızlı karar verebilecek mekanizmaları oluşturmalı... Caydırıcılık da fayda sağlayacağına inandığım Nükleer enerji doğrultusunda nükleer silah ve uzun menzilli kıtalar arası füzeleri çok hızlı olmak kaydıyla TSK’nın envanterine katabilmeli.