Ümit SAMİMİ umitsamimi@gmail.com

Türkiye seçime giderken

2015 yılı verilerine göre Türkiye’de istihdam sayısı 26 milyon 621 bin kişi ve bu sayının 8 milyonu kadınlardan oluşuyor. Üstelik orta ve üst düzey görevlerde iş gücüne katılan kadınların erkeklere kıyasen çok daha az yer alıyor fakat seçime giren siyasi partilerin hiçbiri kadınların iş gücüne katılımını nasıl artıracakları ile ilgili planlarını kamoyu ile paylaşmadı.
Türkiye’de her yıl ortalama olarak 700 ile 750 bin kişi, çalışabilir nüfusa ekleniyor fakat bu rakamın sadece yüzde 50,9 ‘u iş bulabiliyor. Yaklaşık 350 bin genç çalışabilir durumda olmasına rağmen iş bulamadığı için enerjisini üretime dönüştüremiyor, ekonomimize katkı sağlayamıyor. Yine hiçbir aday, bu sorunu nasıl çözeceğini anlatmış değil.

İş gücüne katılanların eğitim durumuna bakıldığında ise yüzde 60’ı lise altı eğitim düzeyine sahip. Yani iş bulanların yüzde 60’ı(büyük olasılıkla) katma değeri yüksek alanlarda çalışmıyor.

İŞKUR’un 2015 yılında Türkiye genelinde 132 bin, İstanbul’da ise 11 bin 502 iş yerini ziyaret ederek, yüz yüze yaptığı görüşmelerden ve anket çalışmalarından edindiği sonuca göre iş yerlerinin yüzde 15’inde açık iş olmasına rağmen eleman temin etmekte güçlük çekiliyor çünkü başvuranların büyük bölümü mesleki nitelik ve beceriye sahip değil.
Eğer iş arayanların mesleki eğitimleri olmuş olsaydı, özel sektörün istihdam oranı kendiliğinden yüzde 15 artabilirdi. İş arayan kişilerin bu yetkinliklere sahip olabilmesi için çalışma yapmış, bu sorunu çözebileceğini ifade eden bir politikacı henüz miting meydanlarına çıkmış değil.

İşgücü Piyasa Araştırması’nın verilerine göre kamu dışı çalışanların yüzde 53,9 ‘u hizmet, yüzde 27,2’si sanayi, yüzde 18,9’u ise tarım sektöründe çalışıyor.

Türkiye 2017 yılında 234.156 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirmiş. Karşılık olarak da 157.094 milyon dolarlık ihracat yapmış. Yine 2017 yılında 148 milyar liralık da enerji ithal edilmiş. Toplam istihdamın sadece yüzde 27’si sanayi alanındayken, ithalat miktarımız her geçen gün artacak buna mukabil Türkiye dış ticaret açığı da aynı oranda büyüyecektir. Bu süreci durdurmak ya da tersine çevirebilmek için mevcut adayların herhangi birisinin ciddi bir çözümünün olup olmadığı toplum tarafından bilinmemekte.

Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayını açıklamadan önce adayı tasvir ederken, ekonomiden anlayacağını söylemişti. Sayın Meral Akşener ise seçilmesi durumunda Türkiye’nin İYİ olacağını ifade ediyor. Sayın Erdoğan’da 2023 yılı için kişi başına 25 bin dolarlık milli gelir hedefinin olduğunu söylüyor.

Peki nasıl?

Yukarıda altını çizdiğimiz temel sorunlar çözülmeden Türkiye nasıl İYİ olacak ya da her yıl nasıl %9 ‘un üzerinde büyüyerek 2023 yılına kişi başına 25 bin dolar geliri olan bir ülkeye dönüşecek?
İcraya düşmüş borçların silinmesi, imar affı, vergi affı ve bir çok farklı vaad ile bugünkü seçmenin gönlü kazanabilir fakat eğer doğru ekonomi-kalkınma hamleleri yapılırsa, bu vaadlere muhtaç toplumdan kendi ayakları üzerinde duran, borçlarını ödeyebilen, katma değeri yüksek ürünler üretebilen zengin bir halk olabiliriz.
Vesselam

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster