Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Tarih bizi nasıl yazacak?

Kişisel anlamda önemli tarihi gelişmelere tanıklık ediyoruz. Özellikle son on yıl içinde yaşadıklarımız tabiri caizse “tarih yazıldığı” anlar.

Ve bizler fert planında bu önemli zaman dilimlerine şahitlik ediyoruz. 

Son günlerde Cumhuriyet tarihinde çeşitli alanlarda yaşanmış olayları incelemekte ve bu alanlarda okumalar yapmaktayım. Araştırmalarım ve okumalarım sonucunda gördüm ki tarihte yaşanmış her şey – ister toplum isterse fert planında- bir şekilde kayıt altına alınıyor.

Yazılan, söylenen, yapılan hiçbir şey boşa gitmiyor. Tarihin hafızası dehşet bir şey.

Orada hiçbir şey unutulmuyor, adeta her şey kayıt altına alınıyor.

Özellikle yaşadığımız dijital çağda bu kayıt altına, daha doğrusu hafızaya alınma olayı dehşetengiz boyutlara ulaşmış durumda. Dijital dünyaya bakınca fert ve millet planında telef ettiğimiz zamanlar gelecek için endişe verici.  

Telef ettiğimiz zamanlar kurtarılabilse "fikir yükü" ve "iş yükü" alanları daha "aktif", "üretken" ve "verimli" olabilir.

Binaenaleyh bugün yaptıklarımız küçük değişimler olarak nitelendirilebilecek cinsten görülebilir lakin tutumlarımızın sistemlerden nasıl etkilendiğini tarihin hafızasında not alınıyor.

Bugün yaptığımız ve bizim için basit olan bir olay gelecek nesiller için çok önemli olabiliyor. Meşhur “Kelebek Etkisi” teorisi tarihin her dönemi için geçerli.

Bugün söylediğimiz önemsiz bir söz veya yaptığımız bir hareket gelecek nesillerin hayatını etkileyecek bir dalgaya dönüşebilir.

Tıpkı 15 Temmuz 2016 gecesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı gibi söylenen bir cümle tarihin akışını değiştirebilir. Sadece kendi geleceğini değil, devletinin, milletinin ve ümmetinin geleceğini çok farklı boyutlara taşıyabilir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan o gece bir tercih yaptı ve adeta her şeyi değiştirdi. Bir anlamda tarihin akışını değiştirdi.

15 Temmuz Darbe Girişimi'nin ikinci senesinde İstanbul'daki törenlerin merkezi 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde yaptığı konuşmasında Cumhurbaşkanımızın sözlerini dikkate almalıyız; “Hiçbir zafer altın tepside sunulmaz, bedel ödemeden hiçbir başarı elde edilmez.”

Peki, fert planında tarihin hafızasında nasıl bir yer edineceğiz?

Bizden onlarca, belki de yüzlerce yıl sonra gelecek olan nesiller bugünleri araştırdıklarında nasıl bir şahsi profilimizle karşılaşacaklar?

Acaba yaptıklarımızla tarihin akışını değiştirebilecek miyiz?

Söylediğimiz bir söz, yaptığımız bir hareket tarihin gelecek sayfalarına nasıl kaydedilecek?

Tarihin yazıldığı günümüzde biz bu yazının içinde nasıl bir kelime, nasıl bir cümle, nasıl bir paragrafta yer alacağız?

Voltaire’nin dediği gibi; “Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer.”

Şundan emin olabilirsiniz ki yaşadığımız dönem her zaman için merak edilecek, araştırılacak bir dönem. Eğer dünyanın ömrü yeterse 1000 yıl sonra bile bu dönemler merak edilecek, neler yaşandığı, kimin ne yaptığı ne söylediği araştırılacak.

Gerek on yıl gerek yüz yıl gerekse bin yıl sonrası nasıl hatırlanacağımızı bugünlerde yaptığımız ve söylediğimiz şeyler belirleyecek.

Tutunduğumuz tavırlar şahsiyet perspektifinde değerlendirilecek.

Onun için gelecek nesiller tarafından hayırla anılmak istiyorsak bugünlerde yaptığımız tercihlere, tutunduğumuz tavırlara dikkat etmeliyiz.

Siz, yüz yıl sonra yapılan bir araştırmada nasıl anılmak istersiniz?

Tarihin sizi nasıl yazacağını düşündünüz mü hiç?

Bir düşünün istersiniz…

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster