Alper TEKBAŞ alpertekbas@gmail.com

Shangri-La Bosphorus İstanbul

Merhabalar,

Bu hafta sizlerle İstanbul Shangri-La Bosphorus İstanbul ile ilgili izlenimlerimi ve düşünselliğimi paylaşmak istiyorum.

James Hilton’un Yitik Ufuklar adlı 1933 yılında kaleme alınan romanında, Tibet’in göz kamaştıran dağları arasında büyüleyici bir hayatı ve yerleşimi…

  

Shangri-La cennet ile eş anlamda kabul edilir.

1971 yılında gelişen ve büyüyen Singapur’da lüks bir otel zincirinin ilk halkası kurulur. Otelin ismi olan Shangri-La seçilirken öne çıkan unsur, dünya çapında benzersiz bir standartta hizmet sunma arzusudur. Zincir büyüyüp genişledikçe, isminin efsanevi çıkış noktasıyla örtüşen ideallerini korumaya ve sürdürmeye devam etmiştir. Huzur, uyum ve yaradılıştan sahip olunan doğal güzellik Sangri-La deneyiminin temel taşlarıdır. Bir rüya ve hayal edilen dünya Shangri-La ile gerçekliğe dönüşür.

  

2013/Mayısında İstanbul’da

Doldurulmuş kalem gibi ağaçlarla, ağaç hasırlar atılarak depremlere dayanıklılığı artırılmış olan Beşiktaş Sahil Sarayı Hümayunu, Sultan Abdülmecid  zamanında yapımına başlanmış 1854 yılında Kırım savaşı döneminde yapımı durdurulmuş toplamda 10 yılda yapılmış, 110 dönüm arazi içerisindeki saraylarda ana bina 16.660 m2 olarak inşa edilmiş.

  

Dolma Bahçe Sarayı Beşiktaş’tan başlayıp, Valide Camiine ve Bayıldım bahçelerine( Kanuni’nin yaptırmış olduğu Bayıldım Köşkünün temel taşları var) kadar uzanan alanı kapsıyor. Eski uçak fabrikası, cumhuriyet döneminde tütün deposu olarak kullanılan tarihi kapkaranlık bina yukarıdan aşağıya doğru inşaatı tersten başlanılarak tarihi dokusuna büyük bir hassasiyet ve önem gösterilerek Mayıs 2013 yılında Türk ve dünya turizmine Recep Tanrıverdi’nin özverili çalışmalarıyla ve yatırımıyla kazandırılmış.

Beşiktaş Meydanı ( eski Deve Meydanı) üç yakadan görünüyor, gökyüzünde ormanların, donanmaların çıktığı görsel şölenlerin yaşanıldığı Beşiktaş’ta şimdi boğazın iki yakasında İstanbul’un büyüleyici masalsı, insanı kendisine aşık eden güzelliklerinin arasında Shangri-La’nın yıldızları parlıyor ve tüm dünyayı turizmin davetkar sesinde, Türk misafirperverliğiyle Asya kültürünün harmanlandığı “S” dağ, göl, huzurlu vadi, cennet şehirle buluşuyor.

   

Shangri-La Bosphorus

 

Binden fazla sanat eseri, 35 çeşit farklı mermer, ufak detayların birbirine bağlandığı mobilyalarından tablolarına, çeşitli seramiklerinden vazolarına, mefruşatlarına, lobideki farklı dokunuştaki çiçeklerine kadar otelcilikte kendi felsefesi, filozofisi olan Singapur, Hong Kong, Londra, Paris gibi dünyanın gözde şehirlerinde dikkatleri çeken otel markası Shangri-La İstanbul’da…

         

Shangri-La Felsefesi

 

Alçak gönüllük

Saygı

İnsani mütevazilik

Görgü

Tamamı ile kendinden arınmış egosuz, yardım sever, iyi kalpli bir otelcilik anlayışının uyumu, Shangri-La’nın otelcilik felsefesini oluşturmuş.

   

Shangri-La Bosphorus Konukseverliğinde…

Gizli lezzetlerin birleşiminden oluşan Çin yemekleri bir yaşam tarzını sergileyen Shang Palace ve Uzakdoğu’nun mistik, gizemli, sihirli dokunuşlarını sağlıklı bir yaşam ritüeline çeviren ruh ve bedenin arınıp dinlendiği, yenilendiği SPA kültürüyle CHI,The SPA Shangri-La Bosphorus’un ayrıcalıklı hizmetlerinden…

              

Çin çayı içimi; usul usul özüne, emeğine kalbinizin dokunmasını isteyen, damağınızda sade ama Shangri-La zarafetini, uyumunu ve ayrıcalıklarını hissettiren kulpsuz porselen fincanda yudumlarken Kung fu Tea Master ile bu özel gösteriyi izlemek ayrı bir keyif.

        

Sahngri-La’nın Beyefendisi Recep Tanrıverdi

Kendisini tanımadan sevdiren, enerjisi ve duruşuyla yuvarlak bir masada otursanız tavrından liderliğini, aileye çok önem veren insana özen gösteren, emekle başarısını bütünleştirmiş, geldiği konumu tırnaklarıyla, alın teriyle en dipten zirveye ulaşmış bir hissiyatı uyandıran saygı ve sevgi sembolü bir isim Recep Tanrıverdi.

Türkiye’de yılların Verdi’sindeki tecrübelerini ve başarılarını turizme aktararak aile kurar gibi turizm yatırımları yapan, doğduğu yere memleketi Samsun’a da turizmde hak ettiği günlere ulaşması için otel yatırımı gerçekleştiren, aslı neyse özüyle sözüyle o olan, sesiyle bile güven veren, ülkesine değer katan, istihdam alanları açan, dünyanın seçkin otel markalarını ülkemize kazandırmak için ciddi mücadele veren, ince eleyip sık dokuyan, inandığı projeleri hayata geçiren bir isim.

  

Shangri-La Bosphorus İstanbul deneyim ve gözlemlerim…

Otelin İtalyan Genel Müdürü Vito Romeo’ya

Böylesine paha biçilmez değerleri olan bir otelcilik anlayışının temsilcisi olarak eminim ki Shangri- La’nın otelcilik filozofisini bizlerden çok daha iyi biliyorsunuzdur ama İstanbul’u da Türk insanını ve bu coğrafyayı da daha iyi anlamanız gerektiğini düşündürdü otelinizde yaşadıklarım.

Kağıt üzerine çizgileri net olarak belirlenmiş otelcilik kurallarını çok iyi bilebilirsiniz ancak pratikte otelinizde kapıdan içeri girmiş misafir gördüğü, yaşadığı hizmet ve servis sonucunda sizlerin uygulamalarınız hakkında fikir sahibi olabilir.

Otelinizi ziyaretlerim sonucunda, otel kapısındaki taksi hizmetinden garsonunuza kadar bir bütünlük içerisinde kusursuz hizmet anlayışını yaşamayı beklerken departmanlarınız arasında kopukluk olduğunu, bir servis alabilmek için 45 dakika beklediğimi, bırakın yeni gelen misafire servis yapmayı masadaki boşların bile  alınmayışı mı dersiniz, ücret ödemek istediğinizde büyük bir mücadele vermeniz gerektiğimi, bildirilen komik mazeretlere mi şaşıp kalırsınız … inanın çok üzüldüm ve hayretlere düştüm.

Bu otelde görev yapan tüm otel çalışanlarının  nasıl bir markayla, nasıl bir yatırımcıyla nasıl emeklerle mücadelelerle ülkemize kazandırılan bir otelde çalışmanın bilincinde olması ve misafire yaşatması gerekir. Yoksa Shangri-La’yı şangur şungur yaparsınız.

Tatil tadında kalın…

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster