Ümit SAMİMİ umitsamimi@gmail.com

Sadece tecavüzcü mü suçlu

Tarsus’ta 11 Şubat 2015 tarihinde henüz gece olmamışken, Mersin’deki evine dönmek isteyen bir üniversite öğrencisi bindiği minibüs şoförü tarafından önce cinsel şiddete mağruz kaldı, ardından da vahşice öldürüldü. Sosyal medyada idam, hadım tartışmaları başladı. Toplumun tamamı yaşananlara sert tepki gösterdiği için konuya siyasiler de dahil oldu. Aslında ne kadar hassas olduklarını kanıtlamaya çalışırcasına edebiyat döktürdüler, demeçler verdiler. Televizyonlarda psikologlar, bu suçu işleyenlerin “hasta” olduğunu, normal insanların bu ve benzeri davranışlarda bulunamayacağını söyledi.

Yukarıda bahsi geçen olayı neredeyse herkes detaylıca biliyordur çünkü günlerce haber kanallarının bir numaralı manşetiydi. Cenaze törenine hemen hemen tüm siyasi parti liderleri katılmıştı. Onlarca STK, köşe yazarı, akademisyen, sanatçı da yine cenazedeydi ve tüm bu süreçte tepkikerini en sert şekilde dile getirdiler.

11 Şubat 2015 tarihinden 2016 yılına kadar 298 kadın cinayeti daha işlendi. 2016 yılında ise 328 kadın öldürüldü. Ne yazık ki bu rakam 2017 yılında yüzde 25 artarak 409 oldu.

Taciz ve tecavüz rakamları tam olarak net değil çünkü tacize uğrayan kişi, toplumdan utandığı için, adının taciz ve tecavüzle anılmasını istemediğinden çoğunlukla şikayetçi olmuyor.

Kadın, aile içi cinsel şiddete mağruz kaldığında, anne ve babalar akrabalarından, dostlarından, komşularından ve çevrelerinden utandığı için yaşananların üstünü hiç yaşanmamış gibi örtüyor.

Kadın kocasından şiddet görüyor, ölüm tehditi alıyor, ağzı burnu kırılmış, darp raporuyla karakola gidiyor fakat suçu işleyen kişi ifadesi alındığı gibi serbest bırakılıyor.

Olayı küçük gören kolluk kuvvetleri yeri geliyor şikayet almak yerine, kadına nasihatte bulunuyor. Bazen savcı dava açma gereği duymuyor. Öyle zamanlar oluyor ki kadının hayatını başına yıkan adam, iyi halden indirim alıyor.

Bir düşünün, tecavüze uğrayan kişi toplumun bakış açısı sebebiyle insan içine çıkmaya utandığı bir ortamda, kolluk kuvvetlerine derdini anlatabilmek için uğraşacak, savcı yaşananların davaya dönüşmesi için ikna olacak ve sonunda mahkeme başkanı sanığın hakim karşısındaki kıyafetinden, duruşundan, halinden ötürü indirim üstüne indirim yapacak. Hangi ırz düşmanı, yaptığına pişman olur ki? Hangi namussuz, yapmadan önce başına geleceklerden korkar ki?

Sadece ırz düşmanı mı suçlu yoksa toplumun tamamını sarsacak travmatik olaylar yaşandığında konuşan siyasiler mi?

Sizce sadece tecavüzcünün ceza alması, adaletin sağlanması için yeterli mi?

Kadın cinsel saldırıya her maruz kaldığında ya da öldürüldüğünde yaptıklarımızı yaparak 2018 yılında daha fazla kadını koruyabilmemiz mümkün mü?

Eğer değilse, yarın ne olacağını bile bile bugün bir şey yapmıyoruz demektir.

Vesselam.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster