Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Müslüman olmak suç mu?

Gözlerim fal taşı gibi açılmış bir şekilde bilgisayar ekranındaki haberin başlığına bakıyorum. Aklımı ve mantığımı okuduğum haberin doğru olmadığı, bir yanlışlık olduğu noktasında ikna etmeye çalışıyorum.

Bahsettiğim ve beni dehşete düşüren haberin başlığı “Otobüs Durağında Vahşet: ‘Müslüman mısınız’ diye sordu, cevabı alınca ‘ben şeytanım’ deyip saldırdı” şeklinde.

Haberin başlığının çağrıştırdığı tedainin doğru olmaması temennisiyle haberin detaylarını okuyorum:

Olay, Ankara’nın Etimesgut ilçesinde 7 Eylül Cuma sabahı meydana gelmiş. Sabah saatlerinde işe gitmek için otobüs durağında bekleyen vatandaşlar, Hakkı Ç. isimli şahsın bıçaklı saldırısına uğramış.

Saldırgan ‘Sen Müslüman mısın?’ diye sormuş. Onlar da ‘Müslümanım’ deyince saldırmış. Saldırganın bıçak darbeleri sonucu iki kişi hayatını kaybederken üç kişi de yaralanmış. Saldırgan polisler tarafından yakalanarak gözaltına alınmış.

Nasıl bir toplum haline geldik biz böyle?

En büyük ortak paydamız olan “Müslüman Olmak” nasıl oldu da insanları öldürmek, yaralamak için bir neden olmaya başladı?

Müslümanlara karşı bu kin, öfke ve nefret neden?

Olay, basit bir saldırı olarak geçiştirilemeyecek kadar derin sosyolojik izler taşıyor.

Saldırgan niçin özellikle “Müslüman” olan birilerini arıyor!?

Saldırganı Müslümanlara kin ve nefret duymaya itecek neler oldu?

Saldırgan Müslümanların hangi hal ve hareketlerinden dolayı onlara saldırmaya başladı?

Bunun sebebi saldırganın ruh halinde mi yatıyor yoksa onu bu hale getiren bizler mi suçluyuz?

Hangi hareketlerimiz, hangi sözlerimiz tahrik etti onu?

İslamiyet’in emirlerini yaşayan bir Müslümanın normal şartlar altında düşman değil dost kazanması gerekiyor.

Çünkü İslamiyet bize paylaşmayı, yardımlaşmayı emrediyor. Komşusu aç iken tok yatmamayı istiyor bizden.

Dolayısıyla böyle yaşayan bir Müslüman sadece ve sadece dost kazanır.

Peki, o zaman bu düşmanlık niye?

Acaba bizler paylaşmayı, yardımlaşmayı unutup hep kendimize mi çalışmaya başladık.

“Ben tok olayım da başkaları acından ölsün” mü demeye başladık da etrafımızda düşmanlar birikmeye başladı?

İpek kılıflarla muhafaza ettik bize sundukları çağın en şaşaalı trendini. Nefreti, öfkeyi ve zulmü…

Yitirdiğimiz değer ve duygularımızı başka şeylerle ikame ettiğimizden dolayı kurtulamıyoruz içine girdiğimiz çelişki kafeslerinden.

Yüzyıllardır kucaklaşan, diz dize duran, tek saf halinde nefes alan ve bize bu güzel ülkeyi İslam ile miras bırakanların torunları değil miyiz?

Nefret ve öfkenin gölgesinde, gözümüzü bürümüş olan hırsın perdelediği karanlıkta yol alıyoruz. Nefrete verilen verginin sorumlusu olan kimliklerimizle.

Dedim ya olay öylesine geçiştirilecek bir konu değil.

Derin sosyolojik tahliller yapmayı gerektiren ve “Ne oluyoruz?” sorusuna samimi cevaplar gereken bir mesele…    

Çok değil daha birkaç gün önce bir arkadaşımla yaptığım sohbet de benzer sonuçlar çıkarmama yol açmıştı.

Arkadaşım her ne kadar ehl-i takva bir Müslüman olmasa da kendisine sorulduğu zaman “Elhamdulillah Müslümanım” cevabını veren birisiydi.

Birkaç zaman önce ise şunları söyledi bana: “özellikle siyasetin içerisinde yer almaya çalışarak birbirini ezen Müslümanlardan o kadar soğudum ki artık kendimi agnostik-deist olarak tanımlıyorum. Etrafımdaki Müslümanlar beni İslamiyet’ten soğuttu”

Evet, “Ne Oluyoruz?” sorusuna samimi ve içten cevaplar verip gereğini yapmanın zamanı geldi de geçiyor çoktan.

Eğer biz İslamiyet’in emrettiği gibi bir Müslüman olamazsak etrafımızda dostlar yerine daha çok düşmanlar göreceğiz galiba…

Bir ölümün diğerine bağlandığı, çorap söküğü misali ömürler sökülüyor her an.

Kıstırılmış zamanımızın heyulasında her birimiz ayrı bir sancı ile kıvranıyoruz.

Ne dersiniz, Müslüman olmanın suç olduğu bir zaman dilimine hızla gidiyor muyuz sizce?

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster