İsmail Küçükkaya medyada olan biteni ilk kez bu kadar açık anlattı

Fox TV ekranlarında hafta içi her gün 3 saat 15 dakika izleyiciler ile buluşan İsmail Küçükkaya, Hande Aydemir'in sorularına tüm samimiyetiyle yanıt verdi. İşte Küçükkaya röportajından dikkat çeken satırlar...

İNTERNETHABER.COM – ÖZEL İÇERİK
Hande Aydemir


Türkiye'nin en çok izlenen kanallarından biri Fox TV, onun sabah kuşağı ise tecrübeli bir gazeteci olan İsmail Küçükkaya'ya emanet. Küçükkaya'nın kariyerinda Ankara Temsilciliği de var Genel Yayın Yönetmenliği de... Bir süredir bambaşka bir kulvarda yol alıyor. Hafta içi her gün Fox TV'deki ‘Çalar Saat' programıyla, 3 saat 15 dakika aralıksız kamera karşısında. Masasındaki çiçeklerin eşliğinde yediden yetmişe herkesin anlayacağı, ilgisini çekeceği şekilde Türkiye ve dünya gündemini sunuyor. Yetinmiyor ev kadınlarına, annelere ve çocuklara sesleniyor, kitapları tanıtıp, sevdiği şarkıları çalıyor.

İnternet Haber'den Hande Aydemir, geçtiğimiz günlerde, Çalar Saat biter bitmez, İsmail Küçükkaya ile uzun ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Sorduğu sorular ile Küçükkaya'nın kaygılarını, korkularını, sevinçlerini, umutlarını gözler önüne serdi.

İşte Hande Aydemir'in soruları ve verdiği yanıtlar ile İsmail Küçükkaya röportajının ikinci bölümü...

handeaydemirtv@gmail.com
hande.aydemir@internethaber.com
@HandeAydemirTV

Hande Aydemir: Her zaman ezilenin yanındasınız,güçlünün yanında olmak istemiyor musunuz?

İsmail Küçükkaya:Nurdan Gürbilek’in bir kitabını okumuştum Sessizin Payı diye .sosyal medyadada çok soruyorlar bize. bu işin kolayı nedir? Siz gazetecisiniz Türkiye’de Erdoğan’ın yanında olsam fıstık gibi, neler neler olur…Rahat  olursunuz, tehdit edilmezsiniz, maddi imkanlarınız inanılmaz olur.

H.A: buna katılmıyorum aslında

İ.K: Erdoğan’ı sevenler öyle şu anda

H.A: sonrasında? Fehmi Koru, Mustafa Karaalioğlu, Nasuhi Güngör?

İ.K: Nasuhi Güngör’ün ne olacağını bilmiyorum ama mesela Fehmi Koru, Abdullah Gül’cü dür, Tayyip’çi değildir.İktidara destek verseniz, geçmişin solcuları şu anda iyi durumdalar.ama bu doğru mudur? Ben genç yaşta bütün hedeflerime ulaştım, 35 yaşında genel yayın yönetmeni oldum. Hayalimdi benim. 5 yıl yönettim çok yoruldum ama 5 yıl Ankara temsilciliği yaptım. Çok doudum onlara. Ben şimdi bu tarafta hiçbir sorumluluğu olmadan yani idari sorumluluğu olmadan milyonlarca insanla konuşabiliyorum bu şahane bir duygu.yorucu ama çok mutluyum şimdi. Emeklerimin karşılığını alıyorum ve bunu nasıl yapıyorum? gazeteci neden var? Gazeteci halkının çıkarlarını korumak için var.bunun lüxünü yaşıyorum.halkın yanında olmanın lüxünü yaşıyorum

H.A: Nasıl başladınız Fox TV’ye?

İ.K: Bir ara zannediyorum dedim uzun bir süre işsiz kalıcam ama hiçbir zaman bittim demem, her zaman sıfırdan başlayabilirsiniz. Fox başka bir kariyer bu biter başka bir şey başlar. İçimde o enerjiye daim tutarım. Çok zor koşullardan geldiğim için bitmez.o tarihte şunu düşündüm çok açık akşamdan ayrılmıştım 13. Yılın sonunda ve dedim ki, bu iktidarda benden hoşlanmıyor. Muhtemelen ben bu 3-4 yıl işsiz kalacağım.ABD’ye gideyim en azından kendime yatırım yapayım ve bu polemiklere girmeyeyim. Hiçbir şekilde kavga dövüş bu yorucu gündemden bir parça çıkarıyım çünkü yaşım genç daha. ABD’da kızkardeşim vardı eğitim belki bir master yapardım diye planlamıştım. Fakat Doğan Şentürk bir gün telefon açtı ve davet etti beni. Şoka girdim. Aklımın ucundan bile geçmeyen bir öneriydi. Biraderim gel seninle sabah haberi yapalım dedi. Nasıl olacak diye sordum Fatih Ana habere geçmek istiyor, o anahabere geçecek sende onun yerine bakacaksın dedi. Yapar mıyım, yapamaz mıyım derken çok ikna edici konuştu kesinle yaparsın diye,seni iyi tanıyorum dedi. Ben gazetedeyken dostluğumuz olmuştur, birlikte seyahatlerimizde olmuştur. Böyle başladı.


H.A:Sabah saatlerinde ciddi bir kitlesi olan Fatih Portakal’ın koltuğuna oturdunuz. Korkmadınızmı ben bu işi yapabilecek miyim diye? Kendimdende biliyorum yayına hazırlanırken önünüzde ki promterdan bir metin okumuyosunuz, bilgilerinizi, Tecrübelerinizi 3 saat kameranın karşısında paylaşıyorsunuz.

İ.K: Çok zor iş, yorucu ve riskli. İlk başta korktum hala da korkuyorum. Korkum,yapabilir miyim , yapamaz mıyım diye değil. Başka bir iş yapıyorum. Gazetecilikle ilgili hiçbir korkum yok çünkü çok inanırım gazeteclik iç güdüme, sezgilerime , yeteneğime, ruhuma çok özdeşik bir iş yapıyorum.1-2 şeye inandım FOX’un özgür ortamına ,Doğan Şentürk’ün oluşturduğu aile ortamına ve güvenine.çok güvendi bana en baştan itibaren ,arkamda durdu muazzam bir şeydir. Doğan iyi bir yönetici.fatıh portakal çok bşarılıydı benden önce sabah haberlerinde.şimdi ise sabah haberlerinde birinci.  Ozaman şunu düşündüm Fatih’in yaptığını yapmamalıyım çünkü o işi bir noktaya getirmiş. Yükseltmiş, sevilmiş ama şimdi o anahabere geçti. Doğan’a sordum ben sabaha geçince Fatih ne yapacak diye? Fatih’in hep anahaberi sunmak istediğini ve hayali olduğunu söyledi. Onun adına da çok sevindim.Fatih’in yaptığını yapmadan nasıl yapacağım , onun yaptığını yaparsam taklit etmiş olursun ve hep onu yaşatırsın.Bende dedim ki onun yaptığının dışında kendi ruhumla yapayım her şeyimi mesela bambaşka bir şey yaptık temelinde Fox’un özgür ve aile ortamı habercilik işin özüdür gerisi söz. Temelinde özgür habercilik yapıyorum , şiirler, kitaplar, müzikler, çiçekler,anne felsefesi bu felsefeler oturdu. İçimde ne varsa dışımda o olsun istedim ve işi değişirdik. Sabah haberlerini uzun yıllar yapmak istiyorum. Taklit edilemesin, tekrar edilemesin benim yerimede başkası gelemesin diye böyle bir hedef koydum kendime. Sabah haberlerini önümüzde ki 10 yıl boyunca yapmak istiyorum.ABD ve Kanada’da ki örnekleri inceledim uzun yıllar sabah haberi yapan iyi bir gazeteci ülkenin en çok güvenen ismi çıkıyor. Örnekleri var biyografilerini okuduğum.Ülkenin en saygı duyulan, en güvenilen isimlerinden birisi olmayı planlıyorum, hedefim bu. Geçtiğimiz günlerde gezici araştırma şirketi en güvenilir isimleri açıkladı Uğur Dündar birinci çıktı, hakkıdır. Çünkü çizgisi hiç kırılmamış bir büyüğümüz. Fatih Terim ve Acun çıktı. Acun’u bazıları anlamadı ama bu ülkede en çok tv programları izlenen isim anlamak gerekiyor.Ben orada ilk 10 da çıktım.

H.A: Canlı yayın kazası yaşadınız mı?

İ.K: Hayatım boyunca unutamayacağım bir olay, geçen sene yaşadım. Tam yayına giriyorum dediler ki abi sistem gitti tam 06.45’de yayına giriyorum. Şu anda hiçbir vtr, dsf giremiyorum sistem çöktü. Hiç olmayan bir şey oldu yedek sistem bile çöktü ekrana görüntü bile veremiyoruz. Sadece sen konuşacaksın dediler. 2.5 saat boyunca sadece konuştum hiçbir vtr haber girmedik. Şiirler, kitaplar, gazeteleri yorumladım. Program bitti, Doğan Şentürk gelip sarıldı biraderim sen çok yaşa dedi. Patron iyi ama reytingler düşecek inan bana düşmeyecek seni izliyorlar dedi. Gerçekten ertesi gün her zaman ki ortalamada biz reytinglerimizi aldık açık ara birinciydik.

H.A: Fox’ta yayına başladığınız zamanda kimler aradı sizi? Destekleyenler çıktı mı?

İ.K: ilk arayanlardan biri Ertuğrul Özkök’tü. Güneri Civaoğlu örneğini verdi olumlayarak. Yazılı medyadan yayın yönetmenliği yapıpta, televizyonlara geçip geçemeyenler. Biz yapamadık,cesaret edemedik. Seni kutluyorum, Doğan Şentürk’ü de kutluyorum, müthiş bir şey yapıyorsunuz dedi daha birinci gündü ve benim için çok önemliydi.
Fox‘tan önce hiç unutamadığım çok şaşırdığım bir telefon Mehmet Barlas’tır ki çok özel bir hukukum yok ama saygı duyduğum bir isimdir çok kültürlü, çok okuyan müthiş bir adamdır. Çok yakın görüşürsünüz birisi size söyleyebilir ama öyle değildi. Gazeteden ayrıldığımda önce geçmiş olsun, olabilir bunlar , herkesin başına gelmiştir dedi. Samimiyetle söylüyorum bir büyüğünüm gazeteci olarak değil, iki abi kardeş gibi paraya ihtiyacın olduğu zaman bana geleceksin dedi. İşsizsin belki işsiz kalacaksında. Çok önemli bulduğum bir tavırdır. Bu iki telefonu unutmam ve önemserim. Bunun dışında sahip çıkan ve destekleyen çok oldu. Gazeteden ayrılıp sırtını dönenlerde çok oldu, bende onları defterimden sildim. Yayın yönetmeniyken hergün arayan insanlar aramaz oldu. Bazı insanlar ilişkiyi makamlarla kurarlar. Birisi vardı laf edilmez ama büyük bir grup, yayın yönetmeniyken bayramda seyranda küçük hediyeler yollanır , kravat , çikolata gibi. Yayın yönetmeni olmadığım zamanda 3 bayram denk geldi , kafama yazdım. Bana değil, oturduğum koltuğa gelen hediyelermiş. Dolayısıyla sende ona göre muamele edeceksin. Bunların hepsi yaşam dersi.

H.A: Diyelim ki işler ters gitti, haftaya işsiz kaldınız. B planınız var mı?

İ.K: Eskiden gazetedeyken farklı düşünürdüm gazetecilikten başka bir şey yapamayacağımı ve işsiz kalırsam ne yapacağımı düşünürdüm. Orada bir açılım yapmak için işimle bağlantılı sosyal medyaya , dijital medyaya girişirdim. Orada yatırım yaptım kendime , 2 tane kursa gittim, kitaplar okudum, Amerika’ya gittim. Şimdi kendime %100 güveniyorum ki artık bu iş olmasa bile gazetecilik temelinde televizyonculukta başka başka şeyler yapabilirim.televizyonu sevdim ve anladım. Fox’ta devam etmeyi çok istiyorum taş yerinde ağırır ben Akşamd gazetesindeyken çok teklif aldım iyi teklifler aldım büyük gruplardan. Fox’taykende aldım gitmedim cazip gelmedi. İlişkiyi ve kimyayı iyi tutturduğunuzda bozmamanız gerekiyor. Hıncal Uluç ne der, ben hiçbir zaman transfer olup gitmedim ben her zaman kaldım beni kovdular der. Yazısını okumuştum Sabah’ta çuvalla para getirmişler ama gitmemiş. Bu böyle bir mantık. Fatih içinde böyle. Bizim sihrimiz birlikte burada Fox’ta olma momentum o çizgi.özdeştik.

H.A: Milletvekili olmayı düşündünüz mü?

İ.K: Yok çok zor bir iş, 550 milletvekilinden biri olsanız kaldır indir, hiç bir cazibesi yok.



H.A: Bağımsız habercilik yaptığınıza inanıyorsunuz ama geçmiş dönemi de düşünerek medya itibar kaybetti mi?

İ.K: Evet, bence Fox’un gösterdiği örnek bu, Türkiye’nin 1.kanalı değişti 2.kanalı değişti en çok izlenen haber kanalı değişti. Fatih ile yaptığımız seçim programı neden hep birinci çıktı, 5 seçim üst üste? Biz bunu taa eskilerden Uğur Dündar’da çıkardı. Toplum güven duyduğu anda sizi bırakmıyor ama sizde o güvene layık olacaksınız. Medyanın genel sorunu şu , itibar sorunu var ama iyi ki Fox var.

H.A: Akşam gazetesinde emeğiniz var, şimdiki akşamı nasıl buluyorsunuz?

İ.K: O artık başka bir gazete ,başka bir patron , başka bir yönetim, yazı işleri , yazarları her şeyi değişti. Ruhu değişti. Ama değişti benim bıraktığım gazete değil, başarılar diliyorum.

H.A:Akşam gazetesine göre duruşunuz Fox’ta ki duruşunuz daha keskin mi?

İ.K: Merkezdeyim, dilim yine aynı. Amerika’ya gittiğimde öğrendim televizyonda çok net olacaksınız. Gri olamazsınız. İlla Ak partili CHP’li değil netlik o kötü bir şey öngörülebilir olursunuz. Ben bu partinin hiç birisine mensup değilim, hayran  değilim, hiç birine hayran değilim, liderlerin hiç birisine sadakatle bağlı değilim. Örneğin,23 Nisan olayı çıktı, laiklik olayları çıktı bütün olaylara ilişkin net tavır. genel bir pozisyonlama olmamalı.

H.A: İsmail Küçükkaya’nın kırmızı çizgileri var mı?

İ.K:Atatürk değerleri. Gururla söyleyebilirim ki ben bir Atatürkçüyüm. Televizyonda beni tanımlamak isteyenlerede söylediğim tek şey hiçbir partiye yakın değilim ama Atatürk değerleri beni sınırlar.



H.A: Siz oy kullanmıyor musunuz? Nasıl bir partiye yakın olmuyorsunuz?

İ.K:Oy kullanıyorum, oy verdiğim parti veya partiler kerhen oy verdiklerim. Tam benim partim, tam benim liderim dediğim hiçbir şey olmadı bügüne kadar. Her defasında oyumu kullandım ikinci en iyi seçeneği buldum. En yakın hangisi var diye oy verdim, stratejik oy kullandım ben.

H.A: Hangi köşe yazarlarını takip edersiniz?

İ.K: Cengiz Çandar’ı çok severdim siyasi görüşlerinin bir kısmına katılmasam bile. Fehmi Koru’yu okurdum.Mehmet Barlas,Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök’ü okurum. Sevsem sevmesem fark etmez. Cem Küçük Star’da yazarken mutlaka okurdum. Eskiden Nuray Mert’i çok okurdum.Milliyet’ten ekonomiyi anlamak için Güngör Uras’ı okurum.Bekir Çoşkun,Uğur Dündar,Yılmaz Özdil,Emin Çölaşan’ı okuyorum.Ahmet Hakan’nın tüm yazılarını okumuyorum ama başlığına bakıp okuyorum. Polemik yaratan ve çok okunan bir yazar.

H.A: Takip ettiğiniz tv programı var mı?

İ.K: Erken yattığım için işim gereği Fox’un anahaberini izliyorum.

H.A: Fox ile uyanıp, Fox ile yatıyorsunuz yani…

İ.K:Ben kendimi, şöyle tanımlarım her zaman olimpiyatta yarışan bir sporcu veya fazıl say gibi piyano sanatçısı

H.A:Sabah diğer kanallarda program yapan arkadaşlarınızı takip eder misiniz?

İ.K: İlk yıl yaptım ama şimdi bakmıyorum, biz onlardan farklı bir şey yapıyoruz. Rakiplerimi anlayayım diye baktım ama sabah haberi yapanlar hep değişti. Herksin kendi çizgisi oturdu, herkesin kendi ruhuna uygun yapması gerekiyor.

H.A: Okuyucu ya da  tv izleyicisi saf mı? Akıllı mı?

İ.K: Halkı kim küçümser hata yapar . bütün seçimlerin analizini yaptım bizim halkın sağduyusu muhteşem. 7 Haziran’da bana deseydinizki senin elinde sihirli bir değnek  var sana bu halkın iyiliği için bir şey yap. Ben böyle bir şey yapardım. İktidarı 10 puan düşürürdüm ve koalisyon isterdim. İlk günden itibaren hep şunu söyledim CHP, MHP, HDP koalisyon demesin. Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey AK parti CHP koalisyonudur. Olsaydı Türkiye kurtulacaktı. Muhalefet partileri beceriksiz , iktidarda stratejik davrandı o seçimi geçersiz saydılar. Erdoğan’ın stratejisiydi bu . Erdoğan o seçimin geçersiz sayılmasını istedi. Bir kumar oynadı ve o kumarı kazandı. Halk çok akıllı karalar verdi, halkı korkuttular terörle , koalisyonla halk yeniden baktı dedi ki bu muhalefet partileriyle bir şey olmayacak en azından bir dönem daha bunları getiriyim ki dedi. Halkı kim küçümserse hata yapar.halk kendi çıkarını düşünür ve tek bireyler kendi çıkarı olunca beyni ve kalbini çalıştırır.Toplum bakar benim için der en doğrusu nedir? Siz böyle bir insanı kandıramazsınız.



Hande: Şimdi sohbetin ilk başında siz kaygıdan bahsettiniz ya, Türkiye'de bir çok insan birbirine soruyor. Kaygı var noluyor? Nereye gidiyoruz? Ne olacak? Kızım iş bulabilecek mi? Ya da annem bu saatten sonra ne yapacak? Çocuğum nasıl bir ülkede yaşayacak? nasıl yasatacak? Simdi bir haberci gözüyle, gerçekten Türkiye nereye gidiyor?

İsmail: Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor. Ben ömrümde ilk defa kaygılıyım ülkem için. Şundan dolayı; ortadoğu bölünüyor. Türkiye'yi de bölmeye çalışıyorlar. Ve bizim dış politikada dostumuz kalmadı. Biz eğer kavgacı kutuplaşmacı siyasete devam edersek, Türkiye için kaygılarım artar benim. Başkanlık sistemi gelirse Türkiye için kaygılarım artar benim.

Hande: Ne yaparsınız o zaman?

İsmail:  Ben bir sey yapmam. Ben Türkiye'de yaşamaktan gurur duyan biriyim. En büyük gururum bu ülke. Bu ülkenin vatandaşı olmak. Bu ülke sıkıntı çekebilir daha fazla. Yani su ankinden bile daha kötü bir noktaya gidebilir Türkiye. Ama çözüm ne? Parlementer demokratik sisteme sarılmak, demokrasiyi geliştirmek, bu ğlkedeki kürtler için de dahil cazibe noktası haline getirmek Türkiye'yi. Ortadoğu kürtleri de dahil.

Hande: son olarak da kayyum atanan hem televizyonlar, hem de gazetelere dönelim. Zaman gazetesine en son kayyum atandı. Kanal türk ve bugün tv'ye. Bunlar kaybettiğimiz bir değer olarak görülebilir mi türkiye de? Vok uzun yıllar yayın yaptılar cünkü.

İsmail: Simdi ben tabii ilkesel olarak medyada çoğulculugun, toplumsal hayatta da çoğulculuğun savunulmadı gerektiğine inanırım. Savunurum. İlkesel olarak. Ama şunu söylemeden gecemeyeceğim. Sadece spesifik olarak su konuya değinmek istiyorum. Bizi yönetenlerin ve hükümetin b kayyum atama modelini gözden geçirmeleri gerekiyor. Yanlış yapıyorlar. Hem iyi yönetemiyorlar, hem bir takım sorunlar yaşıyorlar. Hem o şirketleri batiriyorlar. Çözüm, ben herzsmsn hayatta sunu yapmaya çalışımısımdır; eleştiriyorsam, çözüm önerisinde bulunurum. Hiç bir yere tercih etmem. Ama illa mecburlarsa, yani devlet hayatı ve hukuk bunu mecbur kılıyorsa, TMSF mekanizmasını kullandalardı keşke. Şimdi TMSF bütün handicaplarına rağmen geçmişte sabah grubunda da oldu başka gruplarda da oldu. Akşam grubunda da meydana geldi. TMSF yönetimşni ben tam tanıştığım için de söylüyorum; son derece ehil iyi yetişmiş bürokratlar olarak gördüm orada. Ve keske başka bir mıdeli, böyle bir modeli deneselerdi. Kayyum atamak yerine. Hukuki boyutuna girmiyorum ama, çünkü kurumları batırdılar, kayyum atadılar, çok yüksek maaşlar aldılar, tamam mı, gördüğüm kadarıyla, ve kurumlar battı. Şmdi bu benim için üzerinde durulması gereken bir sorun. TMSF örneklerine baktım. Aldı mesela sabah gazetesini, mümkün olan hızlı bir şekilde satmak istiyorlardı. Akşama geldiği zaman da bana TMSF'nin en üst düzey yöneticileri bunu söylediler. Dediler ki siz çok hizmetlerde bulunmuş bir insansınız burada, biz burayı hızla satmak istiyoruz. Önemli olan şirketlerin değeri kaybolmadan satmaktır dediler. Öyle veya böyle satıyorlar hızlı bir şekilde. Devlet çekiliyor mekanizmadan. Ve onlar da kendilerin maaş almıyorlar oradan. Mesela bence bu bir model. Ama birini kayyum atadığınız zaman oraya, ona hem yüksek maaşlar veriyorsunuz, hem de şirketler battı. Bu benim aklıma gelip de hiç bu güne kadar kullanmadığım bir şeydir. Bir tezdir. Bunu bizi yönetenlerin, mesela maliye bakanlığının falan düşünmesi gerekir. İlla böyle bir sorun kimsenin başına gelmesin bunları kısmayın ama, bu cümleler önemli. Sonra TMSF'yi falan cağırdı desibler istemem. Tmsf hiç bir kurumun başına gelmesini istemem. Ama bir takım hukuki zorunluluklar olursa bike böyle geçmişte oldugu gibi, sabahta aksamda oldugu gibi o zaman tmsf'yi kullansınlar hiç olmazsa. Ya da bu modeli kullansınlar ki kayyum gibi saçnalıklarla karşı karşıya kalmayalım. bu bence önemli bir unsur.

Hande: işsiz kalan gazeteciler ya da işsiz kalan televizyoncularla ilgili ne söylersiniz?

İsmail: çok üzülüyorum.

Hande: bir o kadar da mezun olan çocuklar var.

İsmail: evet. Çok üzülüyorum. Çünkü ben her hafta bir üniversitede, iletişim fakültelerinde konuşmaya gidiyorum. Hevesli insanlar cok. Ve gazetecilik aşkla yapılan bir seydir. Hani ben diyorum ya ben başka bir şey yapamam ki. Siz de öyle. Başka bir iş yapamazsınız. Beceremezsiniz. Bu bir aşk işi. Sevda işi. Ve 7.000 tane gazeteci işsiz kadı. Cok üzülüyorum.

Hande: ben röportaj yaparken de zaman zaman zorlanıyorum biliyor musunuz? Gazeteci yok. Köşe yazarı yok. Falan diyorum ama bir o kadar da işsiz olan var.

İsmail: bakın söyle düşünün hande hanım hasan cemal, cengiz çandar, fehmi koru, bunlar şimdi yazı yazamıyorlar. Fatih altaylı, iktidarın hışmını üzerine çektiği için siyaset yazdırmıyorlar ona. Turgay Ciner'in arkadaşı, hani kıyamıyor, ona ne yaz dedi; tenis yaz ,moda yaz, galatasaray yaz, vs vs. Bunları yazıyor değil mi şimdi. Siyaset yazmıyor 2.5 yıldır. Bunlar Türkiye'nin, bizim büyüklerimiz yani bunlar. Bunlar yazı yazamıyorlar.

Hande: Niye bitti programı fatih altaylının?

İsmail: Programını bilmiyorum. Ama yazısının nite bitirildiğini biliyorum. Cumhurbaşkanını kızdırdı. Ve patronu Turgay Ciner de cumhurbaşkanını daha fazla kızmasın diye onun yazılarını kesti.

Hande: Cumhurbaşkanı kızdıgı için bir gazeteci Türkiye de yazı yazamıyor.

İsmail: Sizin patronunuzun ankara ile ili varsa ve cumhurbaşkanı sizin gazatenizi yöneten kişinin yazılarından hoslanmıyorsa, sorun var demektir orada. Patron tercihte bulunacak. Ya yazı yazdırmayadevam edecek ya işlerini yapacak. Böyle bu sisten bu maalesef.

Hande: aile bireylerinden birini yok etmek zorunda mı?

İsmail: veturgay cinerin arkadaşı. Gözümle gördüğüm için biliyorum. Ama ne yaptı turgay ciner de yazma madem dedi siyaset. Amakösesi devam etti. Ama naptı. Siyaset dısında magazin yazıyor. Amamaasını alıyor. Gs maclarına gidiyor. Ama cumhurbaşkanı da o gruba simdi daha sıcak yaklasıyor. Ucagına cagırıyor onları. Yoneticilerini filan.

Hande : Yakınlastılar yani. Aydın doganla da yakınlasır mı?

İsmail: vallahi yakınlastı zaten. Mehmet ali yalcındag cumhurbaskanı ile aydın dogan geubunun ilişkilerini düzenlemek, normallestirmek ve cumhurbaskanının dogan grubuna yönelik tepkisini azalymak için özel bir misyon üstlendi. Ve suanda gayet iyi ilişkileri.

Hande: şimdi biz herkese bir sürü seyler sorduk. Siz de yanıtlarverdiniz. Ama kendimize de dönelim. İsmail Küçükkaya'nın hem iyi yönelerini hem de kötü yönlerini söyleyelim sonra laf söz olmasın. İsmail küçükkaya bize sunu soyledi bunu soyledi kendisine bakmıyor mu demesinler

İsmail: işte söyledim ama

Hande: iyi yönünüz kötü yönünüz

İsmail: halk karar verir ona. Eleştirilere cok acık olmaya calısırım. Özellikle eleştirileri okuyorum kendimi terbiye edeyim diye. Buna cok gayret ederim. Eleştiriye açık olmak. Öfkelenmemek. Öfke kontrolü. Bunlara cok gayret ediyorum. Ani patlamamak lazım. Bunlara cok dikkat ediyorum. Kardeslerime de hep bunu söylerim. Ani patlama. Tv'de de söylüyorum. Bakın soyle yapın. Derin derin befes alın. İlişkilere cok önemveririm. İyi ilişkiler kurmaya cok önem veririm.

Hande: nedir iyi ilişki kurmak.

İsmail: sözünüze güven duyulacak.

İyi ilişkiler kurulurken vur eline lokmasını al dadeğil tabii. Bileğinin hakkıyla alacaksın hakkını koruyacaksın.

Hande: hayaliniz var mı

İsmail: 10 yıl gecmiş 54 yasıma gelmişim. Tam da hayal ettiğin gibi toplumun en saygın en guvenilir ilk bir kac kişisinden biri olmusum. Ve beni tv'lere cagırıyorlar. Temel konulardab ana soru soruyorlar. Üniversitelerde kürsü de konuşma falan yapıyorum. Yazılar yazıyorum. Kitap yazıyorum. Ülkeler arası gidip geliyorum. Oralarda konusmalar yapıyorum. Sabah haberlernde artık 13 yıllık bir tecrübeye sahip olmuşum. Haylim bu.

Günün Önemli Haberleri