Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Heüüvvv heüüüvvv

"Parti kurdu, kuracak, merkez sağda fırtınalar estirecek" diye şişirilen Meral Akşener'in sonu hiç iyi olmadı.

Oysa ne de havalıydı...

"Yüz bin imza ile Cumhurbaşkanı adayı olacağım, sonra Cumhurbaşkanı olacağım" diyordu. Partisinin en az ama en az yüzde 25 oy alacağını iddia ediyordu. 

İlginç hayalleri vardı.

TİKA'yı kapatacaktı. TRT'yi satacak, çalışanlarını kapının önüne koyacaktı. Hepsini "heüüvvv heüüüvv" diye ağlatacaktı. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bütçesini kısacak, ayrıcana tülbent müzesi açacaktı falan…

Günün sonunda Cumhurbaşkanı olamadığı gibi, partisini baraj altında bıraktı. Üstelik partisinden daha az oy alarak liderliğini de tartışmaya açmış oldu. 

Partili milletvekillerinin, kapalı kapılar ardında kendisini tefe koyduğu nicedir kulağımıza geliyordu. 

Ancak sır gibi saklanan sorunlar, Bursa 3. sıra adayı Adnan İslamoğlu'nun attığı twitle ortalığa saçıldı. "Yola çıktık, yarı yolda bıraktın… Madam, sen seçim kaybetmedin, sana olan inanma duygusunu yok ettin" şeklinde bir tweet atan İslamoğlu Akşener'in ipini de çekmiş oldu.

Hanımefendi partinin ileri gelenleriyle yaptığı toplantıda, "Bana madam dediler. Madam, genelev patroniçelerine denir. Buna tepki göstermediniz, beni yalnız bıraktınız. Ben de istifa ediyorum" demiş.

Düğünde geline "Kalk oyna" demişler, "Yerim dar" demiş. Yer açmışlar oynasın diye, bu kez de "yenim, (Kıyafetim) dar" demiş. 

Meral Akşener'in ki de o hesap...

Bu işi mevcut şartlarda daha fazla sürdüremeyeceği belliydi. Bir bahaneye ihtiyacı vardı, o da bula bula "Madam" sözünü buldu.

Oysa Fransızcada "Madam", "hanımefendi" anlamına geliyor. Yani niye böyle berbat bir benzetmeyi üzerine aldı, hayret ettim. 

Yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır.

İyi Parti'nin kuruluş aşamasında Meral Akşener'in hayatına dokunduğu herkesi bir şekilde satışa getirdiğini söylemiştim.

"ANAP'ta Mesul Yılmaz'ı, DYP'de Çiller'i sattı. AK Parti'de koltuk kapamayınca MHP'ye kapağı attı. İlk fırsatta Bahçeli'yi de sattı" demiş ve eklemiştim.

"Birlikte yola çıktığı Kılıçdaroğlu ile Temel Karamollaoğlu'nu da satacak"

Yanılmadım!

Abdullah Gül'ün adaylığı döneminde, "Ben aday olmaktan vazgeçmem" diyerek kendisine 15 milletvekili kiralayın Kılıçdaroğlu'nu ilk fırsatta sattı. 

Şimdi ise işi bir tık ileri götürerek, bahanelerin ardına sığınarak partili arkadaşlarını satışa getiriyor. 

İyi Partililer iki gündür geri dönsün diye kendini heder ediyor. Kendisini Akşener'in evinin korkuluklarına zincirleyenler bile oldu. 

Dönmesini isteyecekler tabi, başka çareleri yok.

Çünkü Akşener dışında partiyi en azından yüzde 10 baraj sınırına yaklaştıracak lider adayı yok. Akşener giderse, partinin kısa sürede tabela partisine döneceğini hepsi çok iyi biliyor.

Ya Bahçeli'nin elini öpüp, "Biz ettik sen etme" diyecekler, ya da siyaset sahnesinden yok olup gidecekler.

Aslına bakarsanız bundan sonra Akşener dönse de dönmese de pek fark etmeyecek. 

Çünkü İP bir kez koptu. 

İyi Parti'nin siyasi serüveni başladığı gibi bitti. Akşener'e inanıp güvenenlerin bundan sonra yapacağı tek şey kalıyor.

Dizlerine vurup, "heüüvvv heüüüvvv" diye ağlamak!

Ya da toplu halde MHP'ye geçmenin yollarını aramak! Bunun için zemin yoklamasının yapıldığı, bazı isimlerin MHP'ye geçmek için hazırlık yaptığı konuşuluyor zaten...

Minimum 15 kişi MHP'ye geçerse kimse şaşırmasın!

Tabi Devlet Bahçeli kabul ederse!...

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster