Ulvi Saran ulvisaran@yahoo.com

Cahillik ve Bilgili Olmak Üzerine

Okumamışlık ya da eğitim eksikliği mutlak anlamda cehalet demek değildir.

Cehalet bilgi eksikliği demektir. Her şeyi bilmek mümkün olmadığına göre her kes bir bakıma bilmediğinin cahilidir.

Kötü olan şey kişinin cehaletini marifet sayması, bilmediği konuda, yanlışında ısrarcı olmasıdır.

En büyük erdem kişinin bilmediğini bilmesi, sınırlarının farkında olmasıdır.

Bilgisine sınırsız derecede güvenen ve hiç yanılmayacağı varsayımıyla hareket eden kişi, haddini bilen okumamış insandan daha cahildir.

Esas sorun, okumamış ama bilmediğinin farkında olanlarla kendi bildiğini tek doğru sayan ve gerçeği çarpıtan sözde aydınları ayırabilmektir.

Cahilliğe methiye düzülmez ve cahillik kutsanamaz. Ancak cahillik kendi başına bir suç değildir. Yanlış olan cehalette ısrar etmektir.

Cahillik kimsenin isteyeceği ve benimseyebileceği bir şey değildir. Kişiye düşen, bilmediğini öğrenmesi bu konuda gayret göstermesidir.

Yeterli eğitimi olmayan ama kalp gözü açık, irfan sahibi insanlar vardır. Bu bakımdan ilim ve irfanı ayrı değerlendirmek gerekir.

İlim, cehd ve gayretle elde edilir. İrfan ise gönül gücü, feraset ve sezgiyle ilgilidir.

Bilgi sahibi olmak kişiye böbürlenme, başkalarını küçük görme hakkını vermez.

Bilenin kibiri ve bildiğini tek doğru sayması, cahilin cehaletinde ısrar etmesinden daha tehlikelidir.

Haddini bilen cahil yalnızca kendisine, haddini bilmeyen, yetersiz ve yanlış bilgiyle hareket eden kişi ise tüm topluma zarar verir.

Cahillik gibi bilgili olmak da mutlak ve sınırsız değildir.Kişi bildiğinin alimi, bilmediğinin cahilidir.Her ikisi de aynı anda bulunabilir.

Cehalet değişmez bir kader, bilgi sahibi olmak da kaybedilmeyecek bir kazanım değildir. Cehalet giderilebilir, bilgi ise kaybedilebilir.

Hiç kimse doğuştan bilgili değildir. Kişinin daha sonra yetenekleri, imkanları ve gösterdiği gayretle kazandığı bilgi kendi nasibidir.

Cahilin sorumluluğu cehaletini gidermek, bilenin sorumluluğu ise bildiklerini geliştirmek ve başkalarına öğretmektir.

Bir Hoşgörüsüzlük ve Linç Örneği:

Prof.Bülent Arı'nın bir televizyon programında eğitim görmemiş insanların feraset sahibi olabileceğine dair açıklaması yukarıdaki değerlendirmeler ışığında ve bir bütün olarak analiz edildiğinde iddia edildiği gibi cehaleti öven bir beyan olmadığı anlaşılacaktır.

Aykırı gözüken bazı söylemler aslında bazı gerçeklerin cesaretle ifade edilmesinden ibarettir.

Arı'nın beyanı da böyle değerlendirilmeli. Bir Profesörün genel çerçevede cahilliği övmesi beklenemez.

Bu açıdan bakılırsa Arı'nın söyleminin arkasında bir mecaz olduğu anlaşılıyor.

Aklı başında hiç bir insan kendisinin de içinde bulunduğu grubu diğer bir grup karşısında aşağılayarak eğitimin değerini önemsizleştirmez.

Arı, berrak bir zihnin karmaşık bilgilerle dolu bir zihne göre bazı gerçekleri daha net ve doğru görebileceği tezini anlatmak istemiş.

Konuşanın kastını anlamadan söylemini düz mantıkla değerlendirip doğrudan linç kampanyası başlatmak hakkaniyet ve centilmenliğe sığmaz.

İfade özgürlüğü, aynı zamanda muhataplara ifade ile kastedileni geniş çerçevede değerlendirme ve doğru anlama sorumluluğunu yükler.

Arı'nın beyanını bir bütün olarak ele almadan ve yapılan kinayeyi görmezden gelerek yorumlamak hem cahilce hem de maksatlı bir tutumdur.

Arı'nın esprili ve mecaz yoluyla söylediklerine verilen haksız tepkiler geniş bir kesimin sınıfta kaldığı bir bağnazlık testi olmuştur.

@ulvisaran
ulvisaran@yahoo.com

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster