Muhammet Şakiroğlu msakiroglu@gmail.com

Biyoteknoloji Kullanılarak Geliştirilmiş Tohumlar 4

Kısır Tohumlar-Terminatör Tohumlar

Bazı tohum şirketlerinin 1990’lı yıllarda ABD Tarım Bakanlığı’ndaki bazı araştırıcılar ile beraber GURT (Genetic use restriction Technologies) adlı bir teknolojiyi patentleme çalışmaları ilginç bir teknolojik uygulamayı bir anda kamuoyu gündemine taşıdı. 1989 yılından itibaren peyderpey artan patent başvuruları 1997 ile 2007 yılları arasında zirve yaptı. 2007 yılından sonra bu alana yapılan bilimsel yatırım da patent başvuruları da azalmış görünmektedir. Halk arasında Terminatör teknolojisi olarak adlandırılan bu teknoloji ile ilgili kısa sürede geniş bir sosyal farkındalık ve toplumsal muhalefet oluştu.

Tohumların biyoteknolojik uygulamalar (GDO) sayesinde kısır hale getirilmesi ile bu tohumların bir sonraki sene çiftçiler tarafından ekilmesinin önü alınmaya çalışılmaktadır. Tohum sektöründe çalışan firmalar, geliştirdikleri tohumları çiftçilere her sene satmak istemektedirler. Ancak bunun önündeki en büyük engel, çiftçilerin ürettiği tohumu bir sonraki sene ekme becerisidir. Bu doğal olarak şirketlerin istemediği bir durumdur. Tohum elde etmenin zor olduğu ürünlerde (sebze- meyve gibi)  çiftçiler ya da üreticiler tohum elde etmekle uğraşmak yerine, bu tohumları satın almayı daha pratik buldukları için şirketlerden tohum satın almaya devam etmektedirler. Tohum şirketleri bu tür bitkilerde tohum satma konusunda ciddi bir kaygı taşımamaktadırlar. Ancak tarımsal ürünün aynı zamanda tohum olduğu bitkilerde (örneğin tahıllar) ürünün bir kısmı gelecek yıl için tohum olarak saklanabilmektedir. Dolayısıyla çiftçiler bir kere tohum sahibi oldular mı bir daha şirketlerden veya tedarikçilerinden tohum almak zorunda değiller. Her sene kendi ürettiklerinin bir kısmını tohum olarak saklarlar. Dünyada yaklaşık 1,4 milyar çiftçinin (100 milyon kadarı Latin Amerika, 300 milyon civarında Afrika ve 1 milyarı Asya’da olmak üzere) kendi tohumunu saklayarak dünya gıda üretimin yaklaşık yüzde 15 ila 20 kadarını ürettiği düşünülmektedir. Biyoteknoloji şirketleri geliştirdikleri tohumların çiftçiler tarafından bu şekilde kullanılmasını engellemek adına bu teknolojiyi umut olarak gördüler.

Temelde iki faklı uygulama biçimi olarak tescil edilen GURT tohumların ilk çeşit uygulamasında (V-GURT) daha önceki yazıda açıkladığım GDO tekniği kullanılarak bitkiye 3 gen eklenir. Tohumlarda bulunan yeni genler sayesinde tohumlar çiftçilere satılmadan önce kimyasal bir madde ile muamele edilerek bu tohumların kısır olması tetiklenir. Çiftçiler bu tohumları ekerek bitki elde edebilir bu bitkiler tohum da verir. Ancak bu tohumlar ikinci nesilde kısır olmaktadırlar.

Bu teknolojini ikinci uygulamasında ise (T-GURT) daha farklı bir yaklaşım kullanılmaktadır. Bu defa şirketler GDO üretirken bitkilere aktarılan yeni genler hemen çalışmaya başlamazlar. Bu genlerin çalışması için bu bitkilerin tohumları ekilmeden önce bir kimyasal ile muamelede bulunulmalıdır. Eğer kimyasal ile muamele edilmezse bitkiye yeni eklenen gen hiç yokmuş gibi davranır ve çalışmaz. Dolayısıyla şirketler GDO’lu tohumu satarken normal tohum fiyatına çiftçilere satabilir. Ancak çiftçiler GDO’nun özelliğini açmak isterse tohumun yanında bu kimyasal maddeyi satın alması gerekecektir. Şirketler bu sayede ürettikleri GDO’lu tohumların izinsiz çoğaltılmasını satışını ve serbest dolaşımını engellemeyi planladılar..

Şirketlerin kağıt üzerinde oldukça cazip gördükleri bu teknolojinin küresel etkileri hesaba katılınca, gerek akademide gerekse sivil toplumda oldukça ciddi bir farkındalık ve tepki oluştu. Çünkü bu teknolojilerin şirketlerin ticari kaygıları dışında hizmet edebileceği hiçbir şey yoktu. Üstelik global gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve tarımsal gelişim üzerine ortaya konan projeksiyonlar, bu teknolojinin oldukça zararlı olacağını da ortaya koydu. Terminatör teknolojisi ve patentlerinin gündeme geldiği 2000’li yıllarda, Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Konvansiyonunda da yoğun olarak tartışıldı ve uluslar-üstü dev tarım şirketlerine ev sahipliği yapan birkaç ülke dışında neredeyse blok halinde teknoloji dışlanma ve yasaklama gördü.

Yukarıda kısaca özetlediğim bu teknolojinin şirketler dışında kimseye faydasının olmadığında herkes hemfikir olunca, fikir ve patent olarak var olan teknoloji hiçbir şekilde hayata geçirilmedi. Yani teknolojiye ait kuramsal bilgi, patent ve denemeler var ancak henüz üretim izni alınmış, çiftçilere satılan ve ticarileştirilmiş hiçbir kısır çeşit mevcut değildir. Dolayısıyla domates özelinde anlatılan kısır tohumlar, şehir efsanelerinden başka bir şey değil.  Anlayacağınız bu teknoloji konusunda uyanık olmak iyidir ancak endişeye mahal yoktur..

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster