Ümit SAMİMİ umitsamimi@gmail.com

Barzani sonrasına hazırlanılmalı

16 Ekim’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi büyük bir bozgun yaşadı fakat yaşananların hiçbiri sürpriz değildi. Neredeyse herkes, dün olanların gerçekleşeceği konusunda hemfikirdi fakat bunu göremeyen tek kişi ne yazık ki Barzani oldu.

Ne yazık ki diyorum çünkü Barzani’nin mart ayından bugüne kadar yaptığı hatalar silsilesine her yeni halkayı eklediğinde, kendisinin menfaatini defaatle düşünen Türkiye’nin yaptığı hiçbir uyarıyı dinlemedi. Bu tavır Türkiye’yi iki kötü tercih arasından birini seçmeye zorladı. Haliyle Türkiye de ehven-i şeri yani bağımsız Kürdistan(İsrail) yerine İran’ın bölgedeki etkisinin artmasına razı oldu.

İran uzun zamandır Türkiye’nin Barzani ile geliştirdiği yakın ilişkiden rahatsızdı. Herkesin bildiği üzere Arap Baharının kazananı İran olmuşken, Türkiye yaşanan her gelişmeden zarar görmüştü fakat hala Kuzey Irak’ta en etkin kuvvet konumundaydı. İran ise Talabani üzerinden sadece Süleymaniye’de varlık gösterebiliyordu. Bunun kırılabilmesi için her zamanki acem oyunlarından birini oynadı.

Barzani’nin en zayıf noktası olan duygusallığını kullandı. IŞİD sonrası sürecin dağınıklığı, kurulan ittifakların kendi arasındaki zayıf bağları, uluslararası toplumun hem fikir olmaması gibi durumları kullanarak onu, henüz hazır değilken bağımsızlığa teşvik etti fakat yoluna taşlar döşemeyi de ihmal etmedi.

Örneğin Talabani’ye yakın bir isim olan KYB’li Necmettin Kerim(Kerkük Valisi), Kerkük’te Kürdistan bayrağını resmi kurumlara astı. Eğer bu durumu Barzani kabul etmeseydi halkından tepki alacaktı. Etmesi durumunda da Türkiye ile ilişkileri bozulmaya başladı. Tam olarak İran’ın istedikleri gerçekleşmeye böylece başlamış oldu.

Devamında Kerkük’ün ve diğer tartışmalı bölgelerin de referanduma dahil edilmesine karar verildi. Hayati hata burada yapıldı. Bunun anlamı Türkiye ile diyalog kapısının kapatılmasıydı. Aslında Barzani’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, Türkiye’nin desteği idi. Artık İsrail’in yardımı dahi süreci toparlamak için yeterli olamazdı.

Üstelik Barzani, tüm bu hataları yaparken diyalog kanalını tamamen kapalı tuttu. Zaten bağımsızmış gibi davrandı. Ne merkezi yönetimle ortak hareket etti ne de diğer Kürt oluşumlarını dikkate aldı. Talabani’cilerin aykırı davranmasının bir sebebi de bu olabilir.

Peşmerge Kerkük’e, IŞİD’in saldırıları sonrası ortaya çıkan boşluk sayesinde girebildi. Yani, tartışmalı olan bölgeye önce yerleşti, sonra referandum sandıklarını oraya da koyarak taraflar arasında uzlaşma gereği duymadan durumu kendi lehine değiştirmek istedi.

Barzani ailesi ABD tarafından 2 defa kandırıldı ve yalnız bırakıldı. Buna rağmen hala Batı’ya güvenerek tüm komşularını karşısına alacak kadar gözünü karartabildi. Ne yazık ki bu süreç sadece kendisini ilgilendirmiyor. Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ulus yaşananlardan zarar gördü. Ve Barzani çocukluk hayalini gerçekleştiren biri olarak değil, tüm bu süreci inşa eden mimar olarak tarihe geçti.

Barzani’yi artık daha zor günler bekliyor. Kerkük petrollerinden gelir elde edemeyecek. Ticareti son 3 yılın en düşük seviyesinde. Parıltılı bağımsızlık yerini diğer Kürt gruplarla çatışmaya bırakma ihtimali yüksek. Öyle ki birbirlerini ihanetle, basiretsizlikle suçlamaya başladılar bile. PKK gibi aktörler bu boşluktan yararlanabilir. Türkiye, Barzani sonrası sürece hazırlanmalıdır. Kendisine yakın alternatifler üretmelidir. Bu konu terör koridoru, ikinci İsrail gibi Türkiye’yi yakından ilgilendiren sorunların başında yer almaktadır.

Hem Kürt gruplar hem de Türkiye, Batı’nın bilhassa da ABD’nin müttefiklerini nasıl yüz üstü bıraktığını bir kere daha görmüş oldu. Daha önceki tecrübeler yeterli olmamıştı. Belki bu kez ders alabiliriz.

Vesselam

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster