Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

300 kişiden değil 80 milyondan bir kişi…

Ülkemizin eğitimle ilgili olarak yaşadığı sorunlar son bir ay içinde oldukça rahatsız edici boyutlara ulaştı. Eğer eğitim alanında bir an önce acil tedbirler alınmazsa sorun adeta bir kangren haline dönüşecek gibi duruyor.

Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi ise konunun çözümü noktasında bize yeni fırsatlar sunuyor.

Eğitimle ilgili ilk can sıkan hatta can yakan gelişme Liselere Giriş Sınavı (LGS)de yaşandı. Sınavda sorulan soruların zorluğuna dayanamayan öğrenciler daha sınav sırasında gözyaşlarına hâkim olamadılar.

Sınav sonrası ise öğrencilerin gözyaşlarına veliler eşlik etti. Çocuğu sınava giren eğitimci bir veli ile sohbetim sırasında veli soruları hazırlayanlara veryansın ediyordu.

Küçük bir araştırma yapınca hemen mevcut fotoğrafa ulaşabiliyorsunuz. LGS’de soruların zorluğu puanlara da yansıdı. Sadece 18 öğrenci 500 tam puan alabildi.

Demek ki eğitim sistemimiz 971 bin öğrenciden sadece 18 kişiye tüm soruları çözme becerisi kazandırmış. Yüzdeye vurulamayacak kadar az bir sayı.

Daha önceki yıllarda 400 puan alan bir öğrenci yüzde 20’lik dilime girerken bu yıl 360 puan alan bir öğrenci yüzde 6’lık dilime girdi. Genel olarak ise öğrencilerin aldıkları puanlar çok düşük.

Benzer bir olayı bu hafta sonu yapılan üniversite sınavlarında da yaşadık. Cumartesi ve Pazar günü yapılan sınava giren öğrencilerin şikâyeti de aynı yöndeydi: Sorular çok zordu.

Özellikle Pazar günü yapılan alan belirleme sınavından sonra öğrenciler yine gözyaşlarına boğuldu.

Bundan daha vahim olanı ise Konya’da yaşandı. Cumartesi günü sınavı kötü geçen bir öğrenci pazar günü sınava girdiği okulun tuvaletinde kendini bıçaklayarak intihar girişiminde bulundu.

İnsan sormadan edemiyor: Biz bu çocukları intiharın eşiğine getirecek kadar kötü bir eğitim mi veriyoruz?

Sorun nerede?

Soruların zorluğunda mı yoksa soruları çözemeyecek derecede verilen kötü eğitim de mi?

Yahu siz bu çocuklardan ne istiyorsunuz?

Onların gözyaşı dökmesinden ve intihar etmesinden özel bir zevk mi alıyorsunuz?

Ya onlara verdiğiniz eğitime uygun sorular sorun veya sorduğunuz soruları çözebilecek uygun bir eğitim verin.

Ülkemizde yeni uygulanmaya başlayacak olan Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi adeta kangrene dönüşmeye başlayan eğitim konusunu çözmede büyük bir fırsat sunuyor.

Şöyle ki: Parlamenter sistemde Milli Eğitim Bakanı parti içi dengeler de gözetilerek iktidar partisinin milletvekilleri içinden belirleniyordu. Bu da hareket alanını kısıtlayarak yaklaşık 300 kişi içinden dengeleri de gözeterek bir Milli Eğitim Bakanı seçme anlamına geliyordu.

Her ne kadar dışarıdan Bakan ataması yapılabilse de daha çok siyasi dengeler gözetilerek hareket ediliyordu.

Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi işte bu denge ve kısıtlamaları ortadan kaldırarak hükümeti kuracak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a büyük bir hareket alanı açıyor.

Artık 300 kişi içinden değil 80 milyon kişi içinden Milli Eğitim Bakanı seçebilirsiniz.

Hatta daireyi daha da genişleterek yurtdışında bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından da seçme imkânı var Milli Eğitim Bakanını.

Uzman bir Eğitim Danışmanı dostumun söylediği aklıma geldi; "muhalefet biraz akıllı söylem ile muhalif olmayı seçseydi eğitim üzerinden iktidara ciddi manada sıkıntı yaşatabilirdi. Siyasi kimlikler ile eğitim sorunu çözülemiyor. Bu işi gerçekte bilen, öğrenci ile sürekli temas halinde olan eğitimcilerden destek alınabilir."

Arkadaşımın söylediğini yabana atmamak gerekiyor. Bendeniz eğitimci değilim lakin bir kültür adamı olarak eğitim dünyasından çokça dostlarım var bu işin uzmanı olan. Hem bu kişilerle hasbihal hem de hafta sonu şahit olduğum üniversite sınavı için bekleyen ebeveyn ve sınavdan çıkan gençlerimizin pürmelalini görünce bu yazıyı yazmak elzem oluyor.

Umudumuz o ki yeni yönetim sistemi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın feraseti adeta ülkemizin yumuşak karnına dönüşmüş olan eğitim sorununa bir çözüm getirecektir.

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster