25 Eylül 2018 15:01

Coşkun Karaca coskunkaracayazar@gmail.com

Afrin harekâtının önemi

Afrin üzerine düzenlediğimiz Zeytin Dalı Operasyonu için birçok yazı yazdım. Elimden geldiğince bu operasyonun ne kadar önemli olduğunu ve haklılığımızı anlatmaya çalıştım.

Sınır güvenliğimizi almak durumundaydık. Gerekeni yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Gün geçtikçe bu operasyonun gerekliliği çok daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Terör örgütü YPG’nin sivilleri kalkan olarak kullandığını herkes izledi ve gördü. Afrin’i terk etmek isteyen sivillerin çıkışına izin vermediğini de gazetelerden okuduk.

İşte sırf bu durum dahi, Afrin operasyonunun ne denli önemli ve gerekli olduğunu gösteriyor.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin siviller konusundaki hassasiyeti o kadar üst düzeydeki, terör örgütü YPG’nin bu insanlık dışı planlarının tamamı boşa çıkıyor.

Afrin halkının huzur içerisinde yaşaması için, insanların, terör örgütlerinin baskısından kurtulması için ve ülke güvenliğimizi korumak için oradayız.

*

Kuran-ı Kerim’e tuzaklanan bombanın patlaması ile şehit olan Uzman Çavuş Orhan Sürmen’e ve tüm şehitlerimize tekrar tekrar Allah’tan rahmet diliyorum.

Bir kutsal kitabı böyle alçakça planlara alet eden, sivilleri korumak yerine bilakis onların zarar görmesi için elinden geleni yapan terör örgütlerine karşı şüphesiz ki kararlılıkla mücadele edeceğiz.

Herkes üzerine düşeni yapmak mecburiyetindedir. Bu iş siyaset dışı ve siyaset üstüdür. Vatanımızı ve toprak bütünlüğümüzü de koruyacağız, gücümüz yettiğince mazlumlara da kol kanat gereceğiz.

Bu hususta “Bize ne?” diye düşünenler de var biliyorum. Buna söylemek istediğim tek şey şudur:

Bakınız Fransız yazar Pierre Loti ne diyor: “Türkler doğunun en temiz, en dürüst, en namuslu milletidir.”

Vakti zamanında savaşlar yaptığımız bir ülkenin yazarına bunu söyletmek kolay değil. Biz, kimse desin diye değil, devlet geleneğimizin ve vicdanımızın gereği olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Hepsi bu…

***

Stephen Hawking hayatını kaybetti…

Dünya tarihinin görmüş olduğu en değerli fizikçilerden biri olan Hawking hayatını kaybetti.

Dünya üzerinde silinmeyecek güzel izler bırakmayı başaran bu değerli bilim insanı ile ilgili bir şeyler yazmadan olmaz.

Hawking’i, lisedeki fizik hocamın anlatması ile tanımış ve büyük bir zevkle takip etmiş biri olarak şunları söylemek isterim: Stephen Hawking’i takip etmeyi görev bildim ama onu anlayabildiğimi söyleyemem. Anlamaya çalışıyorum. Çünkü tespitleri çağın çok ötesinde.”

Lakin neden Hawking bu denli büyük bir bilim insanı? Çok fazla fiziğe boğmadan onun cevabını vermeye çalışacağım.

8 Ocak 1942 yılında İngiltere’de doğdu. 1959 yılında Oxford Üniversitesi kolejinde fizik okudu. 1960’ların başında yakalandığı ALS hastalığına rağmen, bilimden hiç kopmadı.

1979’da Cambridge Üniversitesi Lucas kürsüsünün başına geçti ve “Profesör” unvanını aldı. Lucas kürsüsü, bugün dahi dünyanın en prestijli kürsülerinden bir tanesidir. Hatta en prestijlisi denebilir. Kürsünün üçüncü sahibidir Hawking. Bir önceki sahibi ise Isaac Newton’dur.

Kitapları toplamda 40 farklı dile çevrilmiştir. 2017 yılının Ekim ayında, Stephen Hawking’in 1966 yılındaki bitirme tezi yayınlandı. Yayınlandığı tarih itibariyle 51 yıl öncesinin bilgilerini içeren bir tez olmasına rağmen, Cambridge Üniversitesi’nin internet sitesi aşırı yoğunluk sebebiyle bir süreliğine kilitlendi. Kimden bahsettiğimiz belki biraz daha şekillenmiş olabilir.

Kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili tespitlerine girersem konuyu çok ağırlaştırmış olurum. Ancak kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Stephen Hawking’in bir nasihati ile bitiriyorum.

“Bir, ayaklarınız altına değil, yıldızlara bakmayı unutmayın. İki, çalışmayı asla bırakmayın. Çalışmak size bir anlam ve amaç verir, bunlarsız bir hayat boştur. Üç, eğer aşkı bulacak kadar şanslıysanız, onun da olduğunu hatırlayın ve başınızdan atmayın.”

Sağlıcakla kalın…