21 Kasım 2017 07:31

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

ABD dizisindeki laptop'un anlattığı!..

Müttefik falan değil…

Dost ise asla!

Sadece çıkarları söz konusu olduğu zaman;

Sözde dost!..

Sözde müttefik!..

Kendilerine muhtaç olduğunuz zaman hem sırtınızı sıvazlarlar hem de kanınızı  emerler!..

Çünkü en iyi yaptıkları  dostluk budur!..

Ya onlara biat edeceksin yada onlara karşı  kurtuluş savaşı vereceksin!..

Hep öyle olmadı mı?

Türkiye ne zaman kendi ayakları üzerinde durmuş ve yükselmeye başlamışsa, başına bela olmuşlardır!..

Her türlü entrikayı çevirmişlerdir…

İhtilallerin, terörün arkasında hep onlar olmuştur!..

Yaşadık  ülkemiz içerisindeki FETÖ tipi ajanlarını ve işbirlikçilerini hep devreye sokmuşlardır!..

Bu  vatanın başına bela olan bütün olayların arkasında onlar olmuştur!..

Ama hiç haberleri olmamıştır!..

15 Temmuz  milat oldu.

Türk milleti ilk kez karşısındaki gücün kim olduğunu görerek  büyük bir uyanışa imza atarak tarih yazdı…

Devletinin, liderinin arkasında durdu..

15 Temmuz akşamı Türk milletinin darbe girişimine dur demesi  onları öylesine çıldırttı ki yaşadığımız bütün sıkıntıların kaynağının onlar olduğu belgelendi…

Gezi olaylarının, 17-25 Aralık yargı kumpasının, MİT TIR’ları vakasının ve son olarak 15 Temmuz hain darbe girişiminin arkasında FETÖ taşeronu ile onların olduğu apaçık ortaya çıkmıştır…

Her birinde milletin duvarına çarptılar.

Türkiye’ nin eski Türkiye, Türkiye’ yi yöneten iradenin eski irade olmadığını gördüler..

Bugün önümüze konulan örtülü silah ambargosu, Rusya ile füze alımı anlaşması nedeniyle  gelen tehditler Türkiye’nin ne kadar doğru yolda olduğunu gösterdi..

Bakın!

Eski dünya düzeninde ABD, Rusya ve Bağımsızları temsil eden Tito üçgeni vardı…

Şimdi TİTO yok ama  onun yerini alan  ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen dünyadaki bütün mazlumların  lideri olduğu bas,bas bağıran yüzlerine karşı söyleyen bir  Recep Tayyip Erdoğan  gerçeği var…
Hani ‘evdeki hesap çarşıya uymadı’ deriz ya…

 ‘Nereden çıktı bu adam? Sessiz ve derinden ülkesini güç haline getirirken bizi  uyutup kullandı.’ diye  panik içindeler..

Korkuyorlar!..

Kimler?

ABD’si, Batı’sı, NATO’su!..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki kendi silah sanayini dahi geliştirmeye başlayan Türkiye’nin küresel güç olmasının  önüne geçemiyorlar…

Diyorlar ki ‘Sen  kimsin, sen nasıl bize biat etmeyip meydan okursun…’

İşin özü işte bu…

***

Bakın ABD’nin gerçek yüzünü yüzlerce kez gördük!..

Yine görüyoruz..

İşte son olarak ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda çalışan ve ajan olduğu ortaya çıkan Metin Topuz’un tutuklandıktan sonra kullandığı telefonun şifrelerinin kırılması ile kimlerle bağlantısı olduğunun ortaya çıkması her şeyi gözler önüne serdi…

ABD’nin gerçek yüzü bir kez daha belgelendi…

Neden büyükelçilikteki ajanı  Topuz’un telefonunu istediği çok iyi anlaşıldı…

Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmeyi hedefleyen 17-25 Aralık kumpasında  ajan Metin Topuz’un FETÖ’cü Zekeriya Öz gibi savcılarla  ve emniyet ile nasıl ilişki bağı olduğu resmen ortaya çıktı...

Bakın!..

ABD o telefonu Türkiye’den isteyince bundan  2015 yılından buyana ABD’de yayınlanan ama ülkemizde fazla konu olmayan bir dizi aklıma geldi…

O dizide de konu  ilginç bir şekilde bugün ki gibi Türkiye düşmanlığı üzerine kurulmuş…

İşin enteresan olanı o dizi bugün istenen telefon krizi ile çok bağlantılı!

O dizide  ABD  ile Türkiye arasındaki kriz Türkiye’den istenen bir laptop üzerine !..

İlginç değil mi?

17-25 kumpasına giden yolun anahtarı gibi!..

Anlatalım...

2015 yılında yayınlanan Amerikan CBS televizyonunun en çok izlenen dizisi Madam Secretary’nin son bölümünde konu Türkiye olmuştu!..

İstanbul  Tarlabaşı’nda operasyon yapan CIA ajanlarından birinin ölümünün ardından Ankara’ya giden ABD Dışişleri Bakanı ile Türk meslektaşı arasındaki diyaloglar ve dizideki Türkiye enstantaneleri hiç de iç açıcı değildi.

CBS’te o dönem pazar akşamları yayınlanan popüler dizinin 15’inci bölümünde İstanbul Tarlabaşı’nda yaşanan çatışmada ABD vatandaşı BrettBoris, İranlı SamilaMahdavi adlı kadın ve 2 Türk vatandaşı hayatını kaybediyor.

Bir dükkanın güvenlik kamerasına yansıyan olay görüntülerinde çatılarda sniper tüfekli ABD ajanları açık bir şekilde görülüyor.

Türk hükümeti ABD’den beklenen açıklama gelmeyince, ‘CIA İstanbul’da adam kaçırmak için operasyon yaptı. Türk vatandaşları öldü’ diyerek videoyu tüm dünya televizyonlarına veriyor.

Bunun üzerine ABD Başkanı ‘Bu Türklerle ne yapacağız? İstanbul sokaklarında benim kuklalarımı yakıyorlar’ diyerek kurmaylarını topluyor.

Başdanışmanı, ‘Türkler son zamanlarda iyice güvenilmez bir müttefik oldu. Elçilerini kovalım. Karadeniz’deki ortak askeri tatbikatı iptal edelim’ diye tavsiyede bulunsa da dizinin başrol oyuncusu olan ve ABD Dışişleri Bakanı rolünü oynayan eski CIA analisti Elizabeth McCord (TeaLeoni) Türkiye’ye gizli bir seyahat yaparak durumu düzeltmeyi öneriyor.
 
ABD’li Bakan, Ankara’ya varır varmaz elçilikten CIA ajanlarının peşinde olduğu İranlı kadına ait bilgileri alıyor ve Türk polisinin kadının cesediyle birlikte bir de laptop ele geçirdiğini öğreniyor.

McCord, ertesi Sabah Türk Dışişleri Bakanı Ozan Canoğlu ile bir araya geldiğinde hem ABD’li ajanın cesedini ve hem de laptopu talep ediyor.

Ancak Canoğlu, ‘Hem topraklarımızda operasyon yapıyorsunuz hem de böyle davranıyorsunuz. Bir operasyon da Ankara emniyetine yapıp laptopu alın’ diye yanıt veriyor.

Ardından ‘Bugünlerde çok popüler bir adamım’ deyip İranlıların da laptopun peşinde olduğunu belirterek, ‘Onlarla bir doğalgaz anlaşmamız var’ diyor.

ABD’li bakan ise Türkiye’ye çok daha ucuza Amerikan doğalgazı satabileceklerini söylüyor.

Canoğlu bu teklifi, ‘Cumhurbaşkanı Kozlu’ya ileteceğini’ belirtiyor ardından teklif kabul ediliyor. Ancak Türk hükümeti laptopu İranlılara teslim etmeye karar veriyor.

Bu sırada Ankara’da bulunan İran Dışişleri Bakanı da ABD’li bakana, ‘O kadının CIA için çalıştığını tespit ettik. Başkanınıza söyleyin nükleer barış görüşmelerinden çekiliyoruz’ diyor.

Dizinin sonlarında CIA’nin ABD hükümetinden habersiz bir şekilde İran’da bir darbe planladığı anlaşılıyor.(1).

Dizideki diyaloglarla Türkiye başkanlık sistemiyle yönetilen bir ülke olarak görülüyor.

Türkler çıkarcı, Türkiye ise gelişmemiş bir Ortadoğu ülkesi ve ABD için güvenilmez bir müttefik olarak aktarılıyor.

***

Sevgili okurlar dizideki konu çok ilginç ve tanıdık  mesajlar taşıyor..

Ve işin ilginç olanı 17-25 Aralık kumpasının nedeni, Türkiye’nin İran ile Halk Bankası aracılığı ile kurulan ekonomik işbirliği ve altın-petrol ilişkisinin ABD’yi  rahatsız  edip  tepki göstermesi olduğu bugünlerde ortaya çıkmadı mı?

Çıktı!..

O günlerde  Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı için İran ile ekonomik işbirliği yapıp ABD’ye karşı durduğu için  kumpasa kurban giden eski bakan Zafer Çağlayan için geçtiğimiz aylarda ABD’de de alınan  tutuklama kararı o dizideki  ABD tarafından istenen o lap top  için çok şey çağrıştırmıyor mu?

Yani 17-25 kumpasına   o bakanların kurban gittiği artık tescilli!..

Reis’in yerinde olsam  17-25’de  kumpasa kurban gittiği belli olan ve ABD tarafından tutuklama kararı alınan Zafer Çağlayan’ı yeniden bakan yaparak  ABD’ye en güzel cevabı veririm...

Çünkü o gün Bakan Çağlayan  ülkesinin milli çıkarları için milli bir duruş ortaya koyarak ABD’ nin baskısına rest çekerek hedef olduğu ve hakkında bugüne kadar görülmemiş şekilde tutuklama kararı çıkarılması ile net şekilde ortaya çıktı!.. 

***

Şimdi bir düşünün ABD’deki o diziyi!

Dizi halen devam ediyor mu bilmem!

Ama o dizi, bugün Türkiye ile ABD arasında büyükelçilikte çalışan ajan olduğu ortaya çıkan Metin Topuz krizi ile   ne kadar benziyor değil mi?

Dizide CIA tarafından İstanbul’da   öldürülen İranlı kadının laptopunun ABD tarafından istenmesi ile  bugün büyükelçilikte çalışan ve yakalanıp tutuklanan ajanın telefonunun ABD tarafından ısrarlarla istenmesi ne kadar benziyor değil mi?

Kısacası;

Türkiye  bugün bir başka bağımsızlık savaşı veriyor…

Çünkü üzerindeki ölü toprağı atarak küresel güç olma yolunda dev adımlar  atması  birilerini korkutuyor!

Kyn: Turkishny-LeadingTurkish (3.10.2015) ABD dizisinde Türk düşmanlığı