22 Ağustos 2017 08:20

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

16 Nisan Öncesi "Kontrolllü" Karanlık Hesaplar!

Referandum öncesi siyasi olarak son yazımız olmuş olsun inşallah.

Aslında Cuma günleri yazı yazma adetim yoktu lakin izlemiş olduğum bir video ve sair sebepler ile bu yazıyı yazma gereksinimi duydum.

Balıkesir’deki Kılıçdaroğlu’na yapılan askeri karşılama son bir yazı daha olsun dedirtti.

15 Temmuz için "kontrollü darbe"  diyen Kılıçdaroğlu kullanılarak 16 Nisan için "Kontrol!"   mesajı mı verildi? 

Sonrasında birkaç gün öncesinde bir bisküvi firmasının tehdit kokan sözüm ona şaka gereği yayımlanan reklamı tekrar aklıma geldi.

Kuruntuvari gibi düşünülebilir lakin bunların her biri acaba kademeli olarak işlenmeye çalışılan karanlık hesaplar mı diye düşündüm?

Yaklaşan tarihi referanduma sayılı günler kala, anketlerdeki “evet” yüzdesinin arttığını gören gâvur Avrupa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üstünden karalama kampanyasını ciddi bir şekilde arttırmaya başladı.

Sadece Cumhurbaşkanını değil seçime gidecek bütün vatandaşlarımızı alay konusu yapıp hepsini aşağılar biçimde ahlaksız ve seviyesizce propaganda yapıyorlar.

Peki, seçimlerimize bu kadar müdahale etmek istemeleri, iç siyasetimize karışmaları, insanlar üstünde algı yaratmak istemeleri neden?

Neden Türkiye insanının özgür iradesine bu sefer bu kadar yoğun bir şekilde dokunmak istiyorlar?

Uzun uzun anlatmak yerine özetleyebiliriz.

Ülkemizin refah seviyesinin artmasını, birlik ve bütünlüğünün devam etmesini istemiyorlar.

En çok korktukları şey Türkiye’nin İslam sancaktarlığını devam ettirmesini istemiyorlar.

Bugün sosyal medyada gezerken sanatçı Meltem Cumbul’unda "reklamlar" diyerek gündeme getirmeye çalıştığı, Alman Satış Pazarlama televizyon kanalında yayınlanan bir videodan küçük bir kesite denk geldim.

Videonun içeriği, Türkiye halkını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı baştan sona aşağılayan ve hakaret eden içeriklerle dolu.

Taksim Meydanı’nı dolduran vatandaşlarımızı ve kendi ülkelerindeki zulümden kaçıp Ensar Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecileri birer mikrop olarak görüp, Cumhurbaşkanını da halkına ve dünyaya karşı düşman olarak göstermeye çalışıyorlar.

Her milletten insana Ensar olan bir Cumhurbaşkanına bu hakaret ve iftiralar ne kadar doğru?

Yurt dışındaki ciddi seçmen kitlemize yapılmaya çalışılan bu algı yönetimi ve saldırı, bilinçli yurttaşlarımızın verdikleri tepkiler sayesinde zaten ters teptiğini biliyoruz.

Son viraja girildiğinde ülke içerisindeki “hayır” kampanyasının mihmandarları, bilmem nerelerini dayadıkları terör örgütleri ve gavur Avrupa’nın yapmış olduğu propagandaya istinaden halen ülkesinin bekasını düşünmeksizin sadece siyasi ideoloji ile mi sandığa gideceğiz?

Bütün bunları tahayyül ettiğimizde pazar günü belki de yeni bir yüzyılın zemininin inşa edileceği saatleri yaşayacağız.

Vatanını ve ülkesini seven, bekasını ve istikbalinin hür bir şekilde devamını arzulayan vatandaşlarımızın ülkesine yapılan bu çirkin hakaret ve ittifak karşısında dik durmaları, hakaret ve subliminal mesajlara gereken cevabı Pazar günü vermeleri gerekir.

Bu oylama da herkesin hangi oyu attığının önemi çok!

Zira bu sefer bir ideoloji savaşı değil geleceğimizi inşa ediyoruz.

Ve bu inşanın kimlere karşı olduğu aşikar ortada!

Sadece vatandaşlarımıza düşen Kur’an ifadesi ile “akletmezmisiniz?” şeklinde duyarlılık sergilemesi kafi.

Ülkemiz üzerinde medya ve sair kanallarla düzenlen bu Haçlı İttifakının farkında olup bilinçli bir vatandaş gibi ülkemize göğüs germemiz gerekiyor.

Cemil Meriç’in çok sevdiğim kitabı Umrandan Uygarlığa ilk satırları aynen şöyle

” Bütün Kur'an'ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın! Avrupa, maddeciliğine rağmen Hristiyan’dır. Sağcısıyla, solcusuyla Hıristiyan. Hıristiyan için tek düşman biziz…”

Cemil Meriç’in de dediği gibi Avrupa için tek düşman biziz. Yani İslam!

Bu algı oyunlarına, aşağılamalara milletçe karşı durmalıyız vesselam…

twitter.com/msbeser
facebook.com/msbeser

msberser@gmail.com