25 Temmuz 2017 01:28

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

15 Temmuz'un Gösterdikleri

 

15 Temmuz’un sene-i devriyesine ulaştık. 15 Temmuz kahraman bir milletin kutlu bir zaferidir. 15 Temmuz’da yazdığımız zaferi doğru düzgün anlamak ve anlatmak boynumuzun borcudur. Kahraman Türk Milleti anlı şanlı bir zafer yazmıştır.

Müteakkip süreçte garip gurabayı cezalandıran Fransız İhtilali’nden ya da global bir monopol düzeninin kuruluşunu tescil eden ABD’nin bağımsızlık savaşından daha büyük bir demokrasi zaferidir 15 Temmuz. Magna Carta’dan çok daha önemli bir toplumsal sözleşmedir.

 

15 Temmuz Bize Ne Gösterdi?

Her şeyden önce ‘mücahitler müteahhit olmamış’ı gösterdi. Mütedeyyin kesimin dini değerlerine bağlılığını kendi uçucu-romantik Marksçılığı ya da Liberalciliği ile karıştıranları ayıltan bir tokattır 15 Temmuz. Mütedeyyin kesime de ceddinden tevarüs ettiği ali değerleri gerektiğinden kuvveden fiile nasıl geçirebildiğini tekrardan göstermiştir.

Demek ki birilerinin yaşamayı istediği kadar birileri de şehit olmayı istiyormuş. Demek ki birilerinin korkuları birilerinin rüyaları imiş. Demek ki kapitalizm ve materyalizm bu büyük milleti esir alsa da satın alamamış. İnsanların vatan, bayrak, millet, devlet, ümmet, din, Allah ve peygamber gibi kendilerini aşan kavramları varmış. Demek ki birileri için hayat mideleri ve apış aralarından ibaretken birileri için kalpleri ve ruhlarından ibaretmiş.

15 Temmuz modernizmin yaygın ve etkin dini olan kapitalizme atılmış bir tokattır. Sabah akşam kutsama ayinlerine her yerde maruz kaldığımız materyalizme vurulmuş bir darbedir. 15 Temmuz aklını veya ruhunu şeytana ve şeytani odaklara kiralayanlar ile kalbini ve ruhunu Allaha satanların arasındaki farkı ortaya koyan mükemmel bir mikyastır. Tanka kafa tutanla bankamatiğe koşan arasındaki farkın en bariz örneğidir.

 

15 Temmuz ‘Onlar’a Ne Gösterdi?

İnanmış insandan daha güçlü bir silah olmadığını bir daha gördüler. Hız ve haz çağı olarak dizayn ettikleri ve insanları maneviyattan arındırdıklarını sandıkları bir devirde tam aksine muazzam bir adanmışlık ve manevi değerlere bağlılık örneği gördüler.

Gerek gazete manşetleri, gerek korkunç bütçeleri olan uluslararası STK’ları, gerek devletleri ve gerek uluslararası örgütleri ile darbe girişiminin başarısızlığına gözlerimizin önünde ağladılar, sızladılar. Daha şehitlerimizin kanı kurumadan manipülasyona başladılar. Kaçan darbecileri ve vatan hainlerini korudular, kucaklarında oturanlara da daha kuvvetli şekilde sarıldılar. Ancak bunların hepsinin ileride bir sonucu olacağını ve zulme yardımcı olmalarının öyle ya da böyle karşılarına çıkacağını öğrendiler.

Kendilerini seçilmiş grup olarak gören, bu ülkenin insanına tepeden bakan ve kendilerinden olmayana kesinlikle hayat hakkı tanımayanlar da ne kadar çarpık bir anlayış benimsediklerini anladılar. Bu milletin irfanı, basireti ve ferasetinin yıkılmadığını ve dimdik ayakta durduğunu gördüler.

İslam Dünyası’ndaki Türkiye ağırlığını hissettiler. Erdoğan’ın 15 yılda canı pahasına ortaya koyduğu büyük işlerin ve insan üstü performansın ümmet adına neye tekabül ettiğini anladılar. Erdoğan’lı Türkiye’nin kimleri korkuttuğunu ve kimleri ümitlendirdiğini iyice kavradılar.

 

Hamdolsun!

Akif merhum ümmet ve millet adına çekilen zulümleri görünce Rabbi Teala’ya şöyle şikayetlenirmiş: ‘Ya Rabbi, Asr-ı Saadet olmasa da hiç yoktan bir Fatih ya da Kanuni döneminde yaratsaydın beni!’  28 Şubat sürecinde aynı duayı edenleri gördüm. 28 Şubat öncesi zaten malum. Çok zulümler yaşadı bu millet. Ancak ben bir 15 Temmuz şahidi olarak Rabbime hamd ediyorum. Asrı Saadet ve diğer peygamberlerin dönemleri bir tarafa, ben bu zaman dışında hiçbir zamanda yaşamak istemezdim! Bu kadar şehidin, bu kadar gazinin ve bu kadar kahramanın olduğu bir toplumda bana da yer verdiği için Yüce Rabbime hamd ediyorum. Bütün bunları düşündükçe ruhumda geniş bir dalga kabarıyor ve ışık etrafında dönen pervaneden ziyade denize kavuşmuş dalga gibi hissediyorum kendimi.

Ne güzel demiş İstiklal Şairimiz:

Asım’ın nesli.. diyordum ya.. nesilmiş gerçek,

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek!

Kızıma Not: 15 Temmuz’da doğdun. Aslında 15 Temmuz sadece senin değil bütün bir milletin yeniden doğuşunun sembolüdür. Geçen sene bugün yazdığımız şanlı destan Yüce Allah’ın izniyle kuşaklar boyu anlatılacaktır.