26 Mayıs 2017 08:24

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

15 Dakikada Evet!

Faşizmin ve ırkçılığın tırmanışta olduğu Avrupa ve dünya siyasetinde kimsenin birbirine tahammülü kalmadığı dönemleri yaşıyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkaniyetli liderliğini bir kez daha göstermiş oldu.

Cumhurbaşkanı tarihe tanıklık etmiş olduğumuz referandum sürecinde  “hayır” kampanyası çalışmasını yapanların çadırına giderek görevlilerin ve vatandaşın hallerini, hatırlarını soruyor ve yaklaşık 15 dakika sohbet ediyor.

Gelin birlikte hemen zihinlerimizdeki taze bilgileri yoklayalım.

Daha yeni görevine başlayan ABD Başkanı Trump’ın göçmenleri ve Orta Doğu vatandaşlarını ülkeye sokmak istemediğine şahit olduk.

Sözüm ona medeniyetin göbeği denilen gavur Avrupa Birliği üyesi Hollanda’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin değerli kadın Bakanına yaptığı çirkin saldırıyı henüz zihnimizin arkasına bile atmadık.

Emin olun ben saymaya ve yazmaya kalksam sizler bu faşist ve ırkçı örneklemleri fazlasıyla dillendirebilirsiniz.

Bütün bunları göz önüne alıp hepsini vicdan ve hakkaniyet terazisinde tarttığımız zaman sizce bu üç davranıştan hangisi daha insanca ve daha medenice?

Cumhurbaşkanımız çadırda görevlilere ve vatandaşa Niye hayır diyorsunuz?” diye soruyor ve aldığı cevap şu:

- Çağdaş bir yaşam içinhayır”!

Göğsünü gere gere bu şekilde gerçekten inanarak bu cevabı verebiliyorsan zaten insanın yüreği otomatikman Evet diyor.

-“Ülkede ikilik çıkarıyorsunuz, ayrıştırma yapıyorsunuz” diyen vatandaşın Ana Muhalefet parti liderinin alevi olduğundan haberi yok herhalde.

-Bir başka “hayır” demelerinin sebebi; ecdadımız, tarihi değerimiz Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim.

Bu büyük Osmanlı Padişahının isminin kullanılmasından rahatsız olan insanın tarih bilgisinden, tarih bilincinden, ecdadına, inanç değerlerine, geçmişine ve büyüklerine olan saygısından şüphe ederim.

Tarihini ve kadim kültürünün dokusundan uzak kalmış insanlarımızın dillerine pelesenk etmiş oldukları Avrupa tarihine, kültürüne sahip çıkıyor ama biz yaşatamıyoruz hicvini hatırlatırım.

Kadim kültür ve tarihine bihaber şekilde nefes alanları uyarmak görev gereğidir düşüncesi ile serzenişimi dile getiriyorum.

Sana gösterilene istinaden yaşadığın gibi inanır ve geçmişine sahip çıkmazsan kültürel ve tarihsel yozlaşmamız kaçınılmaz olur tabii ki.

Cumhurbaşkanına karşı “hayır” sebebi olarak dile getirilenleri dinlediğimiz ve değerlendirdiğimizde acı bir gerçekle yüz yüze kalıyoruz.

Hayır kampanyasını sokakta yürütenler neden “hayır” dediklerini dahi bilmeksizin sadece ideolojik dürtülerle hareket ediyorlar.

1980 darbesiyle gelen Anayasanın ne olduğundan, yeni gelecek olan Anayasadan ve sistemin içeriğinden zerre haberleri yok.

Darbe Anayasasıyla birde Yeni Anayasayı yan yana koyup karşılaştırdıklarında, rasyonel bir insan (akla ve düşünce ya­salarına uygun olan) olarak istikbal için hangi modelin daha uygun olduğunu açık açık göreceklerdir.

Hüsnü-zan ile düşünüp, Cumhurbaşkanının sorusu karşısında sığca verilen cevapların bilgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum.

Yoksa bilerek, isteyerek insan bu şekilde konuşamaz.

Peki, gelin birlikte bu yaşananlara istinaden şu soruyu kendi kendimize soralım.

Acabahayır” kampanyası için görev yapan arkadaşlar ve bu arkadaşların vatandaşa anlattıkları gerçekten Yeni Anayasa hakkında bilgi sahibi olmadıklarından mı kaynaklanıyor?

Yoksa ideolojik ve yaşadıkları gibi inandıklarından mı kaynaklanıyor?

Yeni Anayasa hakkında gerçek bilgi sahibi olmaları ve bu gerçekleri anlatmaları durumunda hem kendilerinin hem de vatandaşın kararları değişir diye mi korkuyorlar?

Zira bir insanın hayır” kampanyası yapılan çadırda bile Yeni Anayasa hakkında sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmeleriyle 15 dakikada kararların değişebileceğinin canlı şahidi olduk.

Doğru bilgileri ideolojisine bakmaksızın vatandaşı ile  bütünleşip 15 dakikada neden “evet” denmesi gerektiğini anlatan kişi ise “hayır”’cılara göre “tek adam”.